hele seyle dulduya gel acik

Durum: 39 - 0 - 0 - 0 - 15.04.2010 23:25

Puan: 286 -

9 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 2

sahaya gondura firlatmak

çoktandır maça gitmeym, şimdi devam ediy mi bilmem, evvel zamanlarda antepsipor'un maçlarında çok yaşanırdı bu sahne: antep gendi sahasında alışıldık mağlubiyetlerinden birini almak üzereyse, hakem i.nelik ediyse ya da rakip takım oyuncuları pislik yapıysa seyirci galeyana gelir, ıslıklar küfürler eşliğinde eline ne geçerse sahaya fırlatırdı. stadın içinde ne bulucun da fırladıcın? daş, bozuk para, minder, gazete... o zamanlar pet şişe yok, plastik çakmak yok, çakmak dediğin dabanca gadar gıymatlı bişey... gendini eyice gapdıranlar bir nokdada dayanamaz, çıharır yumurta topuklu gondurasını atardı sahaya.

e, gondura da eyle goley vazgeçilecek bişey deel. bu sefer tribünden inip tel örgüye yapışır ve başlar iki buçukçu çocuklara yalvarmaya:

- şşii, la şu gonduranın tekini atsana bura. şşşii la iki buçukçu, sana diyim la, olum atsana şu gondurey! kime diyim la, şu gondurey at la! olum bak gelirim orıya ha!

pota yere getmek

anteplinin filim yorumlari

"kele taman bu adam geçen gün öldüydü?" (bir filmde ölen artistin bir başka filmde görünmesi üzerine nenem tarafından yapılan değişmez, standart yorum)

eli ergi

"hırhızlığa meyilli", "kleptoman potansiyeli taşıyor", "dürüst değil" anlamına gelen antepçe deyim.

şeert sınama

antep'te gullanılan bir çeşit güvenilirlik testi.

düvene alınan yeni şeerd güvenilir biri mi, eli ergi mi, hırhızlığa meyilli mi diye denemek gerekir. şeert istediği gadar sağlam referanslar sunsun ("ben filancanın ooluyum", "filanca beni tanır", "filan düvende üç sene çalıştım") bu testin yapılması şarttır.

güvenilirlik testi şeyle tatbık edilir: şeerdin görmez yanından yere bir miktar para düşürülür ya da onun görebileceği bir yere bırahılır. bi çeşit sıçan hapanına sıkıştırılmış pendir veya guş duzaana* gonmuş yemdir bu para. zavallı şeert eğer şeytana uyar da o parayı alıp cebine atarsa yanmışdır. paşaportuna "eli ergi" damgası basılır. bi daa da çarşıda golay golay iş bulamaz. oysa ahıllı şeert bu raconu bilir, o yemi yutmaz. o parayı alır "yere para düşmüş usda" deyip emaneti teslim eder, usdasının gözüne girer.

düvene yenge gelmesi

tabiy bu annadacaklarım t.ö. (telefondan önce) devrine ait. "t.ö." devri dediğim de en fazla yirmi sene ha, eyle çok da evvel deel. telefon, internet filan olmadığından hemen hemen bütün eletişim süreçleri yüz yüze gerçekleşirdi o vahıtlar. esemes* eycad edilmemişti; insanlar gendileri bizzat birer canlı mesaj olarak gidip gelirdi.

neyse, introyu gısa kesek de saded aplaya gelek:

usdanın ya da düvende çalışan halfelerden birinin avradı olan yenge tarpadanak düvene gelir. tarpadanak gelir amma eyle pattadanak da içeri giremez. memleketimizde bir avradın erkek galabalığının içine eyle gürp diye girmesi ayıptır. ta gaç-göç, haremlik selamlık dönemlerinden galma bir adetle, avrat gısmısı erkeklerin oldoo ortamlara girmez, giremez. erkeklernen dolu bir ortama, mesela, bir gaaveye, berber düvenine, triko atelyesine filan gelmişse içeri girmez, ya uzaktan gendini gösderip gonuşacağı her kimse onun dışarı gelmesini bekler ya da oralarda bi uşağa, ?acı yavrım, şu düvene gir de hökkeş usdayı çağır? der. yenge düvene niyen gelir? çoğu zaman para isdemek uçun gelir. ya alışverişe çıhıcıdır, ya hastaneye gidicidir ya da eve misafır gelmişdir ve evde ondarı layıhınca ağırlayacak yimeklik malzeme yokdur da onun uçun para ister. bir ihtimal de anasını göresemişdir, onu görmeye gidecekdir de izin isteyecekdir.

