kabul

agam yogrum beyle ananelerimizin pastasını boregini yapıp yanında da davsan ganı bir cay demleyip bolcana hanek cor etttikleri genelde evin böyük salonlarında ayda bir yapılan aile tarafından çok möhöm sayılan ve her taraftan seferber olunan özel gün yirin baalım
uşakkene gelmesini istemediğim gün. anam sabahleyin erceden beni galdırır gözümü öfeleye öfeleye malzeme almaya gönderirdi.
bi de eve akşam erken gelemezdik. sohakta beklerdik ona yanıym
bir de mezdeke'nin kasetini teybe koyup acı iki ayak gedip gelmezler mi.. işte o anda napalm füzesi fırlatıcın pambıını attırıcın hepsinin.. o gader ki gıcığım..
-kız hayce bak ben senin kabulune geldim sende benimkine gelicin ha!
+ beeg anam gelmez olurmuyuk hec 2 adı otedesin zati
deyip sonu gelen hanekin oldugu möhömm toplasma..
çok gereksiz birşeydir.kadınlara sorulduğunda ne yapıyorsunuz burada denildiği zaman aşşalandıklarını düşünerek sinirlendikleri aslında dedikodu yapılan yenilen, içilen, hava atılan , oğlullara kız ,kızlara oğul bakılan ortam.
ha bide bi ara adı toplantı diye değiştirilmiştei ama tutmadı :))
anne ve oğul arasında bu tür diyaloglar yaşanır.
oğlan:anne ben eve gelecem ha acı yatıcım
anne:gel ama ben evde yokum halanlara toplantıya gidicim
oğlan:(müziplik yapar)ne toplantısı anne kuvayi milliyeyimi kuruyorsunuz yoksa kıbrısımı kurtaracaksınız?
anne:(kuvayi milliye kısmını anlamamıştır ama dalga geçildiğini anlar ve çok sinirlenir) ulan gelirsen babana bu oğlan fosur fosur sigara içiy derim boyu devrilesice
:)))))

dolarlı gabul
altınlı gabul diye çeşitleride vardır.
sanki sabaha kara harekatı var,1 gun onceden evin herifine alacak listesi verilir,gelen nevalelerle geceden yarın için pasta borek corek yapılır.oda yetmezmiş gibi misafirlerden yakın olanlara başka çeşitlerden yapılması ihale edilir...
okuldan gelirsin,zaten aşağı kattan yuharıdaki hengamenin sesi gelir.aman kimse görmesin diye hıssadanak taa en arka odaya geçersin,misafirlerin çelet uşakları gelir seni gorurler ardından "anaaaaaaa burda bi oğlan var" deyip içeri gaçarlar.bunun gibi rezillikler olur,o gün hava kararmaz bitürlü,verem olursun o odanın içinde.
okuldan geldiğinizde kapının önünde kendinizi ayakkabı merkezinde hissetmeye başladıysanız sonunuz kaçınılmazdır, içerde bir o kadar da içeri telliği yada içeri ayakkabısı denilen şeylerle karşılaşacaksınızdır çünkü o gün evde toplantı vardır. yıllardır bitmemiştir, bitmeyecektir de. genelde kışın yapılır, günler kısa filan dinlenmez, yapılır. çocuklar ordan oraya koşuşur, anneler pek bir şey demez nasılsa kendi evleri değildir. onlar orda oturup dantel ya da örgü modeli alıp verirler, konuşurlar, çocuklardan şundan bundan ülkenin geleceğinden (!) bahsederler. toplantının sizde olduğu günlerin hem avantajı hem de dezavantajı vardır. tüm kadınlar uşak devşekle geldiğinden evde metrekareye düşen kişi sayısı normalden katkat yüksektir. evin gızıysanız o gün bitmiştir sizin için, çay-pasta servisi sırasında antep avradlarının aman sizing gız da nası böömüş anam naraları içerisinde bir o yana bir bu yana dolanırsınız, oturmaya geldiğinde de oturamazsınız sorular hep aynıdır. konuşmaya dahil olmadan bir köşede pusarsınız çünkü odaya gitmek yasaktır (misafirler bırahılıp da içeri mi gidilirmiş kele ne derler arhamızdan). avantajıysa kalan pasta börek çöreğin hepsinin midenizin sonraki bir kaç gün içerisinde bayram etmesini sağlamasıdır.
