antep analari ile gizlari arasindaki sozsuz iletisim ve ev ici egitim

iyi yetişmiş bir antep kızı annesinin bakışından ne demesi, nerede durması ve ne yapması gerektiğini anlar. "o konuya girme" bakışı ile "bardaklar boşaldı çay doldur" bakışı arasındaki ayrımı anlar.
hangi misafire hangi çay takımının çıkarılacağını, ikramın hangi sıralamayla yapılacağını sormadan bilir, anlatılmadan anlar.
misafirin yanında ne kadar oturulacağı, nereye oturulacağı gibi konularda son derece stratejik ve ölçülüdür. ölçü onun göbek adıdır. dekolte ve az şekerli kahvede ölçünün hayati önemini sezgisel olarak bilir ve hata yapmaz. ne yılışıktır ne soğuk nevale.
ortamı koklayıp nabza göre şerbet vermek konusunda annesi danışmanlığında master tezi yazmıştır. "dur ayağımı yer edeyim gör sana ne edeyim" ise doktora tez başlığıdır. tabi ki danışmanı annesidir. mütevazi hanım hanımcık içi dolu turşucuk çizgisinden taviz vermez. *

erkeklere taleplerini kendi fikirleriymiş gibi sunmak ve gönüllü çalışmalarını sağlamak konusunda yaşam boyu öğrenmek ekolünü benimser, annesinin yaşam boyu çıraklığını yapar. öyle ki sadece evdeki erkekler değil; kapıcı, pasajdaki satıcı, kuyumcu, mağazadaki tezgahtar o'nun hayatını kolaylaştıran adamlardır, gönüllü neferlerdir. bu konuda nene olunca ordinaryüslük alınacaktır. "hele oğlanlar acı beni şoora eletin, taman hastayim yeriyemeym nenem" gibi tadından yenmeyen bir cümleye hayır diyebilen sokaktan geçen herhangi bir er kişi var mıdır?

aslında burada hayret edilecek nokta bu konuların ev içinde yüksek sesle konuşulmamasıdır. bu hasletlerin antep anasından antep kızına sözsüz iletişim ve psişik öğrenme yöntemleriyle geçişi incelenmeye değerdir. bu ev içi eğitime, toplumsal cinsiyet, çalışan sosyolog şapka çıkarmalıdır. çıkarmayanın alnı itinayla karışlanır.

telepati olayini a$tiklarinin gostergesidir. ayri bir haberlesme metodu, karincalar nasil haberlesiyor bilmiyorum ama ayni haberlesme yetenegini kullaniyorlar. halbuki kafalarinda karincalardaki gibi antende yok, yeni model cöp tilefonlari gibi icerden antenli zaar.
arada bizim hanımnan gaynanam uzun uzun bahışylar bu başlıktan çıkan sonuç o sırada muhabbet ediyler uzun uzun demekki.
yaa şimdi fark ettim bu olay anamla benim aramda da oluyo *
pişmiş aşa su katmak istemem ancak bu iletişim şekli sadece antebe özgü değildir. daha çok kendi içine dönük yaşam tarzını benimseyen toplumlarda ortaya çıkan iletişim şeklidir. hanımların sosyal hayatının evlerde, günlerde, kendi aralarında yoğunlaşması* nedeniyle ortaya çıkar. istanbulda herhalukarda aynı semtte kalarak birarada bulunmayı tercih eden boşnaklar ve arnavutlarda da -yukarıda diğer halfelerce- yazılan tüm şeyler fazlasıyla anne ve kızlar arasında yaşanır. çünkü bu topluluklarda da gelin seçimi, nişan ve evlenme merasimleri, misafir ağırlama adetleri antep gibi ağırdır, yapılan bi hata ya da eksiklik de kolay kolay unutulmaz. onlarda kontrol o kadar ağırdır ki kız neredeyse annesi gözüne bakmadan yerine bile oturamaz çünkü ev toplantılarında farklı aileler tanınır, gelin adayları belirlenir dolayısıyla izzet ikram ve buna dair usuller önplandadır ve genç kızların değerlendirilmesinde temel alınır.
işmarlı (yüz mimikleriyle ) anlatım şekli..anne-kızın yanında yada evde yabancı biri varsa anne kızına söylemek istediği sözü kaş,göz ve baş hareketleriyle anlatır ve genelde evin kızı anlamayarak anneyi sinir küpüne çevirir.(kendimden biliyorum annem anlamadığım zaman sinirden deli olurdu tabi bellide edemezdi kudururdu yazık.)
yüksek lisans tez konusu olabilecek bir başlık...
bir de annenin topluluktaki diğer bireylere çaktırmadan kızına göz etmesi durumlarındaki fix bakışları vardır ki; *

