iramazan

Durum: 85 - 0 - 0 - 0 - 01.08.2011 10:22

Puan: 569 -

11 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 5

1 29 ağustos 2011 ramazan ayı

hoş gelding ya eziz mubarek iramazan.
hepiize heyirli olsun.

başa baş

yapılan bir alış verişte kar veya zarar olmaması durumudur.
- aha böön şo elimde galan malları sattım.ne kârına ne zeralına, başa baş.
+get herif, hep eyle deyn zatile.

şeert

yaşanmış olay:
(şeerdini yan dükkanin dövdüğü usdanın siğortasının atması)
-uyuz iti bile seabisi uçun dövmezler yorum, bu yaptıız iş mi yav? nası bi esnaflık bilmiym artıı.

yerli turist

boynunda fotograf makinesi, sırt çantası ,ayağında parmak arası terlik ve şortuyla ha bire etrafın fotolarını çekiyor.nasıl olsa makinede 8 gb hafıza kartı var.büyük ihtimalle çektiği fotoların çoğuna bir daha bakmayacak veya o kadar foto çekecek ki bakmaya ömrü hayatı vefa etmeyecektir. bu insanlarımız anadolunun çeşitli yerlerinden gelmişlerdir. türkiyede bir çok yeri gezmiş biri olarak şunu söylerim ki; bütün şehirlerimzin bir eski çarşısı, az yada çok attar-bakırcı-demirci-sepetci-oymacı vs gibi kökleri bin yıllara varan esnafı vardır. oysa ki yerli turist hayatında ilk defa bakır eşya görmüş gibi abartılı bir heyecanla fotograf makinesine sarılmakta ve gördüğü her nesneye adeta saldırmaktadır.oysa aynısı belki de kendi şehrinde vardır.bizim için sıradan bir yemek/lokanta bir anda aşırı popüler olmaktadır.
yerli turistin bu yersizliği komiktir.

iç turizme açılan antep

iç turizme açılan antep

son yıllarda şehrimiz bir iç turizm merkezi oldu.seyahat acentaları antebi önemli bir destinasyon haline getirmiş durumdalar.esnafın yüzü gülüyor, alış veriş şimdilik iyi gidiyor. tv programlarında antep-urfa-mardin hattı denilince akla hemen bölgenin turizm özelliği geliyor.iyi güzel hoş
fekat, şindik asıl meselemize gelek:
1-antep turizmin kirlettiği sahil şehirlerimiz gibi olmamalıdır.çünkü turizmin böyle de bir yanı vardır ve kısa vadede para kazanan esnaf dahil kimse bu bozucu-kirletici yönünü görmemektedir.
2- şehirde var olan yerel tüketim ve alış veriş alışkanlıkları bir süre sonra orada ikamet edenler aleyhine yavaşça değişme eğiline girmektedir.
3-özelllikle hafta sonraları şehir merkezinde adım atacak yer kalmamaktadır.
4-antep güzeldir elbette, otantiktir ve daha pek çok özelliği sayılabilir.ancak hemşehrilerimizin ve özellikle yetkililerin bunu her platformda olur-olmaz dile getirmeleri şehrimizi bekliyen bu olumsuzlukları tetiklemektedir.unutmayalım aslında türkiyede bütün şehirlerimizin çok köklü bir tarihi vardır, ve otantik yönleri bulunmaktadır.yani demem odur ki: bu konuda narsizme kaçan bir abartıya gitmeyelim.
5-antep bu haliyle güzeldir.turizmin antebi kirletmesine izin vermemek tüm hemşehrilerimizin ve yetkililerin boynunun borcudur.

kaşık madeni

mutfak gereçleri yapımında kullanılan paslanmaz çelik.cr-ni karışımı

satıcı--aha o elindeki tağımın fiyeti onbeş keat..
elif bacı-- yeen bahalıymış hösün ağam.(abim)
satıcı-- elif bacı öteesine göre birez bahalı amma onnar gaşık maedeni..

ispatan

ispatan otunun çok hafif kekremsi bir tadı vardır.
çiğ olarak tüketilebilir.
özellikle küfte çeşitleri+ayranla çok iyi bir üçlü olur.

saçalamak

-- paranı boşa saçalama!

