anteplice arapçanın tecavüze uğramış hali midir

bugün gaziantep ağzında kullanılan aslen arapça olan kelimelerin birçoğu türkçenin ses özelliklerine uydurulmuştur
ayvaz = ahraz sağlam = gayim
galiba = elam cimri = mıhrız
yapışkan = dıbık merdiven = süllüm

arapça sözcüklerden bir kısmı büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur:
ıvaz = ayvaz emanet = amanat
zalim = zalım ınat = aynat
dükkân = düven cahil = cahal
Âfet = afat kale = kala
refik = rafık

farsça kelimelerin de bir kısmı büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur:
ateş = ataş bahane = mahana
beraber = barabar kâkül = kekil
zira = zere avare = avara

buda antep ağzının türkçeyi arapçanın tecavüzünden kurtardığının kanıtı olabilir.
bi defa başlığın hükmü vermiş hali itici..."halidir" yerine" hali midir?" şeklinde bir tartışma başlığına ise itirazım olamaz.eğer savın doğru olduğunu kabul edersek anteplice arapçadan türemiş,tecavüz neticesinde de doğduğu için hiç bir saygınlığı olmayan bir dili konuşuyor,ve yaşatmaya çalışıyor olurduk.tabiiki arapça dan dilimize pek çok sözcük geçmiştir.farsça,ing,fr,vs etkilenilen pek çok dili inkar edemeyiz.bu durum bütün diller için geçerlidir.antepçenin veya antep ağzının taa orta asyada ki günlerimizden sözcükleri barındırdığının,azerbeycan türkçesini kurs görmeden anlayabildiğimizin dikkate alınmasını öneririm.
ayrıca aleysan kardeşimizin yazdığı örneklere diyecek yok.yaşar kardeşim de ciddi şeyler yazmış.ancak hiçbiri,benim bahse konu ettiğim şeyler de dahil tek başına antepçeye hüküm veremez.vermemelide!
bu teze şiddetle karşı çıkıyorum,
çünkü bazı üniversitelerde ömer asım aksoy'un 3 ciltlik antep ağzı ansiklopedisi * orta asya türk lehçeleri derslerine kaynak kitap olarak okutuluyor,
eğer ki anteplice tamamen arapça üzerine kurulmuş olsa idi şu an bu ansiklopedinin üniversitelerde okutulması gibi saçma bir durum olamazdı.

ayrıyaten, açılan bazı başlıkları, başka yerlerde kullanılıyor mu diye google'de arattığımda, her zaman kırgızca, azerice veya özbekçe sözlüklere yönlendiriliyorum. *

kesinlikle altı boş bir tezdir, eyle herkes anteplice hakkında yorum yapamaz, bu başlığın da adını şu an kececimamet halfemizin de bahsettiği gibi hali midir olarak değiştiriyorum.
yav araplar yillarca eğemenlığımız altinda galmiş na malum onlar bızım anteplıceyı alip arapcaya çevırmış olmasin sakin
olan her neyse tecavüz kelimesi uygun düşmemiş, elbette kültür etkileşimlerinin yakın coğrafyalarda olması muhtemeldir, özellikle islamdan sonra (muhammed in maamed olması gibi) ama kendi fikrim bizim şivemizde arapça kelimeden çok öztürkçe kelimelerin daha yoğun olduğudur.

