antepte 80lerde ve 90larda ilkokul öğrencisi olmak

okuldan eve geldiğinde ilkokuldaysan şirinleri, ortaokuldaysan çılgın bediş ya da power rangers'ı seyretmek,

boş zamanlarda ve yaz tatillerinde genellikle uzun mehmet'ten alınan atari ve içinde süper marionun da bulunduğu sarı ve nadiren siyah oyun kasetleriyle 37 ekran televizyon karşısında zaman geçirmek...
tenefüste gevezelik edenlerin isimlerinin sınıf başganı tarafından tahtaya yazılması demek...
herkesin okula yürüyerek gitmesi demekti.
eskimo ve ekşi olayı bizde de vardı.. yeşil ve sarı.. biri naneli biri toz leblebili.. eskimo * *.. bütün başlıı şirinnemek isteym :) * * * *
80'lerin basinda mehmetcik ilkokulunda okudum. bizim masalarimiz ve tahta sandalyelerimiz vardi. siramiz yoktu..
masalara masa ortusu dikilirdi perdeyle ayni kumastan...
okulun malzemelerinin durdugu kucucuk bir odacik vardi ikinci katta. oradan harita marita getirilecegi zaman en heyecanli indiana jones filminden daha buyuk bir macera yasardik. gunes sistemi maketi, ic organlar maketi raflardan bize bakardi. civa vardi bir sise. bazen iki uc damla alir avucuma oynatirdim. (ne salaklik... civa dumani da tene temasi da zehirlidir.)
eski alirdim. naylon posetlerdeydi. bazi posetlerden x isaretli mini bir kagit cikardi. bedava eski verirdi eskici bu kagida. tarihimin ilk promosyonudur...
mudurun bagirtisindan odumuz kopardi. mehmet bey miydi adi? amma gur sesi vardi. pek guler yuzlu hatirlamiyorum kendisini..
ogretmenim meshur özden ocak'ti. (isi gucu rastgelsin, elleri dert gormesin) tanidigim az sayidaki araba kullanan kadinlardandi. bir vosvosu vardi. altin sarisi...
mavi plastik beslenme cantam vardi, yesil plastik de mataram. ic ice gecen halkalardan olusan bir su bardagim..acilir kapanirdi. bahcedeki musluklardan su icerdik. resmen yalakti yaa.. o portatif bardaklar takimlarin renklerinde yapilirdi ama niyeyse benimki fenerli degil siyah beyazdi...
o zamanki okul kitaplari simdikilerden daha iyiydi. kizimin okul kitabindaki siirler rezil yeminle..
bilgi-basari testleri vardi. turkce-hayat bilgisi-matematik-genel yetenek..
guzel gunlerdi..
defter sayfalarının kenarlarına bordür çizip boyardık...
defter sayfalarının alt uçları kırışmasın diye ataç takardık..
bütün defter kitaplarımızı ablamız ciltlerdi *
etikete bobamız adımızı yazardı..
gohulu silgilerimiz olurdu..
hepimizin hakiki fasulyeleri vardı , sıranın üstünde onnardan yazı yazardık..
burun aktığı zaman mendil kullanmayıp,kol ile el arasındaki mesafede sümüğü silmektir.
bir de tam tersi hareket vardır.avuç içi yüze bakacak şekile getirilir ve sümük parmak ucundan dirseğe kadar silinir bu kez.

edit: bu sebeple önlük,kazak ya da çıplak kol devamlı suretle parlardı.
ağğyol ilohuluna kaca kaca gedip kapisinda somur somur bitmez yidigimiz, leblebi tozundan eşgi yidigimiz, pisikledin arhasındaki tahta gutudan esgimo yidigimiz, daslardan gafamizi gozumuzu yardigimiz, 3 gorner 1 penalti dedieeemiz, atan alir dedigimiz bunlar yuzunden gene gafamizi gozumuzu yardigimiz macera dolu yillar...
simit ve portakallı gazozla beslenme dersini geçiştirmektir..
okul çantanın buram buram simit ve kokulu silgi kokmasıdır..
kalorifer olmadığından sobalı sınıflarda sıcacık hatta romantik dersler işlemektir..
teşekkür,taktir tarzı şeyleri bilmemektir.. *



mehmetçikteykene,
yaz ayları yaklaşırken tanesi yüz liraya(şimdinin 10 kuruş) mey-buz alırdık.herbişeylisi vardı meram.golalısı,elmalısı,çileklisi,portakallısı...
tabi bi de okulun yanında bakkal vardı ordan yaz kış habire ekşi yerdik.her yerimizse dökülürdü o ekşi bi de önlüklerde siyah a ona eyle güzel bulaşırdı ki..
ne güzeldi ilkokul..
kapının önünde satılan somur bitmezlerin tadını istanbulda ramazanda sultanaamette satılan osmanlı macunlarında çok aradım ama yok...

eşgi yine olsa yine yerim, bazı annelerin pimpirkliği tutup zerarlı o içinde ne olduuu bilinmey yimeyn diye gızdıı ama her okul çıkışı aldımız, küçük poşetlerde ağzı bağlı olurdu ağzını açmazdık. köşesini ısırıp yırtar ordan birez birez silkeleyerek yerdik. bazen bogazımıza gaçardı.