-- ne gader malı varsa aleyni saağda solda saçaleyk..:(

anteplicede marka ve ürünlerin yanlış telaffuzu

philips = pilipis
ariston = aristo (filozof olan değil tabi ki!)

sen eyle belle

sen eyle belle....

iki kişi arasındaki anlaşmazlık durumunda birinin diğerine söylediğidir.

a-- benim senden elli keat alacaam kaldı ağm.
b-- ney! yog ağm yog.. geçen hafda otuz keat verikdim..onu saymeyksın..ben bilmem ağm.saa yirmi keat vericim..
a-- o otuz keat başkaydı rafıg.eyyi hetirle..
b-- sen eyle belle..benim vereceem yirmi keat.

kastel

sokak ve meydan çeşmesi

kastel eskiden bizans zamanında castellon denilen ve hemen hemen günümüzdeki işlevleri gören su yapıları imiş.bunlar yeraltında bir tünel sistemi ile birbirlerine bağlıdırlar.zannedersem islam fetihlerinden sonra da orjinal isim günümüze kastel olarak intikal etmiştir.şu varsayımı- ki zaten antepde bilinen rivayettir- ileri sürebiliriz:şehrin farklı yerlerindeki su yapıları ve kasteller incelense belki de çok eski olan kanal sistemine ulaşılabilir.

gözlemlerim;
1-tutlukta bir arkadaşın bağevinde bir yeraltı su kanalını gözlerimle gördüm.
2-şu anda restore edilen tütün hanı içerisinde de benzer bir yeraltı su şebekesi görülebiliyor.

antep medyası

radyolar bir yere kadar
ama televizyon kanalları bence tam olarak birer zevksizlik abidesi.
ne bir dekor, ne kadraj, renk uyumu hakgetire.
seçilen yazı tipleri bile acemice.oysa bazılarının on yıldan fazla yayıncılık geçmişi var.hala amatörlük hala işbilmezlik.spikerlerin makyajlarını denetlemek için inanın uzman olmaya gerek yok.besbelli ki bu işten anlayacak kimse istihdam edilmiyor.
özellikle spor tartışma programları adı altında sergilenenler... yorum yapamıyorum artık..dört-beş adam küçük bir yazıhane masasının etrafında tıkış tıkış anlamsızca laflıyorlar..
cuma geceleri yayınlanan güya dini içerikli programlar gerçekten izleniyor mu acaba?
son olarak ; reklam etiketleri ekrana öyle bir boca ediliyor ki, ekranın yarısını- bir ara göz kararı ölçtüm-
kaplıyor..lütfen ciddiyet diyorum..

antepte ramazan ayı

miyan şerbeti
bol yağlı yimekler
ifdara misafirlie getmek
söörde fırından ekmek almak
söörcüye dürüm yapıp vermek
iftar saati telaşı(aman trafiğe dikkat- heç kimsenig başı arğımasın ağm-)

herkeşe heyirli ramazanlar.

kaybolmaya yüz tutan meslekler

gaynakcılık
(laylon eşiya ve lastik ayakkabı tamir etmek)

izinname

izleme=izneme (vb şekillerde) diye duymuştum..ayrıca askıya çıkıyormuş..askı ; ilan tahtası falan oluyor herhalde.

hocaya getmek

yazın camiye gitmek=hocaya gitmek
yaz tatillerinde okulun olmadığı zamanlarda -eğer çalışmıyorsan- en yakın camiye kur'an kursuna gidilir.annelerimiz bize bezlerden çanta dikerler.içine kur'an, elifba, amme cüzünü koyarsın.
başına takke giyer arkadaşlarla grup halinde hocaya gidersin.