bunu ilmi bir araştırma sonunda değil, eşim dolayısıyla çok yaşlı azeri insanlarla tanıştıktan sonra farkettim.
bakü doğumlu ve azeri olmayanlarla yakın ilişkiler kurmamış has azeri teyzeler aynı antepli gibi konuşuyorlar.
yıllarca batıda kalan eşim bile kendi akrabalarının ne dediğini çözmekte zorlanırken ben çok rahat anladım ve anlaşabilldim.bunu azeri kanallarını izleyenler farkedecektir. mesela şapşak kelimesi ortak aklıma gelirse başka örnek ekleyeceğim....
azeri türkçesiyle onlarca ortak kelimemiz varken nasıl böyle bişey söylenirki?...sadece azerice mi?...bi sürü öztürkçe kelime... türkleri orta asyaya bıraksalar en rahat iletişimi biz antepliler kurarız...nitekim kırgız dili, özbek diliyle bile ortak kelimeler var...sadece antep dili değil anadolu türkçesinin tamamı arapçanın etkisinde kalmamışmıdır?...bir çok ilim eseri farsça,arapça yazılmıştır...bu sebeple bunların olduğu kanısındayım...antepce başlı başına bir dil değil,en fazla olsa olsa bir lehçedir...arapçadan etkilenen ise türkçedir,antep şivesi değil...
eğer gündeminizi kendiniz belirliyorsanız hürsünüzdür. yok eğer güdümlü bir gündem sahibiyseniz şu halde mandasınızdır. yani hayvani boyutta değil. amerikan mandası gibi demek istedim. türkün dilinde arabi ve farisi, arabın dilinde sair ikisinin ve farsçada da diğer ikisinin eserlerinden olması kötü bir hadise değildir. ama birileri ısrarla öztürkçe falan diyerek bu milleti dilsizleştirmeye çalışıyor desek hata etmiş olmayız. bu bir zenginliktir. ve yeryüzünde kültürel zenginliklerine türk milleti kadar haylaz tavır takınan başka bir kavim yoktur. bu da onun umumen 200 yıldır hassaten de 90-100 yıldır görüp geçirdiklerinden olsa gerek diye düşünüyorum. ne anlayalım bu söylenenlerden: dil insanidir. insan denen mahlukun en bariz özelliği eğitime talime müsait oluşu bu hususta müthiş bir istidadı oluşudur. şu halde etkileşim içerisinde olan her insan müsbet insandır zira insani bir melekeyi kullanmaktadır. burada yapılacak tek bir tahlil vardır acaba bu etkileşim müspet midir menfi midir?! eğer bizim son sekizden geri sayın kaç nesil dahil etmek isterseniz (her 25 yıl bir nesil faraziyesiyle bunu söylüyorum) dahil edin evet şayet batıyı adi bir şebek gibi kopya hastalığına tutulmuşsa bu menfidir. ancak bizim dilimizin diğer dillerle ki kasdım hassaten arabca ve farsçadır, etkileşimi menfi değildir. müspettir. tekamül neticesidir. az evel vurgu yaptığım körükörüne taklid ise yozluğun neticesidir. meseleyi global kültürel emperyalizmden geriye çekip antebin şahsında müşahhaslaştırırsak, antebin bin küsür yıl bunlarla diyalogta kalıp etkilenmemesi hanzoluk olurdu. zira ancak ayı diye tabir ettiğimiz tipler anasından doğduğu gibi ölürler. işte bunlar hanzodur. insanın hanzosu olduğu gibi toplumun da hanzosu olur. zira insan bir özel kişilik toplum ise bir çok özel kişilikten meydana gelmiş bir tüzel kişiliktir.

evet ne anlamamız gerektiğinin ikinci kısmı da odur ki, etkileşim müspetse makbüldür. arkadaş kendisi misallerini vermiş adamlar almış ve benimsemiş ancak benimserken de kendi değerleri çerçevesinde kendine mal etmiş. ses uyumu gibi kurallar, telaffuz da kolaylık gibi kaygılar sebebiyle...

