şapşak

hamam tası, abdes ırbıı ya da eskiden curunlardan su almak için kullanılan tas
şapşak. taharetten sonra temizlenmek amaciyle kullanılan su kabı.
ayrıca (bkz: ırbık)
şabşak
banyoda yada tuvalette kullanilan plastik tas
altı geniş, uzun bir ağzı olanlarına da ırbık denir. yalnız bunların kullanımı pek pratik değil. özellikle çocuklar için tam bir işkeenceye dönüşüverir hacet giderme, pantolon ıslanır ayakkabıya sıçrar falan...
ia: ibrik
1000 lik dereceli silindir...
-gıızz pipirim get şooou banyodan şapşaa al da çiçekleri sula yeri bi işe yara acı.
öğrenci evine almak için istanbulda esnafa sorarsan suratına mal mal bakacağı aşikardır.
galiba ses taklidinden (onomatopoeic) üretilmiş güzel bir sözcük. malum yeri yıkarken, yıkamak için kullandığınız kabın adı duyuluyor.
şapşag: sürahi ya da küçük sürahi için kullanılır

-la yoorum böön bi şapşak su içdim
bütün marketlerin plastik reyonunda düzülü durular sütlü sahani kimi..

-sen genemi şapşak alıyn,taman var..
-höss yeriff gerek olıy sen garışma..
adem yavız ortokhulu matamatik örgetmeni "ömer galyenci", gevezelik eden bi örgenciye aynen şeyle baardıydı, vallaahbillah:
-ne gülüyn la hamam şapşaa kimi...
yıllar önce halamın gelininin evini düzüyk (acer gelin )bi akrabamız geldi:
%bak gelin bu evde vazoya beş gül bi de şapşak eskik, gerisi tamam artı bilmem
ben epeyce düşündüm. bu avrat bu evin bütün eşyalarını nasıl sayıp hesapladı ve eksikleri tarpadanak buldu diye.
bazı lohantalarda sürahiye de şapşak denilirdi. bi kerresinde şeyle bişeye şahid olmuştum.
gecenin geç saatlerinde antepte sayılı açık yerde ne bulursan yiyeceğin bir durumda bizim şansımıza mercimek şorbası galmıştı. siparişi verdikten sonra mamed garsona seslendi.

- la yoorum nerde galdı şorbalar. hele sen bi şapşak suynan iki gap ekmek getir ağoş. ölüyk acımızdan...
antep avratlarının hamamda şapşaknan dövüşmeleri ve gurna savaşı yapmaları da yeen menşur bir olaydı
herşeye karışan, her konuda konuşan kişiler için de sıfat olarak kullanılabilir
ben bu tuvalet şapşaklarından yeen huylanırdım.
deezemin gızlarınının da saçı uzundu, bu tuvalet şapşana su doldurup analarının urgısıra oturur saçlarını daratırlardı.
bi gün benim anam da dedi ki;
- gız pakize abla, neen beyle eding sen, taman gızların saçı dökülür!
- neyen anam, niye dökülüy?
- gız tuvaletten çıkmey mi o şapşak?
- beeg anam sen de, sahılam çişimizi ölçig tasdan!
bu laftan kelli deyecek haneg galmamıştır.
ben böyüdüm, o gızlar böyüdü, ben saçıma olmadıg her şeyi sürdüm acı şeyle uzasın, beyle döhülmesin, parlasın deyi, olmadı. saçım çirit çabıdı kimi galdı, o fıharelerin de beyle gapgara uzun siyah saçları bıldır gördüğümde topuklarını dövüydü...
plasdikleri çıkmazdan evel, tenekeciler tuduyadan olannarını yapallardı.
  • /
  • 2