antepte çocuk olmak

antepte çocuk olmak, güzelliğine, tadına, tuzuna sonradan varılan bi nimet.. çünkü antebimiz malum alabildiğine üretken.. e genlerden soydan soya süregelen bu yeteneğimiz daha çocuk yaşlardayken kendini belli edip envai çeşit oyunlar bulup, oyuncaklar üretmemize vesile olmuştur..

tahtadan yapılmış garip şekilli arabalardan (marangozların kapılarında asılı olur, genelde pembe tekerli :) ), demir bir çubukla sürülen çembere, güllenin milyon farklı versiyonları ile oynanan çeşit çeşit oyunlardan, dermeleri topaçları parçalarcasına oynanan oyunlara, hele o gahve önlerinden toparladığımız ve demircinin mihenk taşında metal işlediği gibi, düzeltmeye ömür harcadığımız gazoz kapaklarından, hele de galleden galleye gol olmayan ve oynayanların hem galleci hem oyuncu olabildikleri maçlara.. sırtında kazağı ve montu varken dışarıda bi an önce oyuna koşmak için terliğiyle çıkmış, sümüğü kazağın kollarını parlatan, soğuktan yüzü morarmış ama yüreği kor alev gibi yanan çocuklar antepteki çocuklar.. zira onlar aynı zamanda, tornacıda mazot sobasının alevinde de ısınmayı bilen çocuklar..

antebin kimyasına uygun büyüyor antepteki çocuklar, çalışıyor, çabalıyor, okuyor.. sağlam büyüyor yani..

haneeen gısası, güzel şeydi antepte çocuk olmak, işallah öyle de galır...
antepte çocuk olmak,yaşıtları* katı gıdaya geçsek mi,sebze çorbası blendırdan mı geçsin, süzgeçten mi vs.. kıl tüyle uğraşırken yaalı küfdeyle turşunun tadını bilmektir...
- antepte çocuk olmak gavaklıkta yerli malı haftası kutlamak demektir.
- antepte çocuk olmak doğuştan beri güzel yemklerle beslenmek demektir.
- antepte çocuk olmak boş arazide sıçan govalayan ve torpil patlatmak demektir.
- antepte çocuk olmak bir elinde somur somur bitmez bir elinde pamuklu şeker yemek demektir.
- antepte çocuk olmak gözünü öfeleye öfeleye hösükoğlundan ekmek almak demektir.
- antepte çocuk olmak mangal gaymayı ve kebap yapmayı 3 yaşında öğrenmek demektir.
- antepte çocuk olmak ilk olarak çüttepik yüzmeyi öğrenmek demektir.
küçükken, yıldızların varlığını gökyüzünde düğün olmasına ve insanların da gelinle damat içeri girerken olduğu gibi ellerinde mum tutmalarına bağlamak. *
"uçag beni bubama götür" "uçag babama selam söyle" deyip uçağa el sallamaktır antepte çocuk olmak
darı sapını ikiye gırıp ipe bağladıktan soona elektirik direene fırlatıp sardırmaktır antepte çocuk olmak
burnunu t-shirt ün goluna silmektir,
torpak, çamır demeden, düz yohuş dinlemeden top oynamaktır antepte çocuk olmak,
gol atanın galleci olması demektir,
* taso biriktirmek, olanca harçlığı bakkala yatırmak demektir.
naylon gırampon alıp aynı gün içine etmektir.
t-shirtten çamırda debelenib ana köteenden gaçma demektir.
evden bademlen şeker çalıp, garıştırıp ezerekten arhadaşlarlan genni gennine ziyafet çekmektir.
gavır hacinin hayadıynan gocagarının damına düşen topu alma pilanları gurmaktır.
görülen turislerin hepsini ingiliz zannetmek, çinlilerin hepsinin gareteci olduunu düşünmektir...**
gapının öynünde, yere çalınmış eski bi antep kiliminin üsdünde, * güccük bakır gap gacaknan, naynon bebeknen evcilik oynamaktır..

binanın dış gapısını gapadıp içerde şarkı söyleyip oyun oynamaktır..

eliñde bi dene bi kilovluk gaşık cinsi tasdan, yanıña da oğlan gardaşıı alıp şeereküstüdee bilmem ne bacıdan ramazan günü savırta savırta yaptıı teze meyanı almak için sıra beklemektir..

aaşamın dokuzuna dorgu şıh camısının hocası allaakber desin de oruc açak diye beklemektir..

istiklal ilkokulunun boklu sudan sulanan bostanında seermetktir..

bülbülyuvasındaki evinden aşşaa oyuncak atmaktır..

damın kenarındaa sac gorkuluklara gonan güvercinleri govalamaktır..

sokakdaa pisikleri gaçırtıcım deyn peşlerinden bağrınarak goşmaktır..

ağyolun yohuşunu bi çırpıda çıkıp inönüye inmektir..

tugayın garşısındaa arha bahçede piknik yapmaktır..

