sitarali

Durum: 127 - 0 - 0 - 0 - 17.07.2009 11:10

Puan: 1115 -

11 yıl önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 7

eşkiliufaksözlükte tanışıp akraba çıkmak

öyle garip bir durum ki...

anneler-babalar birbirini çok yakın tanır, çok iyi dostlardır/akrabalık bile vardır... bu durumdan haberdar olmayan dost ebeveynlerin evlatları sözlükte birbirine uzaylı gibi bakmaktadır... derken bir vesileyle durumun farkına varılır... bakılır ki sözlükte uzaylı gibi bakışan kişiler birbirinin anneannesinin bile adını bilmektedir, tanımaktadır... bir garip sevinç kaplar bünyeyi, tarifi zor bir ruh halidir bu...

acaip mutlu olunur vesselam...

kapali mekanlardaki sigara yasagina anteplice tepkiler

bobaaza rahmet yoorum...

esas da eyi oldu heeerif... he he, eyi oldu eyi...

bey veled

orta asyadan gelip önce sivas ve yozgat dolaylarında yerleşen türkmenler, kah kendi istekleriyle kah devletin zorlamasıyla iç anadoludan güneye göç ederler. çok meşakkatli geçen bu yolculukları esnasında maraş topraklarına ulaşırlar. maraş yakınlarında kısa bir süre için konakladıkları esnada mürselli oymağı ile emirli oymağı arasında kavga çıkar. maraş beylerbeyi her nedense mürselli oymağını himaye eder. emirli oymak beyi küçük alinin oğullarının hükümete teslim edilmesini ister. bunun üzerine ali bey bin çadırdan ibaret olan oymağını oradan kaldırıp maraş'ın doğusundaki kapu-çam'ı denen yere kondurur. durum, bütün iskandan sorumlu kadıoğlu yusuf paşa'ya bildirilir. yusuf paşa bunları takiben kapu-çam'a gelir. önündeki ilk çadırlara "siz kimsiniz?" diye sorduğunda "biz de türkmenlerle birelliyiz" diye cevap alır. bunlara aşirete katılmaları emredilmesine rağmen "biz mürsellilerle bir arada gitmeyiz" diye reddederler. yusuf paşa bunları gaziantep'in güneyine, çobanbey ve alimantar havalisine iskan edilmek üzere gönderir. emirli oymağı bu mıntıkaya yerleştikten sonra isimleri birelli olarak kalır. elbeyliler de bunlardan olup, culap'a gitmedikleri için bugün bazı barak ve türkmenler, bunları iskan saymazlar. "elbeyliler iskana katılmamış" derler.

küçük ali bey'in oğullarının hükümete tesliminin istenmesi üzerine söylediği türkü:

su kenarına dikerler söğüdü
söylerim söylerim almaz öğüdü
adam kendi eliyle bir yiğidi
bile bile cellada teslim eder mi?

atlara yonca biçelim
beş yüz kefene baha biçelim
muhammed'im, küçük ali'm
bey veled'i vermeyelim.

hapana da deli gönül hapana
kahrolsun maraş seni yapana
mürseloğlu kapıların kapana
muhammed'im, küçük ali'm
bey veled'i vermeyelim.

kalkın gidelim yavrularım
taa kızılbaş'a varalım
kızılbaştan bir kız alalım
biz de kızılbaş olalım
puşt maraş'ta kalmayalım.

bey veled türküsünün başka bir varyantı da şu şekildedir:

evleri kondurduk mürde
kara bayrak saldık kürde
iki elimle düştüm derde

kalkın gidek yavrularım
hünkara asi olmayalım
düşmana karşı varalım

sabahtan uğradım erden
düşmana varalım birden
baba korkarım hünkardan

kalkın gidek yavrularım
hünkara asi olmayalım
düşmana karşı varalım

sarayın altından geçtim
dolu badeleri içtim
beş yüz kese cerene biçtim

kalkın gidek yavrularım
hünkara asi olmayalım
düşmana karşı varalım

ağ ile avlarlar bizi
öldürürler cümlemizi
ıssız korlar hanemizi

kalkın gidek yavrularım
hünkara asi olmayalım
düşmana karşı varalım.