ohul çıkışlarında susam sokaa başlamış olurdu evler genelde tek katlı olduundan bide camlar pencereler açık olduundan izleye izleye eve giderdik.

boş derslerde yada beden derslerinde mendil kapmaca kovalamaç oynardık.
beden derslerinde kimse aşortman giymezdi
aşortman sadece zenginlerin olurdu hele bazı çocuklar üstünde maymun resmi olan garip giysiler giyerdi ortahuldayken beden derslerinde bunlar lcwaikiki ürünleriydi. benim çocukluumda annemgil bana heç almayıklardı.

her sabah aç garnına ohula giderdik dersler sabahın köründe 6:30 fln gibi başlardı herhal. o saatta bişi yemek içinden gelmezdi insanın
aç garnımıza andımızı içerdik. hava yagmurlu olursa direk sınıflara alırlardı herkes gendi sınıfında ohurdu..

gızlara gurdele takmak mecburiydi, bide önlüklerin kemeri olurdu, oğlanların en sevdee oyun da bu kemer çözüp gaçma işiydi. kemeri çözeni bulurda gız zil çalana gader govalardı.

gantinde sade simitle gazoz satılırdı başka heç bişi olmazdı.
okulların gapısı önünde güccük bakgal olurdu orda da her türlü ıvır zıvır hatta galem defder satılırdı.
bizim okulun yakınında bir yerde evinde ''eskimo'' yapan bi teyze vardı. tenefüslerde kaçıp eskimo almaya giderdik. o eskimoların ve o dönem bayıla bayıla yediğimiz daha bir çok şeyin ne kadar steril olduğunu düşünüyorum da şimdi içim kalkıyor:))
(#57689)
bi öğrencilik bide asgerlik hatırası ve arhadaşlıı heç unudulmaz,aa size yaşanmış bi ilkohul hatırası.
okul temalı olsun ya da olmasın herkes çocukluk döneminde yaşanan birçoğumuzun hemfikir olduğu şeyleri yazmış. hepimizin de o günleri özlediği aşikar. bende gözüme çarpmayan şeyleri yazayım dedim.
-sporcu kağıdı *
biriktirip futbol topu almaya çalışırdık.
-beyaz leblebinin yarısını ısırıp kalanı ile teneffüslerde savaş yapardık.
-patsitonun içinde çıkan küçük oyuncakları, cheetosdan çıkan tasoları biriktirip değiştirirdik.
-derste ya da ders aralarında sos, isim-artist oynardık. erkekler olarak 3 tane para+boş uç kutuları ile ya da sadece silgi+kalemle ile sıranın üzerinde futbol oynardık.
-yerli malı haftasında gruplar kurardık.
-özel gün ya da bayramlarda atatürk resmi olan küçük kağıtları göğsümüzün üzerine takardık.
-öğretmenler gününde sınıf hocamıza en güzel hediyeyi getirmek için rekabete girerdik.
-bir de çeşitli sebeplerden ötürü okul değiştirince* yeni sınıfa ve yeni arkadaşlara alışmak zor gelirdi.
daha say say nice şey var. 90'lı yıllarda çocuk olmak belkide bir ayrıcalıktı.
içerisinde sadece gazoznan simit satılan kantinler, kuzenlerimin anlattığı içinde çok çeşitli ürün satılan kantinleri merak eder dururdum hep. neyse ki 6. sınıfa geçtiğimizde yeni çeşitler gelmişti.
gazoz: 25.000
simit: 10.000
iyi paraymış :)
sene 1991-1992..ilkokula yeni başlamışım..okula gitmeye can atıyorum adeta,öncesinde anasınıfı deneyimim olmuş ( ki çok zor alışmışım okula orası ayrı) o yüzden hazırım,kafamda bitirmişim olayı. babam o dönemde haftalık veriyor, 5 günün 3 günü sadece simite, 2 günü de simit ve kolaya param yetiyor. 0 2 gün nasıl keyifliyim anlatamam, ee kolay mı sadece belli zamanlarda içilir kola bizim zamanımızda.

ben: (parayı uzatmışım kantinci amcaya ) bi simit bi kola
kantinci amca: böön zenginsin ha,gara mı isteyn, sarı mı?

hala unutmam o muhabbeti *
o zamanlar siyah önlüg geyildii için, gız çocuglarına envai çeşid yahalar işlenirdi, beşaratlı anaları yada aplaları tarafından, dantel yaha mı ararsın, kesme yaha mı ararsın... : (bkz: kesme)
kantinlerde bir simit birde gazoz vardı.ah ah onların tadı bir başka..
eşki alırdık,meybuz...
hakeke oynanırdı,ip atlardık elektirik direklerinde bağlayarak....
  • /
  • 3
izmir escort gaziantep escort kayseri escort maltepe escort denizli escort bursa escort gaziantep escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort marmaris escort beylikdüzü escort esenyurt escort beşiktaş escort bodrum escort sakarya escort