işte bu yenge düvenin etrafında bi şekilde göründöö ya da o haberci oğlan ?hökkeş usdayı çaareylar? dediği vahıt içerde ufag bir hareketlenme olur. başlar dışarı dooru çevrilir. hökkeş usda mevzuyu tahmin etmişdir. hem avradın düvene gelmesi pek hayra alamet deeldir hem de avradın esnafın içinde görünmesi canını sıhar. zatan işi gırıkdır ya da gafası ting ting etmekdedir. suratı batman kimi sallanır. singirlenir. secaatlenir. amma bi yandan da singirlendiğinden daha fazla singirlendiğini gösdermek isder. bu tavrıyla ?ben avrada göz açdırmam, yüz vermem, ona bahanın da gözünü oyarım? mesacı verir etrafa. yavaş yavaş dışarı çıhar, avradın üstüne dooru yerir. masimceez avrat bu sırada ezilir büzülür, diyeceeni en uygun biçimde nasıl ifade edeceeni düşünür. hökkeş usda yanına varır varmaz ?ne geziyn lan sen burda?? diyerekden önce bi peşinen zavırlar.

ondar orda gonuşa dursun, şindi biz gamarayı düvenin içine çevirek (gündüz ? iç mekân):

düvendeki halfeler, şeertler belli etmemeye çalışarakdan boyunlarını culluk gibi uzadıp yengeyi dikizler. zatan düvenin önünden günde üç beş avrad ancak geçmekdedir. oralıkda bi avradın görünmesi çölde bi pıngara rastlamak gadar olağanüsdü bişeydir. tabiy, bu arada hiç bişey olmamış kimi davranmaya da diggat ederler. suratlarına zorlama bi ciddiyet yerleşdirirler. kimileri birbirinin gulaana eğilip bişeyler fısıldar.

hökkeş usda yengeyle haneği fazla uzadmaz. çünkü avradın orada geçirdiği her saniye esnaf ve düvendekiler uçun bir dedigodu malzemesi dimekdir. avradı gönderip düvene döner. aynı secaat, aynı singir. bi cuvara yahar. şeerde, ?git şurdan bana bi çay söyle la? der.

hayat devam eder.

antepce ölçü birimleri

acı: azıcık, accık.

anteplinin esas, temel, evrensel ölçü birimi. bu ölçü birimiyle her şey ölçülebilir.

antepce ölçü birimleri

çirtik: küçük bir parça, bir kuple.

- acı gel de iki çirtik hanek edek.
- ne pinti adammış yoorum, bağından iki çirtik üzüm goparttık deey bizi dövücüdü nerdeyse!

antepce ölçü birimleri

çimdik: baş, işaret ve orta parmağın ucuyla tutulan.

- acı bi çimdik de duz at ağam.

ahlak oyunlari

california berkeley üniversitesi'nde, osmanlı çalışmaları ve ortadoğu tarihi profesörü olarak çalışan leslie peirce'ın kitabı. tam adı: "ahlak oyunları - 1540 - 1541 osmanlı'da ayntab mahkemesi ve toplumsal cinsiyet"

ülkün tansel tarafından türkçeye çevrilip tarih vakfı yayınları tarafından yayımlanan kitabı, peirce 16. yüzyıl ayntab şer-i sicillerini (mahkeme tutanakları) inceleyerek yazmıştır. kitapta 1540-41 arasındaki bir yıllık dönemde o çağın antebindeki "kavgacı esma kadın", "kabadayı ermeni karagöz", "yahudi sarraf matuk" gibi sıradan insanların davalarından mahkeme tutanaklarına yansıyan hayat hikayeleri anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılır.

prof. peirce 1960'lı yıllarda barış gönüllüsü olarak antep'e gelmiş, şehirde iki yıl boyunca ingilizce öğretmeni olarak çalışmış ve kendi deyimiyle buraya gönülden bağlanmıştır.

antep üzümleri

gınalı*

sert, tatlı, tuvarlak ve ufak teneli, yeen nezzetli bi tevir üzümdü.

floksera mı bitirdi, bağcılar yeni tiyek dikmeyi mi ihmal etti, ne olduysa gurudu gitti hepsi. heç bi yerde göremiym artık.

sabahın serinliğinde ortaya çıhan üstündeki o çiğ damlalarını bileme göresedim la.

antepliyi mutsuz eden şeyler

anteplice gonuşmıya özenen dışarılıların antep'e "entep" dimesi.

böön bizzat şahsen yaşadım, yahınımda bi yerde olsa "entep deel, antep antep" deyip aazının üsdüne bi dene vurucudum amma yırakdaydı. ben de mesenede titrettim acık.

kötekaşı

la yoorum bu antepliler köteen bile aşını yapmışlar.

antep uşaklarının salça arası ekmekten soona ikinci sırada gelen temel gıda malzemesi heral.

depme

kutu, kap anlamına gelen "debbe"den. örn. debbe-i revgan: yağ kutusu.

dışarılıların antepliden baklava istemesi

http://blog.milliyet.com.tr/anteplinin_baklava_isyani__anteplice_/blog/?blogno=237752

sokranmak

"soklanma" diye de telaffuz edilir. bu da "soğuklanma"dan geliy olsa gerek.

antepli esnaf isimleri

mişibişi mamet/hasan/höseyn ya da x... tam adı akılmda galmadı amma lakabı beyle.

zamanında japon mitsubishi firmasının antep bayisi miymiş, mitsubishi marka bi gamyonu varmış neymiş.