kaynak:
korkmaz, kürşad mehmet: barak türküleri; gaziantep ticaret odası yayınları, 2008.

ezo gelin

farklı kaynak kişilerden derlenen ezo gelin türkü örnekleri:

1)
ırmak kenarına yağmaz mı dolu
eşinden ayrılan olmaz mı deli
hele taze beslediğim gülleri
vardın gittin bir kötüye yoldurdun

bir tanem aman, öldürdün beni beni
aman neneyle, zalım neneyle, ezo neneyle
yine de ne derdin varsa da de bana
bir tanem aman, ben nettim ben sana

yüce dağ başında bir oylum payam
atımızı aldılar biz kaldık yayan
ölümden korkup da sonunu sayan
yine ölür gider yar koynuna giremez

2)
seherden uğradım ben bir cerene
canım kurban olsun da gelin ezoyu görene
geyinmiş kuşanmış da dönmüş cerene

evliyi evinden eder bu gelin
ağayı köyünden eder bu gelin
dağdaki çobanı koyundan da eder bu gelin
eşinden ayrılmış da üzgün ağlar bu gelin
yaralıyım kime ben ne edem oy oy oy

ayağına giymiş de kara kundura
yandı yüreğim de döndü tandıra
minnet eyleyin dönmez mi yurduna

nen eylede gelin ezo nen eyle nen eyle
çık barak dağlarına da bizim ele el eyle
oy oy ne eyle sen nen eyle nen eyle
yaralıyım kime ben ne diyem oy oy

3)
turnayı uçurdum uruş köyünde
tilsevet köyüne battı mı dersin
bir haber almadım zambur köyünden
şibib'e tehinden attı mı dersin

hele devehöyük geçit yeridir
bozhöyük'te gümanınım biridir
alıp giden türkmenlerin eridir
bu gece kozbaşta yattı mı dersin

önünde sacır var, geçmez orayı
hep avcılar arar bahtı karayı
şaire, küllüyü hem zagarayı
bu üç köyü şavkı tuttu mu dersin

mallarım kaçaktır varma gümrüğe
geç karakuyu'dan otur düğnük'e
dön ha ezo, dön ha eski yurduna
sahiplerin seni sattı mı dersin

kaynak:
korkmaz, kürşad mehmet: barak türküleri; gaziantep ticaret odası yayınları, 2008.

ganingi satin alir

"seni sıcak tutar"

giyilen elbisenin giyen kişiyi sıcak tutacağını ifade etmek için kullanılan söz öbeği...

* ana bu gazaaa heç sevmeym ben heç de geymeym zatan, acı bunu valize goyuk baa yük etme...
+ neen ola, neyini sevmeymişing ağa? ganıngı satın alır tama, yeri maasere kütüü kimi, bohovlubok... gaz bitti donguym ana deyn beni ararsang gadangı alırım o zaman sening...

tuman

gaziantep akdeniz bölgesinde yer alsın

mehmet tekerlek

sanayi bakanlığı emekli uzmanı...

"fener"lerin yeşil yeşil ışıklarıyla allah'tan korkusu, kuldan utanması olmayan art niyetli insan müsveddelerinin keselerini aydınlattığı ahir zaman dünyasında antepli olduğuna şükretmek için 99 nedenden biri olabiliritesi yüksek kişi...

antepde çocukları severken söylenen sözler

- pissik manıııı mı ney buu?
- derding canıma gire...
- gurban olam inanıp da salana...
- aha benim elacım geldi, gel gadasını aldıım nenem gel...

tuman

sert kış koşullarının yaşandığı ülkemiz coğrafyasında, soğuğa karşı yeterince muhafaza etmediği soğuk günlerde pantolonun altına giyilen yün vb sıcak tutacak hammaddeden imal giysi... bir nevi iç çamaşırı...

orta anadoluda "iç don" tabir edilir...

