cilgiz

Durum: 9 - 0 - 0 - 0 - 18.08.2011 22:27

Puan: 106 -

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.

damda yatmak

tüm gün anteb'in bunaltıcı sıcağını çektikten sonra, dam şöyle "arısiliboncukkimi" yıkanır. betonun sıcaklığından buharlaşan su yüzümüzü yalar. tabi önce güller suvarılır. dama minder döşekler serilir.

yaz boyunca eşyaların hepsi dama taşınmıştır, aşağı katlara ancak buzdolabından buz ve yiyecek getirmek için inilir. o merdivenleri söylene söylene iner çıkardım. bir an önce kendimi o minderlere atıp serinlemek isterdim. bizim ailenin görenekleri de buna asla izin vermezdi, ya dedem çıkagelir ya da bir misafir. belki de o yüzden bu kadar tatlı kalmıştır aklımda.

annem ve kız kardeşimle en üyük keyfimiz, akşam üzeri güneş batarken çayımızı demleyip, koca bir varilin içinde ömrünü geçirmiş pembe zakkum çiçeklerinin altında oturmaktı.

yavaş yavaş yemek faslı başlar, en çok da söğürme yenilirdi bizde. karpuz her öğün baş tacıydı. fırından taze gelen ekmeğin kokusunu duyuyorum bunları yazarken.

gece olup da yıldızlar çıkınca, yattığım yerden saatlerce yıldızlara bakardım. bilmem kaç tane kayan yıldız saydım heyecanla. melekler ateş yağdırıyormuş, geleceği öğrenmek için göğün katlarını çıkmaya çalışan cinlere. öyle derdi şekerninem.

gece yarısı kediler mırlayıp durur etrafta, çatıda orda burada gezinip uyandırırlar herkesi. iki defa da kulağıma böcek kaçmışlığı vardır. bunu ilk yaşadığımda çok korkmuştum, minnacık bir böceğin sesi, kulağımda büyüdükçe büyüyordu. yine şeker ninem demişti ki, saçını kulağına sok, böcek yol bulup çıksın.

damda yatmak güzel de bir de bunun sabahı var. dedem erkenden kaldırırdı bizi, kalkın, üstünüze güneşi doğdurmayın. biz isterdik ki annem güneş gelen yere çarşaf gersin de bir kaç saat daha uyuyalım. nasıl için için kızardık da saygıdan sesimizi çıkaramazdık. uyumak için yastığımızı yorganımızı çeke çeke aşağı katlara iner, biraz da orada uyurduk.

nohut dürümü

o nohut dürümünü güzel yapan şeylerden biri de, nohutun kemikli etle birlikte pişmesi olsa gerek. yani büyük teyzemin eşi bu şeklide yapıp satıyordu.üstüne de maydonoz ve soğan ince ince kıyılıp piyaz yapılır, bol limon, karabiber, kırmızı biber ve tuz ama en önemlisi de kimyon. afiyet olsun ağam.

hele yi yi

beeeg anam, dog garnına dohuz topag küfte yinir!

antep bedduaları

gözünün şahını yılan soha şeyle senin!

gece yatmaz sabah kakmaz

biz anamın dörd uşağı, bu gece yatmaz sabahdan galkmaz grubuna girik.
nenemnen dedem de yeen gıcıg alırlardı bu durumdan.
antebin sıcag günlerinde, gece yıldızların altında küfür küfür esen rüzgarla damda uyurduk.
nenemgil sabah namazına galkınca,
- beeg anam heç bu gaden yatılır mı, adam güneşi üstüne doğdurur mu? deyi deyi, bizi yatırmazlardı.
üstümüzden yorganı, altımızdan döşşeği çeke çeke, acı iyilignen acı kötülügden söz hanegden galdırlardı bizi.
hele bi de oğlanlar düvene gidiciyse, saatlerce başlarında dil dökülür;
- hele galk oğlum, hele yekin, hele yekin, tama düven sahapsız oğlum.