(bkz: la yorum yaşlandık mı ne?)

antep mutfağının ayrılmaz ikilileri

anteplice

türklerin en goley öğrenebileceği yabancı dil. o da şüpheli ya gerçi.

cinifaan

cingife'nin antepçesi.

cingife: şimdiki yavuzeli gazaası.
  • /
  • 2
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 39

dışarılıların antepliden baklava istemesi

ağam şindi antebin dışında yaşıyan bi antepliysen günün birinde ille başına gelir bu hadise. mesela memleketini, uşağını devşeğini, ananı bubanı göresin geldi, "acı gidiim de birez balcan kebabı, ölü mecimek aşı, eşgili ufak küfte yiyim geliym" didin ve ne biliym, sınıf arkadaşlarına, çalışıysan iş arkadaşlarına, gonşularına, asgerdeysen gomutanına filan antebe gideceeni açıkladın. biletini aldın, "aha ben gettim, haydı allasmalladık" dir dimez hemen yapışdırırlar siparişi: "gelirken baklava getir!"

ge şindi ne deyciyn buna. temam, getiriym de nası getiricim ağam/bacım? hanı parası? çorumluya leblebi mi ısmarlıyn sen? haydı hamballığından geçtim, baklavanın kilovsu neçiye* haberin var mı senin? şaha diyip geçsen şaha deel, içinde en az yüzde gırk gerçek payı var, gerçekten istiiy yani adam/gadın. annamazlıktan gelsen olmaz, adın pintiye çıhar. "he hö, olur olur, baharık hele" diye bişeyler geveler durursun. amma bi kere akliyn bi gurnasına yerleşip galır o söz.

dönüş günü geldiği vahıt, dolmalık guru balcanı, biberi, salçayı, gaçak çayı, eşgiliyi bi güzel golilere doldurur paketlersin. senin işin temam oldu amma o ayaküstü verilen baklava siparişi n'olucu? bi de baklava muhasebesine girersin. baklavanın kilovsu olmuş 32 kaat. elin boş gitsen olmaz. birine götürsen birine götürmesen olmaz, herkeşe birer gutu yapdırim götürüym desen bi aylık kira gadar bi para bağlaman lazım. eski bi yargıtay başganının dediği kimi, vicdanınla cüzdanın arasında sıhışır galırsın.

la yorum bize niyen beyle yapıysiniz siz?

bu paklava denen mübareği haci nasır camısının gapısında sebil diye mi daadıylar?

beni güllüoğlu'nun ortağı mı sandınız?

benim baklavacı düvenim mi var?

yoksa bu baklava alleben'in gıraanda* gendi gendine mi yetişiy? eyle olsa canınız sağ olsun, heç erinmem, "acı gelmişken şurdan iki şimel baklava yoluym da elediym arhadaşlarıma, onnarın da göynü olsun, dili datlansın" dir getiririm.

bana beyle yapman! bize beyle yapman! erzincan'a giden arhadaşım, ben senden tulum pendiri istedim mi? trabzon'a giden deyze, ben sana "acı navar geliyken bana bi ölbe tereyağı getir, sabahları yumurta bişiriym de yiyim" didim mi heç? ya mersin'e giden dayı, sana da "acı şeyle sulusundan bi gasa portahal getir suyunu sıhak da içek" didim mi? ya ispartalı halfem, ben senden nazaman* gül istedim ağam?

herkeş gendi şeyini yisin içsin gardaşım!



düvene yenge gelmesi

tabiy bu annadacaklarım t.ö. (telefondan önce) devrine ait. "t.ö." devri dediğim de en fazla yirmi sene ha, eyle çok da evvel deel. telefon, internet filan olmadığından hemen hemen bütün eletişim süreçleri yüz yüze gerçekleşirdi o vahıtlar. esemes* eycad edilmemişti; insanlar gendileri bizzat birer canlı mesaj olarak gidip gelirdi.