aaziyn üstü şura mı

götünün gılı ağarmak

yureg oynatmasi

yaramaz çocuklar için kullanıldığını duyduğum söz öbeği...

hiyam gasabasi

nizip ilçesine bağlı belediyelik...

belediye çalışanlarının 1 karış sakalları, şalvarları, gömlek aba arası kıyafetleriyle görenlerin aklına "nerdeyim, bu nasıl resmi daire?" sorularının geldiği enteresan yer...

nüfusu olduğundan yüksek göstermek için ahalinin inanılmaz bir birlik beraberlik ruhuyla yoğun çabalar sarf ettiği, "elden gelen arda nasıl konmaz" sorusuna görsel cevap teşkil ettiği yer...

misafirperverliğin zirvesinin görüleceği gidilesi yer...

antep trafiginde cok bulunan plakalar

son zamanlarda, güzel şehrimizin sokaklarında bol miktarda gördüğümüz devasa araçların üzerindeki arapça plakalar...

"la yorum bu arablarda ne para varmış usda, o arabaları nası alıysııız, hadi aldıız diyek o cenavara benzini mazotu nası yetişdiriyseez..." replikleri gırla...

gaziantep sanayisinde kurumsallasamama

konunun gözüme çarpmasıyla yüksek lisans semineri için üzerinde çalışmaya karar verdiğim,

"aile şirketlerinde kurumsallaşma problemleri ve bir çözüm önerisi olarak aile anayasası" başlıklı, jürisi 1.5 saat sürmüş, savunmaya girmiş ama yayınlanmamış çalışmayı ortaya koyduğum,

"ben beyle bir tez çalışıym acı" diye düşünürken danışmanım tarafından bambaşka bir konunun önerilmesiyle (!)* hüsrana uğradığım günleri anımsatan sorunsal...

antep televizyonlarinda magazin programi nasil olur

"antep televizyonlarında magazin programı olmaz" önermesiyle cevap verebileceğimiz soru cümlesi...

"çünkü" diye devam edelim;
küreselleşme adlı üç perdelik (1 böl, 2 parçala, 3 yönet) 21. yüzyıl oyununun milli kültür, adab, gelenek görenek, haya, iman, töre, medeniyet adına ne varsa önüne katıp vinç gibi ezmesiyle zuhur eden popüler kültür, televole kuşağı vs vs... akımlar/mefhumlar; fransızın değme topuna tüfeğine, imkanına, kudretine direnip kanı, canı pahasına kutsal vatan toprağına ayağını bastırmayan gaziantep insanına vız gelir tırıs gider...

acı navar bizden yırag ola... kimin kimden nettiini neyniyg ola?

basra kaadı

öğrencilik hayatım boyunca evimizde hiçkimsenin itiraz edemeyeceği şekilde işbölümü yapılmasını sağlayan, 52 maddelik adalet dağılımı anayasası...

bulaşıklar 1 ay biriktirilir*, çöp eve evrilme süreci başarıyla tamamlanmıştır, her yerde izmarit görmek mümkündür artık...

ağababaları amerika'da vatan hasretiyle (!) yanan bağrını gözyaşı dökerek soğutan cici arkadaşlarımız mutfaklarının kapısına son derece düzgün bir el yazısıyla yazılarak hazırlanmış "nöbet çizelgeleri" asarken, bizim evimizde hiçbir rutine bağlı olmayan aralıklarla kurulan kurtlar sofrasında belirlenmektedir herkesin sorumluluğu... adeta dünyanın en büyük meblağlarının döndüğü bir kumar masasına oturulmuştur... masadaki her oyuncu rakiplerini yakından tanımaktadır, her refleksten bir mana çıkarılabilmektedir... heyecan doruktadır, herkes damla damla ter döker... işin ucunda saatlerce küf deryasını kulaçlayarak temizlemeye çalışmak vardır, 10 çuval çöp çıkarmak, bırakın dokunmayı görmeye bile tahammül edemeyeceğiniz bulaşıkları yıkamak... üstüne bir de köle muamelesi görmek, en az 1 hafta eğlence konusu olmak... eğer bir kız arkadaşınız varsa şanslınız; zira insafa gelip bulaşıkta size yardım etme ihtimali rakamsal ifadeyle sıfırdan yüksektir... buradan hareketle öğrencilik yıllarında bir karşıcinsle duygusal içerikli birliktelik yaşamanın faydalarını sıralarken üzerine basa basa vurgulanabilecek yeni bir madde keşfedilmiş oluyor; bilmem farkında mısınız?

