abdullah gazyagci

Durum: 104 - 0 - 0 - 0 - 22.04.2010 01:03

Puan: 839 -

12 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 6

halfelik hiyerarşisi

tüm samimiyetimle söylüyorum;
benim entry sayısı az diye asla söylemiyorum; *

bence tek kıstas entry sayısı olmamalı, yani hüner çok entry girmek değil*, okunacak, sözlüğe bişeyler katacak entry girmektir... #48011

online kalma süresi*, halfelerin beğenilme oranı*, gibi şeylerde halfe hiyerarşisinde önemlidir bence...

anteplice ve ingilizce sentezi

# yeah, my düven is over there!
^ oh man! you defecated like three batman!
& hey dude, i couldn't find. where is the gider of this bath?

garsambaç

hatırlayanlar mutlaka vardır...
yeşilsu karşısındaki eski cicim pastanesi...
üzerinde plaj şemsiyesi dönerdi cihazın hani...
spiral spiral karıştırıcısı dönerdi...
önünden her geçişimde yavşlayıp bakakalırdım acep nedir bu diye...
ice slash...
bildiniz dimi?...

antepli richard

yoorum hele kim bu adam bilen, tanıyan var mı? anteptemi böyümüş?
anası bobası filan mı antepli? yaaaw yüreğim, göğsüm gabardı birden, gözlerime yaş yeridi walla...

hele bilen tanıyan varsa yazsın navar!*

fisdik gabiini doldurmaz enteynir

öncelikle bu başlığın açılması son derece yerinde olmuş ve bayaa bi kabukları doldurmaktadır.
sözlük yönetimi yazar(halfe) seçiminde gerekli titizliği göstermesine rağmen (bekleyen şeert sayısı an itibarı ile 1532 olmasından bellidir),
halâ bazı halfelerimiz açılan her başlığa bir entry girme hevesinde, ya da açtığı başlık aslında başka bir başlık altında yazılabilecekken yeni gereksiz başlık açmanın beyhude çabasındaldırar.

sanki bir entry girme yarışı varmış gibi her konuya bişeyler yazma zorunluluğunda olmaları; zaten yazdıklarından hemen kendini belli etmektedir.
başka söyleyeyim;
açtığınız her başlıkta, girdiğiniz her entryde, her harfin altında sizin isminiz, imzanız vardır ki bu da sizin nasıl bir halfe olduğunuzu hemen belli etmektedir.
bana halfe nick'ini söyle; gangırt'tan seni arayıp sana kim olduğunu söyleyeyim

bu sözlükteki yazılan herşey okumak, okunmak için yazılmaktadır.
bu sözlüğü okuyan herkese örnek olmamız lazım ki, bizi örnek alan şeertlerde öyle yetişsin.

tavsiyem entry yarıştıracağımıza, herkes sözlüğü biraz daha fazla okusun.

gayıklı motor

bmx hareketcileri

henüz 7-8 yaşlar...
aylak bir ağustos sonu ikindisi...
salça ekmek ikmali yapılmış, tabanı yanmış itler gibi sokakta oynamaya devam...
o "aylık" senin bu "gol atan kaleye" benim...
kızların etrafında "pinokyo"yu "hands free" sürmektesindir...
-------------------
- eraaayy!, mustiiii!!! koşun la koşun hareketçiler gelmiş!!!
-------------------
işteee!!! harlem rüya takımı mahallemizde!
cool hareketçiler... yüzlerinde poker ustası mimiksizlikleri ile kendinden emin ön teker üstünde geri geri...
nikelajlı bmx'ler... mahalleye bugatti girse bu kadar bakmazsın...
victoria's secret yılbaşı defilesinde konuk olsan bu kadar konsantre olamazsın bu şölene...
dondurmalar yalanmaz, kornerler kullanılmaz, darılar satılmaz...

ve hiçbirşey söylemeden, aniden, bir anda sessizce, sıra sıra, ardı sıra, vagonlar... feneralayı gibi uzaklaşırlar, pinokyo'nun yanıbaşından...