arvatların oturup iki çirtik hanek etmek için mahanalarıdır.amac kesinlikle para vs. degildir.
annemin okuldan geldiğimde hangi dairede olduğunu söylemesiyle güzel başlayan günümdür benim.''gızım sen okuldan geldin,yi yii..'' diye tabağıma doldurulan mahlepli,cevizli kuru pastalardır,etimeke sürülmüş muhammaradır,zeytinyağlı yaprak sarmasıdır..yok deyzesi,çay içmezlere inat içilen 3 bardak çaydır..ayıp şeyler konuşulduğunda anneyle gözgöze gelmeler,dudak ısırmalar,içeri odaya ayuş gilin gızıynan oynamaya zorlamadır.güzeldir..
yeriyiş teyzeleri ayın belirli günleri kendilerini misafire adarlar.işte o gün onların gabul günüdür.
-bacım ayın 20 sinde kabul gunun alıy mısın mısafır?
-he bacım alıym,bekliym haa gelin ey mi...
küçükken bi sonraki hafta nereye gidileceğini belirlemek için
anam:de yavrum gel çek şu kaadı seni bekleyk tama
ben:geliym ana başka uşaklara çektirtme haaa
dediğim zamanlarda ve akşam okuldan eve geldiğimde önüme konulan dolma yada zeytin böreği, muhammara, arap dudağı, külah ve bütün toplantılarda yapılan kereviçi yerken güzeldi malesef insan herzaman çocuk kalamıyo ve biraz büyüyünce annemle kavgalar başladığında
ben:gelmeycim işte gelmeycim getmeym ben sen goy get
anam:bee bu nası hanek kele. nası seni evde tek goyupta gediym
ben:baane toplantıya yazılırken baamı sordun
dediğimde ağzıma vurulan bir tokatla ağlaya ağlaya gittiğim günlerde nefret etmiştim.
antep avratlarının 1 hafta öncesinden ev temizliği ile başlayıp son gün ikram ediliceklerin yapımıyla bitene kadar canlarını ortaya koyarak hazırlık yaptıkları, bir nevi yemekteyiz ,bir nevi sabahların sultanı,bir nevi evlilik programları tadında yapılan etkinliktir.bu etkinliğe katılmanın belirli kuralları vardır,bu kurallar mutlaka yerine getirilmelidir,yoksa yoğun bir eleştiri ve dedikodu trafiğine maruz kalınır.şöyleki her kadının çantasında mutlaka bir çift iyi marka ayakkabı bulundurması,o gün en güzel en pahalı kıyafetlerini giymesi,eğer varsa (ki antep avratlarında bol miktarda mutlaka bulunur) bütün altın takıların görünebilir şekilde takılması ve saçların fönlenip son model makyaj yapılması mecburi değil ama zorunludur.
kabul genellikle öğleden sonra 2 gibi başlayıp akşam 5:30 ya da 6:00 gibi sona erer.(bu gelen misafirlerin çocuklarının okul ve kocalarının işten çıkış durumlarına göre değişebilir ki ben saat 7:00 ye kadar oturan kadınlara bizzat şahit olmuşumdur.) bütün misafirlerin eksiksiz gelmesiyle birlikte ikramlar başlar ev sahibi büyük bir özenle hazırladıklarını misafirlerine sunar ve yorumları beklemeye başlar ,eğer yapılan ikramlar beyenildiyse kağıtlar kalemler çıkarılır ve tek tek nasıl yapıldığı not edilir..( ki bir sonraki kabul gününde kendileride yapabilsinler diye)
bu arada kadınlar bir yandan ikramları yerken bir yandanda kim, kiminle, nerede, ne zaman, nasıl, ne yapmış bir bir bir ortaya dökülür..ıkramların sonunda kabul paraları yada altınları misafirler arasından seçilen biri tarafından toplanıp ev sahibine teslim edilir.günün sonunda ev sahibi yaptıkları beyenildiği için gururludur yüzü güler, misafirlerse içlerini döküp dedikodularını yapıp rahatladıkları için mutlu bir şekilde evden ayrılırlar.akşam evde bekleyen koca çocuk o sırada akıllarında bile yoktur..o gün baya bi yedikleri için karınları toktur akıllarına akşam yemek bekleyen koca ve çocuklar ancak eve girdiklerinde gelir ama saat geç olduğu için yemek yetiştiremezler ve evdekilere güzel bir kahvaltı sofrası hazırlarlar...ev sahibinin çocukları ve eşleri şanslıdır bu konuda çünkü ikramlar bol bol yapılmıştır ve akşam eve gelindiğinde ziyafet sofrasına konacaklarını bilirler..ışte anteplinin kabul günü böyle geçer...darısı benim gibi toplantısı olmayanların başına...