lise çağındaki her ferdin hayallerini süsleyen, rüyalarında gördüğü üniversite hayatının önemli bir kesiti bundan ibarettir...

oğluna bin gurbanı bir arada çeken antep anaları, mısmıslıya mısmıslıya böötdüünüz uşaklarııızın yaşadıkları bunlar işte... bu gerçekle yüzleşing...

sözlükte ne var ne yok kontrol etmeden başlık açmak

sözlüün üzerine singmesi

elin adamının adını resmi evrağa yazıyken sonuna "g" ekleme belirtisiyle ortaya çıkan sendrom...

"celaletting"
  • /
  • 7
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 127

anteplice şiirler

sen beni sev, ben seni seviym
sen benim için yan
ben seni seve seve yaneym dutuşeiym
glasik aşk haaaaasa onu yaşiyak

ya da sevme habarın olmasıng
ben saa sevdalanıp dolaşeym
platonik aşk haaaaasa onu yaşiyak

sevdadan oturak, yiyek içek
el ele olak, gan kusak
kadana kimi aşk haaaaasa onu yaşiyak

isdiysen sevdangdan ben beni kesiym
sağımı solumu dorgeym, pıçakleym
psikopatik aşk haaaaasa onu yaşiyak

eyle sevek kine gara sevda olak
araplara benziyek, goapgara olak
gara aşk haaaaasa onu yaşiyak

yalan söylemiyek, hep dorgu diyek
barabar oturak barabar yiyek
realist aşk haaaaasa onu yaşiyak

birbirimize türkü söyliyek, mırıldanak
el ele tarlalarda, bostanlarda gezek
romantik aşk haaaaasa onu yaşiyak

pisiği, eniği sen deyn seviym
sen de horuzu, culluğu ben deyn sev
sembolik aşk haaaaasa onu yaşiyak

gel el ele dutuşup biz bizi alatireee verek
zangir zangir titriyek, amma ölmiyek
elektronik aşk haaaaasa onu yaşiyak

ahırlarda, zibilliklerde buluşak
tezek tahalaklarının dibinde oturak
otantik aşk haaaaasa onu yaşiyak

antepte avrat hakimiyeti

inkar edildiği takdirde kör zimin olunacak mefhum...

ilginç tarafı ise bu hakimiyetin zımni olmasıdır. antep ailesinde yaratılmış sahte "evin reisi bobadır, evimizin direeee, bobangız ne derse o olur" ambiansının büyüleyiciliğine kapılıp kendini aslan kral sanan herif; aslında avratın gerçekleşmesini hedeflediği amacı için daha önce kurguladığı strateji çerçevesinde sadece ve sadece kendine biçilen rolü oynamaktadır. işin sanatsal tarafı tam da budur işte; herif "herşey benden sorulur" zannıyla kartondan tahtında üfürük kraliyetinin keyfini çıkarırken ve dışardan bakan gözler de durumu "ben bilmem beyim bilir; herif ne der ola" minvalinde algılarken, aslında herkesin yaptığı tam olarak avratın gizli hedefi için "itaat" dekoru arkasına saklanmış emirlerine amadelikten başka birşey değildir...