diyaloglar:
a-- ana bende hocaya gidiciiim..
b--tamam oolum amma hemen bırahırsan olmaz haa.

c-- la yeriin layn..geç galdık yüzünüzden..valla x- ğoca döver bizi.
d-- he lann.yerii ağm biz gidek .gender gelmise gelmesinler..

e-- sen nerdesin daha.
f-- daha elifbe deyim.amma ğoca sen eyyi olucun dedi.


g- haberin var mı la? ali kurên e geçmiş..
h-- navar! ben de amme cüzzüne geçtim..

k-- yalancının ..asdfghkgdfdsasas.?
l-- hös oolum güneh yav. tama ğocaya gidiyk..

ivez

elemi halfeye: evet olabilir.
ayrıca ivez=üvez ler sürü halinde uçuşurlar.yerden en fazla bir kaç metre havada grimsi bir bulut gibi rastgele dolaşırlar.bazen farkında olmadan sürünün içine denk gelirsin ve gıcık olursun.

-- tuuh..pırt..(aazııza - gözüüze girebiliylerdi)

eskimo

sütlüsü,çaylısı,limonlusu daha neler neler.hatta batur sahasının orada pazar günleri bir amca gelirdi mobiletli. ne kadar çok çeşidi olurdu onda.haftalığımızdan evin bize verdiği harçlıkların külliyetli bir kısmını o amcanın eskimolarına yatırdığımızı hatırlarım.

sonunda gendi eskimomuzu gendimiz yapmiya başladık.amma sabah kalhar bi bağarsınkine eskimonu gardaşın almış yimiş bile... ala-hah...(lan bu oolan ne gereksiz beyle !)

antep atasözleri

kim kazanamazsa bir ekmek parası,
dostunun yüz karası
düşmanının maskarası.

kaynak:akten köylüoğlu
(o da ilkoğulda gendilerini ziyarata gelmiş ırahmatlık ömer asım aksoy'dan duymuş)
  • /
  • 5
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 85

cücük

cücük oyunu:
oyuncu sayısında herhangi bir kısıtlama yoktur.
oyun için ; sert ve yuvarlak, yumurta iriliğinden biraz daha az irilikte ??cücük?? tabir edilen bir taş en önemli araçtır.ayrıca her oyuncunun yastı, elle kolay kavranabilecek bir taşı vardır.
oyundan önce anyalaşılır.(aynalaşmak=ebeyi belirlemek için sayışmak).ebe(ebe=uyuz) oyun sırasında diğer oyuncuları elleyip (ellemek=sobelemek) ebelikten kurtulmaya çalışır.

cücük sert bir zemine konur, birkaç metre ilerisine bir çizgi çekilir.ebe haricindeki oyuncular çizgi üzerinde durarak ellerindeki taşları uygun şekilde fırlatarak , cücüğü yerinden uzaklaştırmaya çalışırlar.cücük yerinden uzaklaşınca ebe hemen cücüğü yerine koyar, diğer oyuncular da attıkları taşlarını tekrar alarak çizgiye dönmeye çalışırlar.ebe cücüğü yerine koyup , çizgiden çıkarak taşını almaya gelen bir oyuncuyu kovalayarak sobelemek ister, bunu yaptığında ?ellen? der.böylece ellenen oyuncu yeni ebe=uyuz olur.

cücüğün atılan taşlarla en uzağa fırlatılması hedeflenir.ve cücüğün yerinden uzaklaşması kritik andır.çizgi üzerinde daha önce taşlarını atanlar koşarak taşlarını almaya gayret ederler.çizgiden çıkıp taşına almaya gelen oyuncunu tekrar çizgiye dönmesi mümkün olmayacaksa- yani ellenme ihtimali yüksekse- o oyuncu çizgi dışındaki taşının üzerine basar ve ?hör? der.taşını hörleyene ebe bir şey yapamaz.bu oyuncu sadece ayaklarını kullanarak taşını havalandırıp havada yakalamaya çalışır.bunu başardığında ?posta? yapmış olur.posta yapan oyuncu serbestçe çizgiye dönme hakkına sahiptir.

