antep

yerlisinin 30.000 aile olarak kaldigi soylenen hizla bozulan guzel sehrimiz.
adı duyulduğunda ilk akla gelen baklava ve özellikle markalaşmış olan güllüoğludur ama işi bilenler imam çağdaşdan vazgecmezler..
sonrasında akla gelen fıstık'tır ama tazesinden fazla yemeyin ötürük olursunuz
şayet bi antepli ve civarında doğu ve güneydoğu anadoludan başka insanlar da varsa böyük bi curcuna yaşanmak üzeredir
hatayın/urfanın künefesi siirtin fıstığı yunanistanın baklavası derkene pardon avrupaya getti aha lafımız
densizlik işte :)
...
sanayisinin gelişmenise paralel aldıgı göcler ile antepliligini kaybetmek üzere olan güzide sehrimiz.
ta ezelden taşkınır
sellerin antep senin
aşkları müjdeler
yellerin antep senin

kumruların uçuşur
yanar yürek tutuşur
bahar gelir kokuşur
güllerin antep senin

beydilli hep yaslıdır
o yar benle küslüdür
goncalarla süslüdür
yolların antep senin.

doğduğum, büyüdüğüm, okuduğum, gurbette hasretini çektiğim, ölünce gömüleceğim memleketim.
ömrümün en güzel 5 yılını geçirdiğim, ilk aşkımı yaşadığım(hala şuramda bir sızıdır bu arada), kopamadığım, sık sık gittiğim, taşına toprağına kurban bi memlekettir.
nerelisin diye soranlara "psikolojik olarak antepliyim" demekteyim.
antepli olmak, ayrıcalıktır. birbirine bu kadar bağlı bir şehir halkı da yoktur kanımca. ankarada nerede bir gaziantep restoranı görsem "ahanda hemşeriler gene kurmuşlar nereye gitsek varlar allahtan" derim, günlerden birinde yine adı" gaziantep 27" olan bir restorana denk gelmiştim, yanımda eskişehirli arkadaşım vardı ve ben yine "burda kaybolsam da bişey olmaz bizimkiler tükkan* açmışlar gene ankaranın en ücra köşelerine bile" dedim bana verdiği cevap şuydu : "ya bizde hiç böyle bir kavram yok yani aa bu da eskişehirliymiş vay hemşerim gel öpiym diye bir şey olmaz. eskişehirliyse eskişehirlidir, siz de bir acayip bir şey var."
evet evet bence de...bizde acayip bir şey var. iyi ki de var.
antebim, güzel ilim, bağım bahçem, sılam, vatanım da vatanım...
biz sahiden niye böyleyiz, niye bu kadar memleketimize tutkuyla, insanımıza sevgiyle bağlıyız. antepten bahsederken gözlerimin içi parlar heyecanlanırım, gururlanırım.antepli olmayanlar tuhaf tuhaf bakarlar bana anlamaya çalışırlar sorarlar neden böylesiniz diye çünkü onlarda yok böylesine sahiplenme, gurur duyma. sahiden biz niye böyleyiz ??
öz anteplisin ağam;

sen heç;
"yuh nahıp ali 'yi geçdi" diye
sinemalarda bağırdın mı?

tebaat sabi kadir a 'yı
tanıdın mı?

duzlucacı zengin ağa 'nın
halva kimi duzlucasını
heç yedin mi?

"safi nezzet, safi guvvet deyler,
yiyin döyyüsün malından ,
yiyin zenginin malından.
tohdur hamit bey 'de yiy,
ıreys bey de yiy" dedegni
hec esittin mi?

gavaklıktan gelerek,
maanoğlu köprüsünden geçip
yedi söğütler de soluklanıp
ıncili pınar 'ın
soğuk buz kimi sularını
heç içtin mi?

"acı bi kilo hıyarnan
böğn n'edek,n'apak yorum" diye
hec gonustun mu?
"gel ağam nası deysen eyle yapak" deye
heç soyledin mi?

" o senin dedeen hanegn ulog"
deye hec bagırdın ım?
o zaman sen de gatıksız anteplisin
bizimlesin ağm
lafın gısası:
"söz hanek ayağ düşmesin
sen de bizdensin ağm"
en önemlisi kurtuluş şavaşının meşalesi burada yakılmıştır, memleketimizle ne kadar gururlansak azdır. döner ilk bursa'da yapılmıştır en iyisi antepdedir, baklava halep işidir en iyisi anteptedir, dizel ve benzinli motorları kefereler yapmıştır (fırsat olsaydı antepliler kesin yapardı, zira ilk dört silindirli mobileti de antepliler yapmıştır) en iyi antepli tamir eder (bu arada estetikçi mutaf da yüce yaradanınkini en eyi tamir eden bir anteplidir), jakarı fransızlar bulmuştur en kaliteli halı antep'te üretilir daha sayıyımm mı, yok böyle bir şehir, elini dokundurduğu herşeyi güzelleştiren, iyileştiren, en iyisini arayan, yapmaya çalışan, hiçbir vita yağı tenekesini boşa harcamayıp içlerini çiçeklerle dolduran, dostluktan anlayan, dünya malına tapmayan, yemesini içmesini oturmasını kalmaksını bilen, ağacı, yeşilliği, suyu seven, etrafında insan eliyle dikilmiş ormanı olan, özal'a yangın mı var dedirtecek kadar çok mangalın yandığı ormanlarda yangın görülmeyen varsa başka bir şehir onunla gururlanayım. ayrıca dili ve söylemi bu kadar zengin başka bir şehir varsa onlardan bir kaç söylem öndüç alak acı.
marka ve fuar kenti gaziantep başlığıyla 22 mayıs 2008 tarihinde sabah gazetesinin 12 sayfalık özel ekine konu olan melmeketimdir. antepli olmasaydım da * bu eki okuduktan sonra psikolojik antepli olurdum.
fransız yazar pierre loti, yirminci yüzyılın başlarında türkiye'ye (o zaman osmanlı) gelişlerinin birinde anadolu'yu da gezer. dönüşünde de şunu yazar bu arkadaş. türkiye'de iki tane şehir(kent) var: biri ıstanbul, diğeri antep.
neden böyle söylüyorsunuz diye soranlara da verdiği cevap ilginçtir. sadece bu iki şehirde gece hayat var.
tabi bu sözlerin söylenişinin üzerinden bir asır geçti, çok şey değişti ama, örneğin kırk yıldır yaşadığım kent olan ankara hala böyle.
karşılaştırma yapayım. ankara'nın merkezi kızılay'dır. bu yazının yazıldığı tarihte akşam saat onda kızılay'da in cin top oynar. geçen yıl bu mevsim antep'teydim. antep'in merkezi maarif ise cıvıl cıvıldı.
kahkenin üçü, antep'ın içi.
çok zaman bulunduğuma üzüldüğüm, ama şu sözlüğü okuduktan sonra "ulan hakkaten benim içimde kocaman bir antep varmış" dediğim doğduğum,büyüdüğüm memleket.
güzel türkiyemde bi çok şehri görmüş olsamda antep il sınırını görüp ohh evime geldim diyebilmektir antep kadar güzel sıcak ve insancıl bi yer yok
doğup , büyüdüğüm güzel şehrim
birisi nerelisin dediğinde gaziantepliyim diye övündüğüm şehrim... *
tarafımdan yein özlenmekte olan kahkening üçü antebin içi gendide benim canımın içi olan gözel memleketim.
  • /
  • 2