cilliği yarılmak

bu deyimi benim duyduğum biraz da aşağılamak için kullanırlar;
- hele şuna bah hele, gülmegden cilliği yarılıy, sahılam sırat köprüsünü geçmiş, avrad dediğin acı ağır olur o gaden güler mi heç !

antepli annenin kızına nasihati

nenemgilden halalarım bir olur beni yeen ezerlerdi.
gız, hele şu gapları yıha; gız acı şuraları çal, şeyle berk berk çal, eyi dut süpürgeyi eyiii!
yarın öbür gün el gapısı seni ıbrığın böyük aazından goyar güccük aazından çeher çıharır, eyisimi sen burda alış, alış da söyledikleri zorua getmesin soora.

eşgili buzlu salata

antebimin mis gohulu guru köftesi ahlıma düştöö bi gün, acı bi de şu buzlu salatadan da edim dedim.
antebin o tarla tometosunu nerde bulucun istanbulda, naçar galdım evde olanların gabuklarını soymaya başladım.
bu salata için tometoslar ulug deelse de acı şeyle olgun olmalı, ki suyu çıhsın. guru beyaz soğanı da ufag ufag dorgadım. bahdenizini, büberini, eşgisini, guru nanesini alayını gatıştırdır. gaşınan da ezdim kendini, en son buzu ufaddım goydum içine.
köfdeyi de yoğurdum, ahlıma adanalı gomşu geldi, hele dedim biraz da ona eletim, yer beki.
gomşu baa ne dese beğenirsin, salatayı yidim yidim de galanını heder olmasın deyi kendine getirdim belledi, hele ki o gadar samimiyetimiz var da yüzümbarabarı dedi bunu, yok bacım yok dedim eyle şey olur mu, bu bizim yaz günü yengli yengli ossun, tomusun sıcaklarında serinletsin deyi yaptığımız yağsız, buzlu salatamız.

şapşak

ben bu tuvalet şapşaklarından yeen huylanırdım.
deezemin gızlarınının da saçı uzundu, bu tuvalet şapşana su doldurup analarının urgısıra oturur saçlarını daratırlardı.
bi gün benim anam da dedi ki;
- gız pakize abla, neen beyle eding sen, taman gızların saçı dökülür!
- neyen anam, niye dökülüy?
- gız tuvaletten çıkmey mi o şapşak?
- beeg anam sen de, sahılam çişimizi ölçig tasdan!
bu laftan kelli deyecek haneg galmamıştır.
ben böyüdüm, o gızlar böyüdü, ben saçıma olmadıg her şeyi sürdüm acı şeyle uzasın, beyle döhülmesin, parlasın deyi, olmadı. saçım çirit çabıdı kimi galdı, o fıharelerin de beyle gapgara uzun siyah saçları bıldır gördüğümde topuklarını dövüydü...
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 9

damda yatmak

tüm gün anteb'in bunaltıcı sıcağını çektikten sonra, dam şöyle "arısiliboncukkimi" yıkanır. betonun sıcaklığından buharlaşan su yüzümüzü yalar. tabi önce güller suvarılır. dama minder döşekler serilir.

yaz boyunca eşyaların hepsi dama taşınmıştır, aşağı katlara ancak buzdolabından buz ve yiyecek getirmek için inilir. o merdivenleri söylene söylene iner çıkardım. bir an önce kendimi o minderlere atıp serinlemek isterdim. bizim ailenin görenekleri de buna asla izin vermezdi, ya dedem çıkagelir ya da bir misafir. belki de o yüzden bu kadar tatlı kalmıştır aklımda.

annem ve kız kardeşimle en üyük keyfimiz, akşam üzeri güneş batarken çayımızı demleyip, koca bir varilin içinde ömrünü geçirmiş pembe zakkum çiçeklerinin altında oturmaktı.

yavaş yavaş yemek faslı başlar, en çok da söğürme yenilirdi bizde. karpuz her öğün baş tacıydı. fırından taze gelen ekmeğin kokusunu duyuyorum bunları yazarken.