ingilizceden dilimize girenler hiç bir platformda bu kadar yankı getirmez her ne hikmetse... veya diğer batılı dillerden. oysa azımsanmayacak bir katma var ve bu acziyet arzıyla yapılan bir şey. neymiş efendim dilimizde telefonun karşılığı yokmuş... olmayabilir. daha bundan yüz sene evvel telefonun kendisi yoktu. telefonu biri buldu da siz adını mı bulamıyorsunuz. bence bu görülmesi gerekenleri görememe hastalığından ve birilerinin de çaldığı minareye orjinal kılıf dikmesinden kaynaklanıyor. bir yandan sürekli arapça türkçe karışıyor diye zıplarken birileri diğer yandan birileri alabildiğine e karşılığı yok diye bir şeyler pompalıyor lügatimize... ışin ilginç yanı bizim bir de tdk'mız var. allah selamet versin. bu yönden ben arapları takdir ediyorum: telefon=hatif, bakın bulmuşlar. otobüs=hafile demek ki oluyormuş... arayan buluyormuş. bizimkiler de oturgaçlı götürgeç, yok belge geçer teraneleri sayıklıyorlar. sanki inadla çirkin tabiatın kabul etmeyeceği şeyleri seçiyorlar yekdiğeri kullanılsın diye...

dil önemli bir unsurdur. diline şimdiden namussuzluk kapısını açanlar, yarın da karaktersiz dillere dillerini gelin ederler. ingilizceden tek kelime bu lugatlere gireceğine ben onlardan on kelime girmesine razıyım zira biz bize benzeriz. onlar da kendilerine...

şövenizme, menfi ırk bilincine sövüp sonra nasyonal sosyalist çakma hitler endamıyla dil avcılığı yapmak yakışı kalmayan bir davranıştır.

baştaki eğitim mevzuuna dönersek insanın nevi şahsında dahi etkileşim istem dışı olarak çalışır sürekli... insan iradesi dışında dahi eğitir kendini. tüzel bir kişilik olan milletlerin de kendini bu şekilde eğittiğini idrak edememek toplumsal hadiselere yabancılık ve aklını beynini kaptırdığı aydınlık felsefesinin yan etkisi alinatik algıdan kaynaklanan ciddi bir hastalıktır. tüm bu hastalıklı bakış ve yaklaşımlarla doğruya varmak kabil değildir. kültürlerin meşru zeminde izdivacını hayvani şehvet dürtüsüyle karıştırmak ve kuru bir cinsel ilişkiyle izah etmek doğru bir tavır değildir. izdivac bir akidle maddi ve manevi bir bağlılıktır. geri kalanı ise bir zekerin tahakküm ettiği iki varlığı temsil eder. biri geçici haz duyar sonra mahzun olur. diğeri ise her dem mahzun olur. bu ancak bizim son dönemlerde yönüm kıbleye kıblem ab'ye abd'ye dememizle başlayan süreçtir.

neymiş? tecavüze uğramak ne kadar kötüyse kendisine tecavüz edeni bilmemek de o denli kötüymüş. ahmed alır tadını, mehmed de öder hesabını. tecavüz eden bi de bize babalık yapar bak senin ırzına geçiyor senin ırzında gözü var zaten bunun der... az diyeyim çoğu anlayın işte... kitap yazmayalım...

bir de bunu tecavüz gibi arapça bir kelimeyle takdim etmek dahi söz sahibinin nasıl bir garabete düçar olduğunu isbata kafidir.

başlık sahibini esefle kınıyorum, bu düşünceyi kendisiyle paylaşanlara da üzüntülerimi ifade ediyorum. ilgililerine de bu karmakarış ifadelerden dolayı özür beyan ediyorum, ama bu kadar oluyor.
geçen gün türkmenistan belgeselini izliyorum...sultan sencer'in mezarını gösteriyor...sunucunun tanıtımından sonra sultan sencer'in türbesi ekrana geldi...türbenin önündeki tabelada "buralık" diye bir yazı vardı...işte dedim,antepçe'nin öztürkçe'yle harmanlanmış olduğunu bir kez daha ortaya çıktı..."buralık" zamirinin türkmenistan'dan çok uzaklarda kullanıldığı yegane yer antep'tir...