aslında bu yaşananlar "antep avradının zekası asenadan daha kıvraktır" diye bir genelleme yapılsa; çok da yangış edilmeyeceğinin bariz ispatıdır... zira avratın bu iktidara sahip olmakta kullandığı silahlar, dünyanın neresine gidilirse gidilsin herhangi bir kadının sahip olduklarından ve kullandıklarından daha fazlası değildir... o da tüm hemcinsleri gibi çemkirir, dırdır eder, küser, başı ağrır, gaza getirir, cilve eder, yıkar yağlar vs vs... buradaki maharet ihtiyaçları önceliklerine göre sıralayıp bu çerçevede kaynakların, daha önceden tesbit edilmiş amaçlara yönelik dağılımında kusursuz eşgüdümü sağlamaktır...

sonuçta herşey yerli yerindedir; herkes düşünmesi gerektiği gibi düşünmekte, görmesi gerektiği gibi görmekte, hissetmesi gerektiği gibi hissetmekte... ormanın derin kralının planı saat gibi işlemektedir...

anteplice şiirler

sen beni sev, ben seni seviym
sen benim için yan
ben seni seve seve yaneym dutuşeiym
glasik aşk haaaaasa onu yaşiyak

ya da sevme habarın olmasıng
ben saa sevdalanıp dolaşeym
platonik aşk haaaaasa onu yaşiyak

sevdadan oturak, yiyek içek
el ele olak, gan kusak
kadana kimi aşk haaaaasa onu yaşiyak

isdiysen sevdangdan ben beni kesiym
sağımı solumu dorgeym, pıçakleym
psikopatik aşk haaaaasa onu yaşiyak

eyle sevek kine gara sevda olak
araplara benziyek, goapgara olak
gara aşk haaaaasa onu yaşiyak

yalan söylemiyek, hep dorgu diyek
barabar oturak barabar yiyek
realist aşk haaaaasa onu yaşiyak

birbirimize türkü söyliyek, mırıldanak
el ele tarlalarda, bostanlarda gezek
romantik aşk haaaaasa onu yaşiyak

pisiği, eniği sen deyn seviym
sen de horuzu, culluğu ben deyn sev
sembolik aşk haaaaasa onu yaşiyak

gel el ele dutuşup biz bizi alatireee verek
zangir zangir titriyek, amma ölmiyek
elektronik aşk haaaaasa onu yaşiyak

ahırlarda, zibilliklerde buluşak
tezek tahalaklarının dibinde oturak
otantik aşk haaaaasa onu yaşiyak

lilili calan antep herifi

(bkz: koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi denir)

herifler haaardan buleydı cihanın öteeee ucunda zılgıt çalacak başı yarım bağlı, golları uzayyolu, kelepce bilenzikli, heryeri bi batman antep avradını?? dilinge seaalık usda, yeri...

dr kursad mehmet korkmaz

gaziantep üniversitesi öğretim üyesi, türkolog**...

"barak yöresi hikayeli türküleri incelemesi" köy köy dolaşılarak derlemeler yapılmış, üzerinde yıllarca çalışılmış, yayınlanmış yüksek lisans tezi sahabi; bölgede ne gader türkü, ne gader oyun, ne gader destan varsa hepsini bilmeye ve akademik olarak değerlendirmeye ömrünü adamış bilim adamı...

çok ciddi "gaziantep düğün gelenekleri" araştırmaları yapmış, kaybolmak üzere durumda olan bir çok uygulamaya ışık tutmuş, bu hususta yayınlanmış bir makalesi de bulunan ve nice çalışmalara doğrudan ya da dolaylı katkı sağlayan akademisyen...

gaziantep yöresi halkoyunlarının tamamını hikayesiyle, ezgisiyle, tavrıyla, figürüyle, adımıyla en küçük ayrıntısına kadar bilen; oynamaktan da izlemekten de büyük haz duyan icracı...

anadolu coğrafyasında anlatılan halk hikayelerinin, özdeyiş ve atasözlerinin, seromoni geleneklerinin, söylenen ninnilerin, ağıtların, türkülerin, kına ezgilerinin vs vs tamamının gaziantep varyantlarına ulaşmaya çalışmış ve halen çalışmakta olan; ulaşabildiklerini azerbaycanda bile olsa değişik varyantlarla karşılaştıran, farkları ve benzerlikleri belirlemeye çalışan sebat insanı...

hasbelkader sözlükte adına rastlayınca beni şaşkınlığın gururla karıştığı tarifsiz bir ruh haline büründüren zat-ı muhterem...

elleri öpülesi büyük bir adam...

babam...

urumci katliami

katliam... soykırım... vahşet... mezalim...