ebe bazen kızdırılır hatta ağlatılır. cücük çok uzaklara fırlar .cücüğü almaya giden ebe nin ardından türlü muzip laflar edilir. oyun bu şekilde saatlerce sürebilir.




gülle

gülle oyununun çeşitleri:

üçgen:yere bir üçgen çizilir.oyuncu kısıtlaması yoktur.oyuncular üçgen içerisine birer adet veya artık kaçar tane kararlaştırmışlarsa gülle koyarlar.üçgenden bir kaç metre ilerde çizgi vardır.amaç çizgi üzerinde durarak üçgendeki gülleleri , elimizdeki gülle ile (evcil güllemiz) vurup üçgen dışına çıkarmaktır.oyuna birinci başlamak için başlama çizgisine atışma yapılır.oyun üçgendeki gülleler bitene kadar devam eder.

daire:üçgen yerine daire çizilir.kurallar aynıdır.

karış-vuruş:iki oyuncu ile oynanır.rastgele sınırlı olmayan bir alan üzerinde oynanır.her oyuncunun bir evcil güllesi vardır.amaç rakibin güllesini vurmak veya bir karış mesafesi yaklaşmaktır.bu mesafe eller karış yapılarak ölçülür.bu yüzden karışı büyük olanlarla oynamamak gerekir.vuran veya karış getiren oyundan önce bilirlenen sayıda gülleyi rakibe ceza olarak verir.

anteplicede marka ve ürünlerin yanlış telaffuzu

philips = pilipis
ariston = aristo (filozof olan değil tabi ki!)

cayirgan

beylerbeyi köyünde sulak bir alan.küçük bir derecik kenarında eğimin az olması nedeniyle drenajın zayıf olduğu dere kenarında meydana gelmiş yemyeşil çimle kaplı olurdu.kurbağa sesleri ,kavak ağaçlarının rüzgarda salınması ne hoştu.çocuklar gendi aralarında anlaşıp 'evden hebersiz' sehre yapmiya gederdik.

a:haftiya çayırğana gidicik ,sen de gelicinmi?
b:yog ağm , anamgül bırakmazlar..
a:olum kimseye söölemeden, evden hebersiz gidicik biz de!
b:ey tamam .ben de gelirim.

deerme

deerme nin üstüne renkli keetler yapıştıridık.döndüü bille rengarenk oluydı.
bi de kıymatlı deermelerimizi sert yerlerde çalmazdık.ucundaki tomzası aşınmasın deyn.
sert yerlerde . misal çimontolu yerlerde çalınıp tomzası bozulan deerme , tartarı olurdu.bi yerde sabit dönmez ha bire dolaşırdı.buna da otuz iki mehelle tartarı denirdi.
ayrıcana , deermenin tüllü tüllü atışıları olurdu.
1-erkek atışı
2-kız atışı , kimi söz misal

antep medyası

radyolar bir yere kadar
ama televizyon kanalları bence tam olarak birer zevksizlik abidesi.
ne bir dekor, ne kadraj, renk uyumu hakgetire.
seçilen yazı tipleri bile acemice.oysa bazılarının on yıldan fazla yayıncılık geçmişi var.hala amatörlük hala işbilmezlik.spikerlerin makyajlarını denetlemek için inanın uzman olmaya gerek yok.besbelli ki bu işten anlayacak kimse istihdam edilmiyor.
özellikle spor tartışma programları adı altında sergilenenler... yorum yapamıyorum artık..dört-beş adam küçük bir yazıhane masasının etrafında tıkış tıkış anlamsızca laflıyorlar..
cuma geceleri yayınlanan güya dini içerikli programlar gerçekten izleniyor mu acaba?
son olarak ; reklam etiketleri ekrana öyle bir boca ediliyor ki, ekranın yarısını- bir ara göz kararı ölçtüm-
kaplıyor..lütfen ciddiyet diyorum..
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.