(bkz: eyiki antepliyik)
benzerlikler olması coğrafyanın doğal etkisidir. olsa olsa en fazla göz çapkınlığı olur *
nerden çıhiy beyle enteresan önermeler dediim başlık..!!

oğuzeli, yavızeli, turgutlu, salihli..... biri antep biri izmir örneği olsa da buralar vaktiyle turgut beyin, salih beyin, oğuz beylerinin, yavuz beylerin himaye ve yönetiminde kurulmuş yerleşimlerdir.. bunlar beylerine, toplum ve kültürlerine bağlı insanların, yerleşimlerine beylerinin ismini vermesinden bu isimleri almıştır, diğerlerinde eğer böyle isim yoksa bu beylerine bağlı olmadıklarından değil, buralarda nispeten akrabalık bağlarının kuvvetli olmasındandır.. bu ne alaka bir örnek diyebilirsiniz.. alakası şu.. 1071'den itibaren * anadolu'nun her bir köşesi türk * olmuştur.. coğrafyanın içerisinde bulunan çerkez, abhaza, zaza ve benzeri diğer toplumların daha evvelinden olan türk akrabalıkları anadoluda iyice artmıştır.. türklerin göçer halleri onların kültürlerinin ve dillerinin kaybolması değil, ammelbeter * , daha da kuvvetlenmesine ve sahip çıkmalarına sebep olmuştur.. (bkz: anteplinin bisey atmama huyu ve atilmayip saklananlar) (#44818) karadeniz, iç anadolu, egenin tamamı, akdenizin tamamı, çeşitli türkmen boylarının yerleşim yeri olmuştur.. doğu ve güneydoğu zaten coğrafyasına ve iklimine yabancı olunmayan yerler olduğu için yerleşmekten imtina etmemişlerdir.. ve oğuzların kayı boyunun yoğunluklu olarak yerleştiği anadoludan selçuklu gibi osmanlı gibi iki büyük türk medeniyeti geçmiştir.. * anadolunun konuşulan türk lehçelerine, ağızlarına, şivelerine bakarsanız ortak yüzlerce kelime çıkar.. hangi dil gelecek de böyle köklü bir kültürün diline sızacak??? tam tersi, dünyanın bütün dillerine yerleşmiş, geçmiş pek çok türkçe kelime vardır.. vikipediye girilene göre bu kelimeler ve sayıları: *

sırpça: 8995, bulgarca: 3490, yunanca: 2984, farsça: 2969, arnavutça: 2622, rumence: 2780, rusça: 2476, arapça: 1990, macarca: 1982, ukraynaca: 800, ıngilizce: 470, çince:289, çekçe :248, urduca:227, almanca :166, ıtalyanca:146, fince:115

bıçak: macarca "bicska",
cacık: yunanca "tzatziki",
dolma: ıngilizce "dolma", yunanca "dolmadaki",
köşk: almanca "kiosk",
ordu: almanca, ıngilizce ve fransızca "horde",
yelek: ıngilizce ve fransızca "gilet", ıspanyolca "gileco, jaleco, chaleco", arapça "jalikah",
yoğurt: ıngilizce "yoghurt", fransızca "yaourt", almanca "joghurt", ıspanyolca "yogur"

20000 i geçen kelime vermişiz dünyaya, biz o kadar aldık mı?? mümkün görünmüyor bana.. dikkat ederseniz buraların çoğu geçmiş türk egemenliklerinin olduğu, türk diyaloğunun geçtiği yerler..