tam söylenisi gabul olan toplantı. her arvadın bi gendi ailesi tarafından olanlarla, bir kocasıgilin tarafından olanlarla hatta abartıp bi de konşularıyla ayrı ayrı yaptığı toplantıdır.
gördüğüm en isabetli yenilik tabldota geçilmesidir. toplantının en başında ikramlar belirleniy. misal: bi börek, bi simitli *, dolma, patates salatası, bi de dadlı. herkes aynı şeyi yapıy. beylece o eksik yapmış bu çok yapmış dedikodusu olmiy. ayrıca bundan anlamalıyık ki gönül sohbet istey küfte mahana...
bi de toplantıda yasin okunuy öte dünyanın da yeri yapalıy. *
toplantının sonlandırılması standartı saat 5 ila 6 arasıdır...yani okulların dağılımına,mesai saatinin bitimine ve otobüslerin tıklım tıklım dolumuna denk gelir...senin gabulle alakan yoktur...ya sabah sekizde girdiğin okulundan çıkmış örgencisindir ya da işinden yorgun argın çıkıp evine gitmeyi hayal eden emekcisindir..." la biri kalksa da otursam arkadaş" hayaliyle yol alırsın...tam bu sırada birisi kalkar hemen oturursun...otobüs binevler durağına doğru geldiğinde gabul avradları otobüse seerdirler...bittiğin andır...kafanı 130 ila 240 derece sağa çevirir,görmezlikten gelmeye çalışır,dışarı bakarsın...2 si yaşlı ve topalak 7 avrad,yanlarında 98 tane çelet uşak otobüsü darmadağın ederler...hortum gibi geçtikleri yeri siler süpürürler,oturanları kaldırır yerlerine otururlar...o an terlersin " arhaya gelme arhaya gelme" diye geçirirsin içinden...eğer şanslıysan arhaya gelmez ve mevreşehire gadar kalkma tehlikesi yaşamaz,rahat rahat evine gidersin...yok şanssızsan gelir başına dinelir suratına suratına bakar...yer vermeme gibi bi şansın yoktur...umursamadığın anda " acı navar galk ta ben oturim,uşaklıyım" diyerek insana kendisini suçlu hissettirirler...* bobeyin gabrine sıçim şans diye senin diyerek " buyrun bayan oturung" dersin... mevreşehire kadar boku döke döke o berbat kalablıkta o yorgunlukta gidersin...bunları ortaohuldan beri yaşiym...birkaçtene uşaklı,gelinli,gaynanalı avrad bir otobüse binikse bilinki gabulden geliylerdir yahut başka bir avrad organizasyonundan...
antep avradının vazgeçilmez ve bir o kadar da organize para biriktirme, birez de dalga tutma atraksiyonu.
anam her haftalığımda "kabule girdim" derdi ve alırdı parayı. sağolsun, eyi etmiş; abim o paralarla bitirdi universiteyi...
hala da her fırsatta kabule girer ve her fırsatta "kabule girdim, giricim" diye yakama yapışır. sağolsun, eksik olmasın...
kabul günleri sonucu okuldan geldıgımde allahım ıyıkı kabul gunu var dıye şükredilebilecek kadar çeşit yemek tatlı vs. yiyecekleri bulunduran mübarek sayılabilecek gün.