şapşak

özcan çamaşır suyu

destansı bir marka yönetimi!

havuzlu bakkal

hakkımda ne düşünürsen allah sana on mislini versin*...

horantey topluyk agam zirvesi

sözlükteki başlığında bile bir zirve yapılan*zirve...

horantey topluyk agam zirvesi

tüm gün boyunca aklım zirvedeydi ne yalan söyleyeyim;
şimdi toplanmışlardır, şimdi ciğerler ekmeğe çekiliyodur,
şimdi zeytin böreğinden çay bardakları hafiften kirlenmeye başlamıştır...
şimdi dişaraları gurdalanmaya başlanmıştır, tabii muhabbette iyice demini almıştır...
---------------
bu arada rambo mamed geldi mi zirveye cidden?
-------------------
halfelerin yorumlarını okudukça zirvenin oldukça şen geçmiş olduğu anlaşımakta, ne güzel...
appisi de tüm ama tüm halfelerin birarada olduğu bir zirveye olsun!

horantey topluyk agam zirvesi

#47730 nolu entryi okuduğumda "wallaha mı lan! rambo'da mı geliyo zirveye?" tepkisini vermeme neden olan zirve...
geçen facebook'ta rambonun sayfasını'da gördüm....
bu adamı okuyunca, resmini görünce sanki mütercim asım'da şeertlik anılarıma link verilmiş gibi derhal hatıralarım canlanmakta...
allah selamet versin...
www.facebook.com/pages/antepli-rambo/46848997682
-------------------------
bu arada herkese iyi zirveler dilerim, bizi de anmayı unutmayın, kulağımızı çınlatın isterim...

kasim ayi interaktif sozlukler siralamasi

sözlüğümüz gönlüllerimizde birinci sözlüktür. bu tarz sıralamalara itibar etmemek lazım....
neye göre? kime göre???
---------------------
bulutsuzluk özlemi grubunun kral tv müzik oskarlarında aday gösterilmişti...
fakat grup böyle bir oluşumun içinde olmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirip, adaylığın çekilmesini istemişlerdi.*

kuafor onunde yah basmak

herkes jilllet gibi... sinekkkaydı... wax ve jöle saçlara boca edilmiş vaziyette...
ceketin etiketi henüz sökülmüştür... ayaklarda yeni ayakkabı tuhaflığı hissedilmektedir ara ara...
ve gelin arabası şoförü;
sanki hicazdan hacı kafilesini memlekete getiren otobüs kaptanı gururu ve öz güveni ile sert bi frenle kuaförün önüne park eder...
sadıç atılır hemen;
" ele bi yah basag aağam!"
o günden sonra sanki sesi ona bir daha gerek olmayacakmış gibi gırtlağını parçalarcasına "yah"ı devam ettirmektedir, yağız delikanlı...
belli ki kız evindekilerin kendi arasında ondan bahsetmesini ister gibi...
--------------------------------------
içerde ses duyulduğu an bir ürperiş, bir heyecan... o günün ne olduğu hatırlanır hemen...
hafiften tüyler dikenlenmektedir sesler geldikçe bekar kızlarda;
ufaktan bi nabızda artış, allık sürülmüş gibi yüzlere biraz yürüyen kan...
her "yah" sesinde içlerindeki coşku, kalplerindeki sevinç iyiden iyiye artmaktadır...
---------------------------------------
ve gelin hanım kuaförden çıkarken;
cebinde marlborolu sadıç bir kez daha "yeeaaah!!!!"....

konserve kutusundan sapsak yapmak

ilk bakışta son derece yaratıcı ve tasarruf gibi gözüken,
ama kullanması son derece zor olan,
temizlenicem derken bütün kıyafetinizin su olma olasılığı an meselesi olan,
pasından hangi marka salça olduğu bile okunamayan,
dikkat etmezseniz elinizi kesebilen*,
bana hep hayatın zorluklarını hatırlatan,
enteresan bir uygulama....