"hepsi hrant, hepsi ermeni" olan duyarlılık abidesi soydaşlarım nerde??

nerde bu işe "one minute" diyecek "yiğit" (!) devlet adamı??

nerde her ölen insan için "burnunun direği sızlayan", gözyaşları burnunun ucunda kanaat önderleri??

sam amcanın emir ve talimatlarını beklemeye devam...

var olsun turanı irklarin bır arada yaşadiği büyük ve müreffeh devlet!!! yaşasin turan!!!

eşkiliufaksözlükte tanışıp akraba çıkmak

öyle garip bir durum ki...

anneler-babalar birbirini çok yakın tanır, çok iyi dostlardır/akrabalık bile vardır... bu durumdan haberdar olmayan dost ebeveynlerin evlatları sözlükte birbirine uzaylı gibi bakmaktadır... derken bir vesileyle durumun farkına varılır... bakılır ki sözlükte uzaylı gibi bakışan kişiler birbirinin anneannesinin bile adını bilmektedir, tanımaktadır... bir garip sevinç kaplar bünyeyi, tarifi zor bir ruh halidir bu...

acaip mutlu olunur vesselam...

antepli emo olursa nasıl olur

son zamanlarda güzide şehrimiz antep'imizde de popülerlik kazanan saçmalık... ancak antep'te, orijinal haliyle bir akıma asla dönüşmemiştir ve dönüşemeyecektir... ne demek istediğimi öğle saatlerinde kavaklıkta gezinen gençleri gözlemleyerek müşahade etmek mümkündür...

ne kadar dejenere olurlarsa olsunlar, onlar antep gençleridir; baskın antep kültürünün göz ardı edilemez etkisiyle büyümüşlerdir ve emoculuğu tercih edip annelerinin geleneklerini hayatlarından atmak istemelerine rağmen muvaffak olamamışlardır... dolayısıyla söz konusu antep gençliği açısından emoculuk bir yaşam biçimi halini almaktan ziyade, ancak dış görünüşte kısmi değişikliklere sebep olmuş bir izdüşüm olabilmiştir...

türkiye'nin herhangi başka bir yerinde çin malı telefonunun cızırtılı hoparlöründen davul-zurna/latif doğan/barak/ibrahim tatlıses dinleyen, sol gözünün önüne saçları dökülü, damalı pantolonlu, üzerine abuk subuk yazılar yazılmış gömlekli, absürt rengiyle gözleri tırmalayan converse ayakkabılı gençler göremezsiniz...

şimdi antep'ten kim diyebilir ki emoculuk gençliği etkisi altına alıp saçma sapan bir yaşam biçimi benimsemelerine neden olan yeni nesil tehlikeli bir akımdır???

antepli olmanın dezavantajları

şu saat oluk, eşkiliufaksözlüğü tergeyip leptobun başından kakamamak... sabah 8'de işe getmeliyim yauv :( amma tergeyemiym usda, hasdelik kimi tiyrekilik kimi bişey bu...

soğanlı lahmacun

arhadaşlar şu an itibariyle anneme sorarak örgenmiş buluneym ki antep usulü soğanlı lahmacın yapılır, amma dışarılıların lahmacun diye bildikleri o soğanlı şey bizim soğanlı lahmacın deeldir... bu polümüğe de son verek, anamdan da eyi bilmiyseez zahar, ayipcelik olmasın...

alternatif halfe isimleri

haddim deel amma aha bir tene de benim aklıma geldi

antep uşaa sever yumuşaa

hakkat yoorum ben bunu neen ben baaa gullanmadım ola... aklıma gelmedi zaaar. neyse, bir gardaşımızın hoşuna geder beki...
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.