dünyanın bizden öğrendiği pek çok kavram var.. türk kültürü ile dilinin mükemmel yapısı ve türk zekasının keşif ve icat yeteneği sayesinde çok güzel türkçeleşmiş kelimeler vardır.. arapçadan bazı kelimeleri almamız dinimizin, kitabımızın dili olduğu için son derece normal.. ibraniceden gelen kelimemiz de var.. farsçadan almamız da son derece normal, adamlar nerdeyse binlerce yıldır aynı yerde hiç kımıldamadan hüküm sürüyor. persler, iran dışına çıkmışlar mı? hayır, ama bugün farsça değil arapça konuşuyorlar?!?! dikkat edin, kültüre sahip çıkmak hiç de kolay bişey değildir.. iran kültürü doğunun tam sentez noktasındadır ve edebiyatı çok zengindir, bu yüzden osmanlı döneminde çok geçişler olmuştur.. adamlar kendi dillerini bırakmış, islam dili olan arapçayı tercih etmişler, üstelik osmanlı alfabesi ve osmanlıdan aldıkları ile bunu sentezleyerek.. bu demek değil ki bizim dilimizi mahvettiler.. bugün hala nazal n kullanılabiliyor ise bu dil capcanlı ayakta demektir..

eğer bir dil tecavüzü varsa bu geçmişte değil, günümüzde felaket boyutunda gerçekleşmekte, kaçımız fakında?

günümüzdeki dil katli.. kültür katli..!! "sorunsal" *, "operasyonel" *, "realite" *, "strüktür" *, "dişi" *, ve pek çoğu, özellikle -sal, -sel, -al, -el, -it, -iti ekleri trükçemizde olmayan ve dilimizi ciddi olarak tehrip eden kelimeler.. ingilizceye geçen topu topu 470 kelimeye karşılık dilimizin tamamını telef ediyoruz.. kısaltmalar uyduruyoruz, küçük amerikayız ya, ingilizce ile benzerlikler arıyoruz.. arapça gibi türkçe kadar güzel bir dili beğenmiyoruz.. örnek: bertaraf kelimesi arapçadır ve kelimenin tam türkçe karşılığı yoktur.. bu nedenle kullanıyoruz.. bizim boşa iş yaptığımız görülmüş mü? arapça fonetiği ve ses yapısı kaba gibi görünsede oldukça estetik bir dildir.. dünyadaki en güzel dil de türkçe'dir.. anadilim olduğu için değil, binlerce yıllık kültürün tek can damarı bu dildir, bugün dünyanın heryerinde türkçe konuşanların sayısı (bkz: tr.wikipedia.org/wiki/dosya:mapofturkishspeakers.png ) 77.000.000 (ana dili olarak), 83.000.000 (toplam) rakamlarını geçiyor.. böyle bir dilin başlıkta verildiği gibi bir söyleme maruz kalması mümkün değildir.. varsa böyle bir eylem bu olsa olsa batı dil gruplarından kaynaklanmaktadır.. canım dilim, canım memleketlim ile bugün bütün dünyaya taşınıyor.. bize düşen de anayurt olarak buna sahip çıkmak..

hal böyleyken, anteplicenin de herhangi bir dilin etkisinde kalması durumu mümkün değildir.. hele ki antep, hele ki antepli, buna ihtimal vermek bile komik geliyor.. kendine has dil yapısı, kendine has kelimeleri ve kültürü, çok çok birlikte yaşamışlığın verdiği birkaç kelimenin kazanımı ile kolay kolay bozulmaz.. bunca anlattığım şey de bu savıma en kuvvetli gerekçelerdir.. çünkü anteplice tüm fonetik ve kelime farklılıklarına rağmen öztürkçenin en içinde en özünde olan bir dildir..

* , * , * , * , * , *
bir dil neyin etkisinde kalmış olursa olsun halkın benimseyip kullandığı canlı lisan yani gündelik hayatta sıradanlıkla kullanılan her kelime her deyim artık o lisanın bir parçası olmuştur. yok orijni arapça, yok farsça aman şunun yerine öz türkçe bir karşılık uyduralım zorlamasına girerseniz hem kuşaklar arası bağı ,hem de bölgeler arası bağı koparırsınız. ben bu çabaları gülünç ve de akıntıya kürek çekme olarak değerlendiririm. çünkü su akar ve yolunu bulur. bunu ark yaparak, baraj yaparak teknoloji ile yönlendirmeye, ona hükmetmeye kalkarsanız, bir müddet size itiraz etmese de yeri ve zamanı gelir sizin o teknolojinizi kafanıza geçirir ve gene bildiği yolu bulur.