bir de bunların 5 kiloluk konserve salça kutusundan uyarlananı var kiii...
suyu doldurursun yerinden kalkmaz
*

ekmek cayi

dah küçüceksindir... en fazla 10-12... halfe düveni açmıştır... çöpçüler süpürüp götürmektedir bi telaşla dünden kalan yaşanmışlıkların artık ambalajlarını mütercım asım'da...
"günaydın yusuf halfe!" daha içeri adımını atmamışsındır, seslenır oradan; "yeri la şu marşabayı doldur ge, dükkanın önünü sula toz gakmasın!"
----------------------
alaybey camii şadırvanında, çalınmaya karşı emniyetli sarı musluktan akan su plastik sürahınin dibine kurşun gibi vurur. yalnız değilsindir orada, başka şeertlerde aynı zorunlulukta....
-------------------
camii kapısının hemen yanına simit tezgahı yanaşıp nöbetine başlamıştir.... pembemsi bir kağıtla birlikte alınan simit ile birlikte, diafona yanaşıp butona birkaç kez basarsın...

- eveed!!?
+havlucuya bi ekmek çayı.
-tamam

uyku kaçınca sözlüğe dadanmak

yatakta uyumak için bir sağa bir sola dönüp dururken, acaba yastığı şu pozisyona alsam mı daha iyi yoksa bi dizimi büküp yatsam mı daha iyi olur... dolan dur yatakta.....
------------------
neyse ki sözlüğümüz var... **)

ezan okuyan saat

hacdan gelen en kiymetli hediyelerden birisidir. olabildigince ince ve tiz bir sesten başlar okumaya müezzin...
zamanında beni okula uyandırabilen tek aletti. o sesi duyupta uyanamayacak insan evladi yoktur heralde...
----------------
http://www.mosqueclock.com
-------------
bilgisayarlar için programı bile var;
http://ezansaati.nartajans.net

dinlemek isteyenler;
http://www.youtube.com/watch?v=tuyxvjjaquo
------------------------
yakında vaaz veren saat, zekat veren cüzdan falan da yaparlar :)

ezan okunurken televizyonu veya radyoyu kapatmak

okyanus kambumbağalarının yumurtalarından çıkar çıkmaz denize doğru hücum etmesi gibi yaptığım şartlı reflex.
  • /
  • 6
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 104

ev ekmegi

arasına sıcak suda bekletilmiş antep pendiri ya da kuyruk yağı ile pişirilmiş biber dolması konulup, dürüm etmeniz halinde nirvana'ya ulaşabileceğiniz ekmek türü.

ayrıca omacı bu ekmek ile yapmanız halinde aynı şey olabilir.

bmx hareketcileri

henüz 7-8 yaşlar...
aylak bir ağustos sonu ikindisi...
salça ekmek ikmali yapılmış, tabanı yanmış itler gibi sokakta oynamaya devam...
o "aylık" senin bu "gol atan kaleye" benim...
kızların etrafında "pinokyo"yu "hands free" sürmektesindir...
-------------------
- eraaayy!, mustiiii!!! koşun la koşun hareketçiler gelmiş!!!
-------------------
işteee!!! harlem rüya takımı mahallemizde!
cool hareketçiler... yüzlerinde poker ustası mimiksizlikleri ile kendinden emin ön teker üstünde geri geri...
nikelajlı bmx'ler... mahalleye bugatti girse bu kadar bakmazsın...
victoria's secret yılbaşı defilesinde konuk olsan bu kadar konsantre olamazsın bu şölene...
dondurmalar yalanmaz, kornerler kullanılmaz, darılar satılmaz...

ve hiçbirşey söylemeden, aniden, bir anda sessizce, sıra sıra, ardı sıra, vagonlar... feneralayı gibi uzaklaşırlar, pinokyo'nun yanıbaşından...

tempoculuk

asıl olarak "tampon"dan gelir. araba ile kavaklık'a gidip, alem yapmak anlamina gelir.
her gün sakal traşını olan,
saçlarını briyantinlemeden evlerini asla terketmeyen,
genelde gravatsız, jilet gibi ütülenmiş takım elbise*giyen,
siyah sivri burun kunduralarını üç öğün parlatan,
tek tek basarak yürüyen,
tesbih ve tarak aksesuvarlarını pek sık kullanan,
bıyıklarının uçları sigaradan hafifçe sararmış olan,
alınları ve yüzleri kronik alkolden mor ile kırmızı renge dönmüş *,
murat 124*, 131 türevi araçlar kullanan,
amortisörleri gerilmiş, bagaj kapısında yazılar olan, ses sistemi neredeyse araba ile eşdeğer olan *

kişilerdir tempocular.

