tempoculuk

bir donem kavaklik civarinda gelen atma-tutma mudavimlerine verilen isimdir...
bu ismin nerden geldigi konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte bir efsenaye gore bu insanlarin duzenli olarak hergun icmesi, bir nevi ritm teskil ettiginden tempocu dendigi soylenir...
asıl olarak "tampon"dan gelir. araba ile kavaklık'a gidip, alem yapmak anlamina gelir.
her gün sakal traşını olan,
saçlarını briyantinlemeden evlerini asla terketmeyen,
genelde gravatsız, jilet gibi ütülenmiş takım elbise*giyen,
siyah sivri burun kunduralarını üç öğün parlatan,
tek tek basarak yürüyen,
tesbih ve tarak aksesuvarlarını pek sık kullanan,
bıyıklarının uçları sigaradan hafifçe sararmış olan,
alınları ve yüzleri kronik alkolden mor ile kırmızı renge dönmüş *,
murat 124*, 131 türevi araçlar kullanan,
amortisörleri gerilmiş, bagaj kapısında yazılar olan, ses sistemi neredeyse araba ile eşdeğer olan *

kişilerdir tempocular.

arbalarının bagajlarında bir mutfaktan beklediğiniz her türlü malzeme mevcuttur. (çatal, bıçak, baharatlar, salça, sarımsak, soğan tahtası, cezve, türk kahvesi, mangal, kömür, baca, kolonya *, tabure*, açılabilen masa...). kisacası keyif için herşey hazırdır. tıpkı yangın haberi bekleyen itfayeciler gibi. mobilize alemci ekibidir bunlar.

ne yazık ki kavaklık'ın düzenlenmesinden sonra nesilleri tükenmiştir.
tempoculuk bir felsefe bir akımdı.

kısacası bir yaşam tarzı...
tempocularin en onemli spor aktiviteleri hali sahada futbol oynamaktir
yeni nesil tempocularin ense traslari prekazi ense olup hali sahadaki kafa vuruslari muazzam bi goruntuye neden olur.
o eski tempocuları arıyor gözlerim..
bu işin bir adabı, bir felsefesi vardı vakt-i zamanında, adeta bir yaşam biçimiydi bizim için..
tempocu arkadaşlarla jilet gibi takım elbiselerimizi giyer * *, ayakkabılarımızı cilalar, günlük sakal traşlarımızı olur, atmaya giderlerdik karaciğerlerimizin feryadıyla pembeleşen yüzlerimizle..
şimdi bakıyorum piyasaya, ortalık 106'lı genç dolmuş.. nerede bizim 124'lerimiz? hani değerlerimiz? herşeyi mi yitirdik sorarım?
arabalarda cd'den mp3 dinlemeyle nereye kadar?
kanıma dokunuyor..
yer yer "tampocu" dendigi de gözlemlenmekte ve günümüzda adap ve edepleri ile aranmaktadırlr...
o dönemler gavaklıktaki menteci gruplarının hepsinin ayrı ayrı yerleri vardı.hiçbir grup birbirinin yerine tecavüz etmez herkes kendi yerinde demlenirdi.kesinlikle birbirlerini rahatsız etmez yüksek sesle müzik falan dinlenmezdi.kebab falan yapılmışssa yan tarafınızdakilere muhakkak ikram edilirdi.asla nara atılmaz herkes edbiyle içkisini içerdi.hatta felsefi konular bile konuşulur yaşça büyük olanlardan feyz alınırdı
ia ickici,keyifci ,alemci.
tampocular yeen keyfci olurlar,
öyleki günün büyük bölümünü içerek laklahıynan şaksahıynan geçirirler,dünya umurlarında olmaz.
antepde zamanında bi tampocu mahmıd varmış;
humanızda tamtıraa gurmuşlar,maanoluu köprüsünün basına 2 hafdada gelmişler.
la yoorum nası oluyda 2 hafdada geliysez dey soranlara,
gördömüz her ceviz agacının altına oturuyk demiş.
bu tapocu mahmıdın bi tek bi oolu varmış,
bi gün tarpadak ölmüs.
yahınları aramış bulmuşlar bizim tompocuy haber vermek için,
tabi tamtırak *gene aynı.
mahmıd ammi oolun sen saol öldü demişler.
acı size zahmed gömünde gelin yoorum,demiş.
genellikle tampocu olarak adlandırılır atma-tutma ve keyifçilik dengilince dizi gırılan kişi ve kişilerin ad tamlamasıdır.
esgilerden pavyonda gün ağarana gadar içerlermiş, gün ağardında da gavaglık tarafında guş sesiynen, simit aşı bişirip arahıya devam ederlermiş