yıllardır ülkemiz ve milletimiz üzerinde oynanan oyun budur. demirperde gerisindeki soydaşlarımızın alfabeleri, dilleri zorla değiştirlip irtibatımız yani bir topluluğu millet yapan asli unsurların en önemlisi olan dil birliğimizi bozmuşlardır. dil birliği bozulup birbirimizi anlamaz hale gelince de artık birbirimizden bihaber bir yaşayışla tasada sevinçde bir olma ilkesi kendiliğinden yok oldu. tarih ise yeniden yazılmış ve irtibatı eski kuşakla ve ebeveynleriyle koparılmış yeni yetme nesile uydurma tarih empoze edilerek tarih birliği de bozulmuştur. dış ülkelerdeki soydaşlarımıza bunlar yapılırken ülkedeki hain ya da gafiller boşmu durdu? tabi ki hayır. atatürk'ün millet olma hasletlerini koruması ve en azından dil ve tarih birliğini sağlaması için kurduğu kurumlar zamanla tam aksine tutum içine girerek sözde ari türkçe oluşturma gibi saçma bir amaçla,türkçeye başarıyla monte olarak canlı lisanda yerini almış pek çok kelimeyi fonetik, filolojik ya da antropolojik delillerle elemeye tabi tutmuş ve halkın iyice benimsediği kelimelerin yerine karşılık olarak uydurukça diyebileceğimiz eski kuşağın anlayamayacağı, diğer soydaşlarımızın anlam veremeyeceği abuk subuk kelimeleri işte size öztürkçe dayatmasıyla dış düşmanlarımızın adeta anadolu şubesi gibi çalışmışlardır.

ingilizce kökenli hostes yerine gökgötürü konutsal avrat, arapça şart yerin koşul, lokanta yerine sosyal otlangaç, yumurta yerine tavuksal fırtlangaç hatta daha da soysuzlaşarak sadece arapça kökenli diye istiklal; latin kökenli diye marş kelimelerine karşı çıkmak uğruna milli marşımız olan istiklal marşına bile "ulusal düttürü "diyecek kadar ileri gitmişlerdir. bu konu çok uzun konuşulacak bir konu. lakin kısaca özetlemek gerekirse halkın sesi hakkın sesidir. ona aykırı davranmak ve zorlamak, rüzgara karşı işemekle eşdeğerdir ve bu durumda üzerine necaset bulaşması kaçınılmazdır.

şimdi bu bağlamda "aaaa baksana ammisi maşallah oolum heç antebli kimi gonuşmey aynen oldu bi ıstambullu" demek garabetini gösteren, ne olduğunu bilmeyen,geldiği yerden utanan, ya da unutmaya çalışan bir mirasyedi hoyratlığından sıyrılıp antep aksanımızı korumak, geliştirmek, gelecek kuşaklara aktarmak için burada karşılıksız bir şekilde gayret sarfederken, bu defa da tam tersi bir tutum tehlikesi baş gösteriyor bana göre. o da evden çıkan kızın artık o aileden sayılmaması gibi türkmen lisanından türeyip resmi lisanda kullanılarak tüm halkın anlayacağı biçimde yaygınlaşıp genelleşen bazı kelime ve deyimlerin "resmi aksanda kullanılan ve herkesin anlayabileceği söz ve deyişlerin sadece antep aksanıyla yazılıp konuşulması onları antep lisanı yapmaz"yaklaşımıyla reddedilmesi de bence antep aksanını konuşmaktan imtina edip istanbul aksanıyla konuşmayı bir gelişmişlik, çağdaşlık göstergesi gibi gören zihniyet kadar hatalıdır. uzun lafın kısası antep aksanıyla söylenip anlaşılabilen, temel eğitim bile almamış yaşlılarımızın kullandığı ve kolayca anyabildikleri kelime ve deyişler ve tekerlemelerin sadece; herkes bunu biliyor ve anlıyor, google'a yazınca çıkıyor ,gerekçeleriyle antep aksanı olmamakla damgalanması hatalı bir yaklaşımdır. dil ve kültür zorlamalarla, süzgeçlerle şekillendirilemez. onu bizzat yaratan ve kullanıp yaşatan halk belirler. öyle olmasaydı bu gün ben oğlumla ve kızımla, onlar ise benim anamla ve babamla anlaşamazlardı. suyun önünü set yaparak kesmek ayrı şey, kanal haline getirip kontrollü akışını sağlamak ayrı şeydir....