neyse, introyu gısa kesek de saded aplaya gelek:

usdanın ya da düvende çalışan halfelerden birinin avradı olan yenge tarpadanak düvene gelir. tarpadanak gelir amma eyle pattadanak da içeri giremez. memleketimizde bir avradın erkek galabalığının içine eyle gürp diye girmesi ayıptır. ta gaç-göç, haremlik selamlık dönemlerinden galma bir adetle, avrat gısmısı erkeklerin oldoo ortamlara girmez, giremez. erkeklernen dolu bir ortama, mesela, bir gaaveye, berber düvenine, triko atelyesine filan gelmişse içeri girmez, ya uzaktan gendini gösderip gonuşacağı her kimse onun dışarı gelmesini bekler ya da oralarda bi uşağa, ?acı yavrım, şu düvene gir de hökkeş usdayı çağır? der. yenge düvene niyen gelir? çoğu zaman para isdemek uçun gelir. ya alışverişe çıhıcıdır, ya hastaneye gidicidir ya da eve misafır gelmişdir ve evde ondarı layıhınca ağırlayacak yimeklik malzeme yokdur da onun uçun para ister. bir ihtimal de anasını göresemişdir, onu görmeye gidecekdir de izin isteyecekdir.

işte bu yenge düvenin etrafında bi şekilde göründöö ya da o haberci oğlan ?hökkeş usdayı çaareylar? dediği vahıt içerde ufag bir hareketlenme olur. başlar dışarı dooru çevrilir. hökkeş usda mevzuyu tahmin etmişdir. hem avradın düvene gelmesi pek hayra alamet deeldir hem de avradın esnafın içinde görünmesi canını sıhar. zatan işi gırıkdır ya da gafası ting ting etmekdedir. suratı batman kimi sallanır. singirlenir. secaatlenir. amma bi yandan da singirlendiğinden daha fazla singirlendiğini gösdermek isder. bu tavrıyla ?ben avrada göz açdırmam, yüz vermem, ona bahanın da gözünü oyarım? mesacı verir etrafa. yavaş yavaş dışarı çıhar, avradın üstüne dooru yerir. masimceez avrat bu sırada ezilir büzülür, diyeceeni en uygun biçimde nasıl ifade edeceeni düşünür. hökkeş usda yanına varır varmaz ?ne geziyn lan sen burda?? diyerekden önce bi peşinen zavırlar.

ondar orda gonuşa dursun, şindi biz gamarayı düvenin içine çevirek (gündüz ? iç mekân):

düvendeki halfeler, şeertler belli etmemeye çalışarakdan boyunlarını culluk gibi uzadıp yengeyi dikizler. zatan düvenin önünden günde üç beş avrad ancak geçmekdedir. oralıkda bi avradın görünmesi çölde bi pıngara rastlamak gadar olağanüsdü bişeydir. tabiy, bu arada hiç bişey olmamış kimi davranmaya da diggat ederler. suratlarına zorlama bi ciddiyet yerleşdirirler. kimileri birbirinin gulaana eğilip bişeyler fısıldar.

hökkeş usda yengeyle haneği fazla uzadmaz. çünkü avradın orada geçirdiği her saniye esnaf ve düvendekiler uçun bir dedigodu malzemesi dimekdir. avradı gönderip düvene döner. aynı secaat, aynı singir. bi cuvara yahar. şeerde, ?git şurdan bana bi çay söyle la? der.

hayat devam eder.

anteplinin daha çok kullandığı kelimeler

antepliyi mutsuz eden şeyler

anteplice gonuşmıya özenen dışarılıların antep'e "entep" dimesi.

böön bizzat şahsen yaşadım, yahınımda bi yerde olsa "entep deel, antep antep" deyip aazının üsdüne bi dene vurucudum amma yırakdaydı. ben de mesenede titrettim acık.

balcan zamaninin halfeler uzerindeki olumsuz etkileri

en yeen * de gurbette hissedilen etgi.

durduun yerde gözlerin dalık dalık gidiy. etrafındahılar "'hele seyle dulduya gel arhadaş' beyle derin derin ne düşünüy acebe, referandumda evet mi hayır mı versem diye mi gara gara düşünüy, rafığı mı terk eddi, gredi borcunu mu ödüyemedi, yoğusam yemen açıklarındaki yük gemisini somalili gorsanlar mı gaçırdı?" deye gendi aralarında yorum yaparken, sen başga alemlerde yok almakdasın. senin aleminde söörmelik, kebaplık, dolmalık balcanlar uçuşup duriy. kimini fırına veriyn, kimini tepsiye düzüyn, kimini zebra deseni kimi soyiyn. içinden "şindi şeyle bi balcan kebabı olsa da yisem, yarin de anam balcan dolması yapsa, bazar günü de laamacının arasına söörme yapdırsak, ana-buba, gardaş bacı, uşak devşek, ammi-dayı hep birabar yisek" deye gendi gendine gonuşursun.

işte bi de beyle adamı gendi gendine gonuşdurma etgisi vardır balcanın. artık olumlu mu olumsuz mu bilmeym.

la bu "olumsuz" kelimesinin antepçesi neydi yav?
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.