daaa neçeleridir.. * *
her sokakta bir haci dezze olurdu biz uşakken.ılk top sesinde cama fırlar," ulaan!gene mi geldeez siz? topuuzu keserim ha!gaçıng yeri... getmeyler bæg görüyng mü? eşşek gaden oldooz artı,sizi mi diyneycik dayım dayım?bu ney kele beyle?" dey öykelenir dururdu merem...hæggaten de eşşek gaden olduk yorum haci dezze...ne top goşturmalarımız galdı ağşam ukdu dar sokakta,ne de umursamaz bakışlarımız hæyata...akis te olsan eyi niyetliydin amma.bedduaların duaya dönüştüydü her birimiz topu tergeyip okula başladığımızda.hacden gelen tesbahını bizim için çevirdiydin öss zamanında...şimdi ne gapın açık,ne de vita markalı çiçeklerle süslenmiş penceren.anılarla bilabar bartışta mı galdı o ciyak sesing?yoğsam tarih mi oldun seni unutup,bıraktıımız o eski evde.
horoz çiçeğinin yapraklarını ucundan ikiye ayırıp burnuna, çenene ve alnına yapıştırmaktır. * *
bu başlığa yazılmayı fazlasıyla hak ettiğini düşündüğüm bir çocuk var. siğorta dolmuşunda 3-4 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir kız çocuğu annesine sorduğu soruyla dikkatimi çekti:

- anne, nere gediyk?
+nenenggile gızım.

herşey sıradan gibi görünüyordu; sanki ilk kez görüyormuş gibi geçilen sokakları, oradaki insanları inceleyen meraklı antep insanları, tanıdığın evinin önünden geçerken 'evde m'ola?' diye ev gözden kaybolana kadar arkasına bakan antep arvatları**, teypten 'bendekiii bu aşkı heves mi saandııın...' diye sitem eden bir ses, kavşaklarda trafik polisi görmesin diye şoförün ricası(!) üzerine ayaktayken eğilen insanlar,...
sonra alışık olunmayan bir ses şarkı söylemeye başladı:

- bir güccüycük asnancık vaaarmış, bir güccüycük asnancık vaarmış...

evet, bu oydu. diğer yolcuların bakışını farklı yorumlayan küçük kız şarkıyı değiştirdi.

- annem meni düyerse, hıı hıı ağlarım, aaşama bubama söylerim...

anne bakışlarla anlatılmak isteneni doğru anlamış olacak ki duruma müdahale etti:

+hös annem, hös gızım, taman bizi atarlar dışarı. yürey yürey mi gedek nenenge?

antepte çocuk olmak, bazen dolmuştaki o küçük kız olmak, hayatı, şarkıları daha sevimli hale getirip antepli bir çocuk zihniyetiyle yeniden yorumlamaktır.
antepte cocuk olmak eskiden yeen gözeldi. şindi internet çıktı, çocuklar dışarı bile çıkmıylar...
evet, antepte çocuk olmak üstüne bir de 'antepli' çocuk olmak farklıdır... telefonda anneme dört yaşındaki kardeşimin ne yaptığını sorduğumda aldığım cevap bunu açıklar nitelikte.

annemin gonuşmasını aynen ægdarıyorum*

------------*--------

- böön gıreşe* yazdırdıg gennini. şindi de neetsing işde, heveslendi dey oyun hamuru alıgdıg, onnan yuvalama döküy.

**
benim uçun antepde çocuk olmak; daha 7 yaşındayken ammimin düğün gününde kaçıp kavaklığa, batalhöyüğe gitmek, batalın bekçisine tapa damancasıynan kafa tutmak… ammiminoğluynan biz cüneytciyik deyip, antep kalasına arka tarafından tırmanmak... bayramlarda dedemğilin hayatlı evinde yatmak, ninemin pişirdiği püspürük çorbasını kaşıklamak... kavaklıkda yangın çıharıp, düztepeye kadar arkamıza bakmadan kaçmak… yerdeki yarım metre kara aldırış etmeden allebende çimmek… kadıdeermeninde kebap yapmak, içecek su bulamayınca yolun ortasındaki yağmur suyunu içmek… cüneytin battalgazi, malkoçoğlu, karamurat filmlerine yavuzlardaki emek sinemasına gitmek… ırahmatlık dedem apallo cumanın bana aldıı bi çüt içi pambıklı lasdik mavı çizme demek. ve 40 yıl sonra, hey gidi günler demek...
-gavaklık mahallesinde oturduğmuzdandır mametçik ilköğretim okulunun arhasındaki ceviz ağacını daşlardık.okulun gadrolu hademelerinden gıllı arif lakabıynan hatırladığım kişi okulun camını gırarık dey bizi govalardı.
-deli fatih vardı o zamanlarda (namı mehmetçik ilköğretim okulu öğrencileri istiklal marşını okumak için sıraya diziliyken çeşmenin üstüne çıkıp afedersin cinsel uzuvunu açmasından gelmektedir.) arhasından yazığın "deli deli" dey bağırır kızdırırdık gendisini o da bizi taki gendi evimizin bulunduğu apartmana girene gadar govalardı.