arbalarının bagajlarında bir mutfaktan beklediğiniz her türlü malzeme mevcuttur. (çatal, bıçak, baharatlar, salça, sarımsak, soğan tahtası, cezve, türk kahvesi, mangal, kömür, baca, kolonya *, tabure*, açılabilen masa...). kisacası keyif için herşey hazırdır. tıpkı yangın haberi bekleyen itfayeciler gibi. mobilize alemci ekibidir bunlar.

ne yazık ki kavaklık'ın düzenlenmesinden sonra nesilleri tükenmiştir.
tempoculuk bir felsefe bir akımdı.

kısacası bir yaşam tarzı...

kuafor onunde yah basmak

herkes jilllet gibi... sinekkkaydı... wax ve jöle saçlara boca edilmiş vaziyette...
ceketin etiketi henüz sökülmüştür... ayaklarda yeni ayakkabı tuhaflığı hissedilmektedir ara ara...
ve gelin arabası şoförü;
sanki hicazdan hacı kafilesini memlekete getiren otobüs kaptanı gururu ve öz güveni ile sert bi frenle kuaförün önüne park eder...
sadıç atılır hemen;
" ele bi yah basag aağam!"
o günden sonra sanki sesi ona bir daha gerek olmayacakmış gibi gırtlağını parçalarcasına "yah"ı devam ettirmektedir, yağız delikanlı...
belli ki kız evindekilerin kendi arasında ondan bahsetmesini ister gibi...
--------------------------------------
içerde ses duyulduğu an bir ürperiş, bir heyecan... o günün ne olduğu hatırlanır hemen...
hafiften tüyler dikenlenmektedir sesler geldikçe bekar kızlarda;
ufaktan bi nabızda artış, allık sürülmüş gibi yüzlere biraz yürüyen kan...
her "yah" sesinde içlerindeki coşku, kalplerindeki sevinç iyiden iyiye artmaktadır...
---------------------------------------
ve gelin hanım kuaförden çıkarken;
cebinde marlborolu sadıç bir kez daha "yeeaaah!!!!"....

ekmek cayi

dah küçüceksindir... en fazla 10-12... halfe düveni açmıştır... çöpçüler süpürüp götürmektedir bi telaşla dünden kalan yaşanmışlıkların artık ambalajlarını mütercım asım'da...
"günaydın yusuf halfe!" daha içeri adımını atmamışsındır, seslenır oradan; "yeri la şu marşabayı doldur ge, dükkanın önünü sula toz gakmasın!"
----------------------
alaybey camii şadırvanında, çalınmaya karşı emniyetli sarı musluktan akan su plastik sürahınin dibine kurşun gibi vurur. yalnız değilsindir orada, başka şeertlerde aynı zorunlulukta....
-------------------
camii kapısının hemen yanına simit tezgahı yanaşıp nöbetine başlamıştir.... pembemsi bir kağıtla birlikte alınan simit ile birlikte, diafona yanaşıp butona birkaç kez basarsın...

- eveed!!?
+havlucuya bi ekmek çayı.
-tamam

gurbette 27 plakalı araç görmek

sabahın köründe, başkent trafiğinde götüm götüm ilerlerken...
soldan bi clio veya polo dönüverir... algıda seçicilik herhal!
uyku bir anda açılıverir, sanki enkefalin salınır vücuda, bi sevindirik olursun
bir an "alahaa" dersin içinden, arabadan inip tanışasın gelir.
---------------------------
"kirkayak - başkarakol arasını yürümüşsündür de ordan dolmuşa atlayıp gitmişsin" gibi olursun bir an için....
"ekmek yapmayı bir an evvel bitirip te senin lahmacun tepsine başlasınlar" telaşi sarıverir zihnini, sadece bir an...
sonra "teravihin ortasında namazı terkedip cami avlusunda maç yapma" sevinci oluverir için, sadece ama sadece bir an...
--------------------------
araba şerit değiştirip uzar gider...
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.