gece olup da yıldızlar çıkınca, yattığım yerden saatlerce yıldızlara bakardım. bilmem kaç tane kayan yıldız saydım heyecanla. melekler ateş yağdırıyormuş, geleceği öğrenmek için göğün katlarını çıkmaya çalışan cinlere. öyle derdi şekerninem.

gece yarısı kediler mırlayıp durur etrafta, çatıda orda burada gezinip uyandırırlar herkesi. iki defa da kulağıma böcek kaçmışlığı vardır. bunu ilk yaşadığımda çok korkmuştum, minnacık bir böceğin sesi, kulağımda büyüdükçe büyüyordu. yine şeker ninem demişti ki, saçını kulağına sok, böcek yol bulup çıksın.

damda yatmak güzel de bir de bunun sabahı var. dedem erkenden kaldırırdı bizi, kalkın, üstünüze güneşi doğdurmayın. biz isterdik ki annem güneş gelen yere çarşaf gersin de bir kaç saat daha uyuyalım. nasıl için için kızardık da saygıdan sesimizi çıkaramazdık. uyumak için yastığımızı yorganımızı çeke çeke aşağı katlara iner, biraz da orada uyurduk.

şapşak

ben bu tuvalet şapşaklarından yeen huylanırdım.
deezemin gızlarınının da saçı uzundu, bu tuvalet şapşana su doldurup analarının urgısıra oturur saçlarını daratırlardı.
bi gün benim anam da dedi ki;
- gız pakize abla, neen beyle eding sen, taman gızların saçı dökülür!
- neyen anam, niye dökülüy?
- gız tuvaletten çıkmey mi o şapşak?
- beeg anam sen de, sahılam çişimizi ölçig tasdan!
bu laftan kelli deyecek haneg galmamıştır.
ben böyüdüm, o gızlar böyüdü, ben saçıma olmadıg her şeyi sürdüm acı şeyle uzasın, beyle döhülmesin, parlasın deyi, olmadı. saçım çirit çabıdı kimi galdı, o fıharelerin de beyle gapgara uzun siyah saçları bıldır gördüğümde topuklarını dövüydü...

eşgili buzlu salata

antebimin mis gohulu guru köftesi ahlıma düştöö bi gün, acı bi de şu buzlu salatadan da edim dedim.
antebin o tarla tometosunu nerde bulucun istanbulda, naçar galdım evde olanların gabuklarını soymaya başladım.
bu salata için tometoslar ulug deelse de acı şeyle olgun olmalı, ki suyu çıhsın. guru beyaz soğanı da ufag ufag dorgadım. bahdenizini, büberini, eşgisini, guru nanesini alayını gatıştırdır. gaşınan da ezdim kendini, en son buzu ufaddım goydum içine.
köfdeyi de yoğurdum, ahlıma adanalı gomşu geldi, hele dedim biraz da ona eletim, yer beki.
gomşu baa ne dese beğenirsin, salatayı yidim yidim de galanını heder olmasın deyi kendine getirdim belledi, hele ki o gadar samimiyetimiz var da yüzümbarabarı dedi bunu, yok bacım yok dedim eyle şey olur mu, bu bizim yaz günü yengli yengli ossun, tomusun sıcaklarında serinletsin deyi yaptığımız yağsız, buzlu salatamız.

nohut dürümü

o nohut dürümünü güzel yapan şeylerden biri de, nohutun kemikli etle birlikte pişmesi olsa gerek. yani büyük teyzemin eşi bu şeklide yapıp satıyordu.üstüne de maydonoz ve soğan ince ince kıyılıp piyaz yapılır, bol limon, karabiber, kırmızı biber ve tuz ama en önemlisi de kimyon. afiyet olsun ağam.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.
denizli escort bursa escort izmir escort dudullu escort mersin escort mecidiyeköy escort gaziantep escort