1 numaralı bakış: dik dur!
2 numaralı bakış: sehpaları diz!
3 numaralı bakış: çayları tazele!
4 numaralı bakış: ölümsek ölümsek oturma, gülümse!
5 numaralı bakış: boşları topla!
6 numaralı bakış: sehpaları silip kaldır!
7 numaralı bakış: kahveleri verirken tepsiyle birlikte * * eğil ki misafirler kolay alsın!
8 numaralı bakış: kolonyayı tut, ardından şeker!
9 numaralı bakış: gelen teyzelerin elini öp, hal hatır sor!
10 numaralı bakış: ellerini kaldırarak oyna! (düğünde,dernekte..)
11 numaralı bakış: çok oynadın gel artı!
...
(bkz: nazi kampı)

aha bööön başıma geldi

aaşam misafir geldi, hoşgeldiiyiz dedim anamdan bi bakış geldi, aanamadım hııı gibi bi bakış attı çaydanlığı gösterdi pekey dedim

çayı getirdim gene olmuyan bişeyler bi bakış daaa geldi, neymiş çayın yanına niye pasta goymiymişim, muhabbet arasında "tabaklar nerde" dedi pekey dedim

elimizde çay yemekteyizi izliyoz bi bakış bi dürtme içimden isyan ediym haaa "navar oturim işte" dorgu oturmalıymışım , çayları tazelemeliymişim, pekey dedim

ama bu bakışların manasını misafirler gittikten sonra örgendim, ana yeter yeter
bu bakışlar benim çocukluğumu ve ilk ergenliğimi yemiş bitirmiştir.

bakışların anlamını konuşmayı öğrendiğim sıralarda filan çözmüş olsam da sıra bilmecelere geldiğinde zorlanmaya başlamıştım. velhasıl annem misafirin yanında "acı gızım gardeşin mum yakmış pisletmiş sehpanın üstünü git sil" dediğinde, yatak odasındaki şamdanın yanındaki parayla misafire ikramlık birşeyler alıp gelmemi istiyordu annem. bunu anlamalı, sessizce alıp gelmeli, tabi ki evden çıkarken önce çayı koymalıydım ben gelene kadar demlensin diye...

ışmardan anlayan kız çocuğu genelde takdir edilir, ama anlamayan için annesi çok üzülür. çünkü bir kıza ne yapması gerektiğini annesinin söylemesi kızın beceriksiz ve oturmayı kalkmayı bilmediği anlamına gelir; öyle anlaşılır toplumda.

maalesef, antep kızının zeka gelişiminin önündeki en büyük engellerden birisidir. resmen kıza aptal muamelesi yapılır, beyninin çalışması engellenir. acı navar nolur yanı, elalem bişey dese. der der höserler, dünyanın sonu mu yanı?

olaya sosyolojik*** açıdan bakılırsa, antepteki muhendis kavraminı zayıflatan kültürdür.
antep anası ve avradı, uşağlarına her dakka acer bişeyler belledtemin telaş ve gayretindedir.
kızlar öyle elden günden ayrıksı * olmaz!
kızlar çok konuşmaz!
kızlar çok gezmez!*
kızlar çok gülmez!
kızlar çok bilmez!
kızlar herşeye karışmaz!
kızlar herşeyi görmez!
kızlar herşeyi duymaz!
* "özetle kızlar fotosentez yapar" * *
-sonadan sonaya seni doğracama bir daş doğuraydım, heç deel üstüne çıhar elimizin yetmedii yere yetişirdik.
-1.75 boyunda o işlere bakacak olanaklara sahip bir kız doğurmuşsun işte daha ne olsun?

evin en küçüğü olmamdan dolayı annem habire kullanır saolsun bu lafı. *

bu arada sözsüz iletişim denilmiş başlıkta ama bizimki extra sözlü iletişim napalım.. *
olayın ailenin erkeklerine bakan yönü şudur ki; ana-gız döşmüş, aklı esikler garışmış.

ne bayakleyin gızına evlat yetir aglın yitir diyen anadan taraf olucun, ne de anasının hışmından saa sığınan bacına. yüreeen acıyıp de birini tutarsan sen zararlı çıkarsın. demincek saç saça baş başa çığlık çığlığa olan avratlar, ağlaşmayı müteakip karşılıkllı salya sümük koklaşma öpüşme safhasına geçerler.

suçu da saa atarlar, inöö...
o kaşları indirip kaldırması, o bakışları kullanımı, yeri geldiğinde hızlı hızlı nefes alması, yeri geldeende ufak baş hareketleri ve bazen de küçük parmak hareketleriyle; hiç konuşmadan çok şey anlatır.
gerçekten de o bir maestrodur, işini çok iyi yapan bi orkestra şefinin ekibini yönetmesi gibi, kızlarını yönetir. o kaşlarını, bakışlarını orkestra şefinin elindeki çıbıı kullanması gibi kullanır.

antep avradı *
atik bi hareketle önce misafirlere bakar, kimsenin kendine bakmadığından emin olduktan sonra, hafif bir baş hareketiyle önce gızına bi bakış atar ve kızının dikkatini kendine çeker sonra yine hafif bir kaş hareketiyle de misafirin boşalan çay bardağına ardından hemen çaydanlığa bakar, ve mesaj yerine ulaşır *

ki söylediğim bu işaretler silsilesi bir-iki saniye içinde gerçekleşir.
al işte viralini de yapmışlar:
http://www.facebook.com/photo.php?v=2098219586929
antepli analar vücut dillerini çok etkin bir şekilde gullanırlar. tek hanek etmeden düyün bile savallar böök bi maharetnen..