burun heyri

hayri yanç,
namı diğer burun hayri;
gaziantepliler futbolcu olarak anımsarlar. onun hakkında biraz daha bilgi sahibi olanlar, futbol ayakkabıları diken bir futbolcu olduğunu söyleyebilirler. ününü ise düğünlerde çalıp oynadığı kendi bestesi olan ?eli zilli? türküsüyle yapmıştır.
şöyle miydi acaba o türkü:
?caldıgım bağlama
kara gözlüm ağlama
ben buralı değilim
bana gönül bağlama
hele yandım yandım yandım eli zilliye
bende yandım yandım yandım cifte telliye
hele yandım yandım yandım eli zilliye
bende yandım yandım yandım burun heyriye''
onun tiyatroda da başarılı olduğunu kaç kişi anımsar ki?.. burun hayri?yi nasıl tiyatrocu yaptığını şöyle anlatıyor cahit saraç:
?hayri yanç ile tanıştıktan bir kaç hafta sonra onu stadyumda oynayacağımız ??gazı antep?e bır turıst geldı ???oyununda oynamaya razı etmiştim. tiyatro ile yakınlığı olmadığı halde halkla kaynaşan sanatçılarda nadir görülen seyirci ile anında birdenbire bütünleşen - olağan üstü bir sempati- yeteneği vardı.
halkevinin karşısına düşen, milli eğitim yayınevinin altında küçük bir dükkanda futbolcular için ayakkabı dikiyordu. yayınevinden her kitap alışımda ona uğrardım.
su katılmamış tam antepliydi o. sohbeti tatlı, insanı kahkahalarla güldüren neşelendiren, espirisi bol bir arkadaştı. yüzlerce öyküsü vardı. ınsan, anlatılanları kendi yöresel ağızdan dinleyince bir başka oluyordu.
hayri yanç?ın arkadaşlarının çok oluşu, o küçük dükkana sığmayışı sonucunda bir futbol takımı kurdu: kuru kafa? ortaya başarılı bir futbol takımı çıkardı. futbolculara ayakkabısı dikmekten vazgeçti. zaman yokluğundan arada futbol topu dikmeye de devam etti.
daha sonra müziğe heveslendi hayri yanç. ?hele hele yandım eli zilliye, ben de yandım burun heyriye?? düğünlerin vazgeçilmez parçası oldu. sanırım bu plak halinde de çıktı.

kaynak:gaziantep zafer gazetesi/fevzi gönenc
bu satırların ve değerli arkadaşım fevzi günenç'in yazdıklarının hepsi doğru.
o ünlü bir futbolcu oldu. kuru kafa takımını şimdi şehitler abidesinin bulunduğu sokaktaki hala duran taş binanın altında yaptı ve aynı marka ile ayakkabı imalatına devam etti.
hoş sohbet, renkli kişiliği olan hep gülen ve güldüren bir antep rengi idi.
öldüğünü duymadım.
burun hayriye sağlıklı uzun ömür diliyorum.
bide türküsü vardı ellaam. hala düğünlerde söylüyler. hoş bi antep havası. yeni neslin dikkatini çekmek için bi daha ve sarı harflernen yazıym istedim:

bende yandım yandım yanrdım elli zilliye
bende yandım yandım yandım burun heyriye
hele yandım yandım yandım eli zilliye
bende yandım yandım yandım burun heyriye

peki neden eli zilliye? bunu biliyor musunuz?
çocukluk yıllarımda evimizin karşısında matbaacı nurettinin matbaası vardı. bu peyke her akşam orada içerdi. abimde bu peykedeydi. ben de arada uğrar gırık leblebilerinden yerdim.
rahmetli hayri amca kısa boylu zayıf bir insandı. kayacık yokuşundaydı evi ve peykenin vaz geçilmezi idi.
bu peykenin ufakları tekel birası böyükleri ya arahı ya da şarap içerlerdi.
işte gafalar yerine gelince saz söz başlardı. heyri amca cümbüş çalar söyler gafa da tam duttumu cebinden o bahır zilleri çıharır çalar garşısınada birini alır oynardı.
o ziller hiç cebinden eksik olmazdı.
işte eli zilli olan bir başkası değil heyri ammimin taaa gendisidir türküdeki
topa burun vurduğunu söylerlerdi.
sonraları ağa camısının karşısında "moda düğün salonu" adı altında bir işletme açtığı ve meşhur zilleriyle orda da düğünlerde şarkı söylediği bilinir.