seyyar mesrubatcilar

bir zamanların yazlarının vazgeçilmez seyyar satıcılarıydı bunlar. hemen hiçbir evde buzdolabı yok, olsa bile gazlı içecek öyle he denilince bulunan bir şey değil, bir de meyan şerbeti yapmak herkesin harcı değil. seyyar satıcı denilince arabalı falan bir şey anlaşılmasın, bunlar meşrubatı sırtlarında taşırlardı. parlak sarı metalle kaplı büyük bir termostu sırtlarında taşıdıkları. antepçe falan bir adı da vardır belki bunun. ıbrikten satıcının sol kolunun altına doğru bir boru çıkar, borunun ucunda da bir musluk olurdu. hepsinde olmamakla beraber bu musluğun yanında ikinci bir musluk daha olurdu. bu musluk daha küçük ve su dolu depoya bağlı olurdu. bardak çalkalanacak ya. satıcının kemeri galvanizli sacdan yapılmış üç bardak alacak bir fişeklikti. birisi şerbet içeceği zaman bardak buradan alınır suyla çalkalanır, şerbet musluğunun önünde yukarı aşağı hareket ettirilerek köpüklü şerbetin bardağa dolması sağlanırdı. müşteri şerbeti içtikten sonra bardak dibi yere dökülür bir kez daha çalkalanır ve bardaklıktaki yerine konulurdu. hijyen aramayacaktınız.
satıcı bağırırdı : on beş, on beş, iki bardaa yimbeş diye.
çok soğuk olduğundan, gerçekten çok soğuk olduğundan ikinci bardağı içmek her babayiğidin harcı değildi.
bir not ekleyeyim, meyan şerbeti, kolalı içeceklerin de esasıdır. ıçimi biraz ağır olmasına rağmen, hiçbir kolalı içecek meyan şerbetinin sağladığı uzun erimli serinliği vermez.
heheheee hatırlıyorum "buuzzz gibiiiiii, otuziki dişe keman çaldırıyyyy" derlerdi. hijyen yoktu ama hiç hasta olmadık.
antepe özgü bir de yazın urmu dut suyu satıcılarımız vardır. hepside harattan çevirmiş kimi aynıdır. arabaları mavi termoslar aynı marka sattıkları şişe modelleri bileme aynı *
genelde gaziler caddesinin oralarda görünen aslen periligaya tarafında oturan yaşlı bir dayı vardı,kimi görse ''ağa heyrige sebil ediymi tuluu'' derdi,heç perakentte satmak gibi bir düşüncesi olmadığı beleşden tuluğu satıp gaçma çabası olduğu için pek hesaba almazdım gendini.....
öyleyn saatlerinde, yimeeen üstüne sindirsin deyi acı gavaklık parkında yeriyiş yapıyken bir seyyar arabeynan çok canlı renklerde şişe şişe bir bişeler satan bir ammi görüym son birgaç gündür. heyrişallah, gelenek gerisin geri canlaney mı ney?
heral sevilmez mamed emminin dedigi adamıdı ki gaziler caddesindeki camiinin önünde olurdu bidenesi sırtında meyan şerbeti kazanı sanki bakırdan dahaa bide elindeki su taslarını tınkırdatır ritim tutarıdı bagırıtısına...