cok karismis, bunu yazmadan cikmak istemedim:
birincisi kabuller kesinlikle parali degildir. parali gun ayridir, toplanti ayridir, kabul apayridir.
parali gun maksimum 10 kisilik filan yapilir. ilk adi "gumus gunu" idi, toplanan belli bir miktar para ile her kadin vitrinine gumus bir obje alirdi. kah sekerlik kah cerceve kah ayna.... gumus gunu bir tur sosyal sorumluluktur, turk ticari tarihinin kadinlara ozel ilk taksitli kredisi sayilabilir. gumus sekerdenlik aliyorsun hem de 10 taksitle. muhtesem birsey vallahi.
sonra altin gunu yaptilar bunu. altinin miktari bastan kararlastirilir bir gram altin/urub/yarim vb ve hic sasmaz. her hafta ayni gun, ya herkes birer ceyrek getirir ya da ailemizin kuyumcusuna telefon edilip ceyrek parasi ne kadarsa nakten verilir.
caylar icilir, borekler biter sira ceyreklerin toplanmasina gelir:
ceyreklerin toplanisi sirasinda kucuk kucuk kagitlar hazirlanir, birine bir carpi konur.
henuz altin gunu sirasi gelmemis olanlar ceyreklerini tepsiye koyarken kaseden de katlanmis olan kagitlardan cekerler. carpi kime cikarsa haftaya bu gun de ona gidilir.
cekilisi bastan yapmazsiniz ki, her hafta mutlaka herkes katilim yapsin. gelmeyenin cekilis sansi olmaz, o yuzden kacirmak istemediklerinden herkes gelir. gelemeyen de illa ki borcunu gonderir.
bir sure sonra cok cekilmez olur bu altin gunleri...
-*-*-*-*-
toplanti farklidir. eski apartmandan komsularin toplanir sana gelirler, toplanti olur.
cocugun sinifindaki diger anneler icinden kafa dengi olanlarla bes on kisilik grup kurar gorusursun, toplanti olur.
toplantilarin bir baglayiciligi ve sinirlamasi yoktur. keyfine katilirsin. her persembe degildir mesela. ozledikce yapilir. biraz daha ictendir.
-*-*-*-*-
kabul ise cok sabit bir seydir, akraban ailen genistir ve bu kadar kadinla gorusmenin ve iade-i ziyaret yapmanin en kolay yolu da kabul koymaktir. her ayin ayni gunu kabulun vardir. misair kabul edecegin tek gundur. sair gunler gelmek isteyen haberli gelmek zorundadir.
ayin 23'u kabulunse her ayin 23'unde pastani kekini yapar, cayini koyar, giyinir suslenir beklersin. yakin akraba kizlari, bacingil filan da yardim ederler.
ayin 23'u pazara geliyorsa, o ay gittigin her kabulde bu ay icin kabulu filan gune aldigini bildirmen gereklidir.
ayin gunleri sabit sinirli sayida oldugundan her gun illa ki ortalama 3 kabul vardir.
musait olduguna,kiramayacaklarina gidersin, bazen iki bazen de uc kapi yapabilirsin. duruma bagli artik.
kabulume gelmeyenin saglam bir bahanesi yoksa kabulune gitmedigim gibi, gidecek olanlari da kararlarindan caydiririm. boyle de serttir kabul isler.
uc kabul ust uste gelmesin de goreyim.
nasil olsa bir yerde herkes herkesle akraba, illa ki ya eltimin kabulunde ya kaynimin dunurunun kabulunde ben de seni gorurum, yeen tatsizlik cikar yani.
o yuzden kabul muessesesi cok saygideger, hiyerarsisi kendine ozgu ve yazik ki antep erkeklerinin asla yasayamayacaklari, anlayamayacaklari bambaska bir konudur.
kiz bakma icin de ideal bir zemindir kabuller.
avradların bitmez tükenmez etkinliklerinden birisi...
şahsen benim evden erken çıkma ve geç getme günüm...
  • /
  • 2