o nedenle antep aksanını illa da arapçanın, acemcenin vs nin tecavüzüne uğramış ya da bu tecavüzden zar zor kendisini kurtarmış bir bakire gibi görmeyelim. antep lisanı nasıl ki arapça, farsça kelimeleri ses uyumlarıyla bünyesine uydurup tabiri caizse millileştirmiş ise genel anlamlı, tüm kesimlerin ve bölgelerin anlayacağı kelime ve deyişleri de kendi öz telafuzu ile sahibinin bile anlayamayacağı bir vaziyette günlük kullanımına dahil etmiş ve sıradan eğitimsiz insanlar bile rahatlıkla bunu anlıyorsa ve sıradanlıkla kullanabiliyorsa o kelime ve deyiş öz antep lisanına dahil olmuştur. çünkü o söz veya deyimi ben resmi aksanla söylediğimde ,sözcüğü antep aksanıyla bilip kullanan anam, ninem, dedem, babam "o neyki "deyip anlamıyor ve antep aksanıyla söylediğimde ise "ey neen eyle demeyn o zeman" dediklerinde cevap veremiyorsam o zaman yanlışlık yapan benim. çünkü iki şeklini de biliyorum ama onların anlayacakları aksanla değil resmi aksanla söylüyorum.niye?ee bu söz ülkenin her yerinde biliniyor dolayısıyle artık antep lisanı değildir..

şimdi bu söz veya deyimin antep aksanı olmayacağını nasıl söyleyebiliriz. ben onu antep aksanı ile söyleyince antepli olmayanlar anlayamıyor , onun anlayacağı gibi resmi aksanla söylediğimde de bu defa onu anam babam anlamıyorsa buyrun buna bir ortak yol bulun.....ama bulunamaz. her şey kendi zaman ve mekanında yani kendine özgü şartlar altında değerlendirilmelidir. genel deyişlerin antep aksanıyla söylenegelip aksanımıza yerleşmesi sadece aksanımızı zenginleştirir. bu tür kelime ve deyişlere aksanımıza zorla girmiş "piç, nesebsiz ya da yabancı orijinli" muamelesi yapamayız..zenginlikten korkmayalım.kısırlıktan korkalım...
tabi ki aynı coğrafyayı paylaşmamızın kaçınılmaz bir sonucu olarak dilimiz de kültürümüz de araplardan etkilenmiştir. nasıl ki egeliler rumlardan ,karadenizliler gürcülerden ve lazlardan kültür ve dil alanında etkilendiyse bizim dilimizin ve kültürümüzün de arapçadan etkilenmesi aynı şeydir.ancak bizdeki fark yukarıda girilen entrilerden de anlaşıldığı üzere sadece o dildeki bazı kelimeleri türkçeleştirmemiz olmuştur.yine de arapçadan birebir aldığımız ve günlük yaşantınızda halenckullanmadığımız kelimeler yok değildir.

örneğin:
akşam hayır
alle şerefeke
ehlen ve sehlen
el haya vel iman
sadece anlamına gelen ''bes'' de arapçaymış..
denizli escort bursa escort izmir escort dudullu escort mersin escort mecidiyeköy escort gaziantep escort