romantik antepli

yine acı bir gengirik...yokluğun kadar keskin...
ve sen yoksun...
uzaklardasın...

balcan...
söğürme...
söğrülmüşüm gözlerinde...
sensizlik zor...
yerli temetos kimi şekilsiz...amma...
bir o ğadek te lezzetli...


yine hayvan kimi yidim,sen yoktun...
sensizliğe vurdum gendiimi...
bir de yemeğe...
yine hayvan kimi yidim...


sodalardan aldım hıncımı...
ağzımda bir kürdan...
yarısı gırılmış...
yüreem kimi...

yine hayvan kimi yidim...
sen yoktun...
yoksun...
uzaklardasın...

kebap gibi gelir kohun...
kohuya geden pisiğim...
gözlerim arar seni...
kulaklarım dik...


bazlama kimi...
köz köz olmuşum...
yokluğunun ataşında...
acı birez hamur düşük...
zeralı yog...
bes sen gel...
iki avuç talaşla alavlanırım...

yine hayvan kimi yidim...
sen yoktun...
yoksun...
dürümümün boşluğu kimi,
eyle kötü bir boşluktayım...
acı düşen bir piybaz...
keveke havıç...
uluk domates...
manasızım...
lezzetsizim...
dadım duzum yok...

yine hayvan kimi yidim...
bulood heç bişey yok...
yine hayvan kimi yidim...
senden eser yok...

sessizce bir geğirik,
yahar gavurur beni...

antepli ve aşk olarak ta değerlendirilebilir...
emmioğlu şarkısına dağın başında ferdi tayfur'la gitar çalarak değil de dülükbaba' da tempra'nın kapılarını açmış, mangalın başında ağır hava oynayarak klip çekerdi...
(bkz: menteci)
gavur kimi sevdim seni...
sevdim de bok yidim...

bir hallik kimi beril beril...
boşluğa bahar gözlerim...
seni arar,
seni sorar,
uçuşan zevzirlere...

lovlazlı aşı bekler kimi,
bekler dururum...

gavur kimi sevdim seni...
sevdim de bok yidim...

sac üstündeki ekmek kimi...
bir ötee yanımı,
bir beri yanımı,
köz köz etting de godun...
nar kimi galbimi...
gavur kimi sevdim seni...

gavur kimi sevdim seni...
fahat...
sen bilemezsin,
sevgi ne gutsal,
ne mübarek bir şey...

tike kimi sapladıng beni...
şişteeeen şişe...

gavur kimi sevdim seni...
salçalık biberim sahı,
govası 1 milyona,
çektin,öğüttün beni...

viccaaa...
bohoğlubog...

ellaam değmemiş,
urgamamış aşk kelimesi,
pabuç tayı kimi diline...

gavur kimi sevdim seni...
sevdim de bok yidim...
itovlit ya seni...

gediyken antepli kimi gederdi...

gedıyken...

seviyken ne gadli irise insan
gediyken de o gadli iri olmalı ağæm
ne gadli gavur olsa da vahıd
sevdalı herdaym rafık galmalı... * rafık
ağzımın seli akmış,
sensiz geçen ilk gecemde...
yastık,yorgan ne varsa,
aley batmış,
bu şarmıta keşmekeşte...

şimdi yanımda olmalıydın,
görmeliyding o rezilliği,
demeliyding;
"şiş çahıla,az yi dedim saa."
"elii golu çemren de sıç bilamıd."

sokranmalıydıng...
sokranmalıydı hayat...
balcan ışıltısı gözlerinde,
endirmeliydim öykemi...
aldırış etmemeliydim...
altıma sıçsam bile...

gülüm...
cücük üzümüm,
pendir dürümüm...
sensiz geçer mi bu ömrüm?...

1.ci geceden ortalığın,
sıçmışken içine...
1001.ci gecede,
1001.ci carıs hakiyeyle beni mahatap etme...
altıma dahi işetme...
gel...

ağzımın seli akmış,
sensiz geçen ilk gecemde...
mademdeki gurtların,
beni mağlup etmesine izin verme...

ağzımın seli akmış,
karışmış yüreemin seline...
sensiz geçen ilk gecemde...
beni daha fazla bekletme...
gel...


salça çıharırken işten-güçten vakit bulup yimek pişiremiyen,ağşamı bir gafaltıyla savuşturmaya çalışan ve bu sebeple herifle dövüşüp,evini terkeden bütün antep'li aplalara ithaf olunur...


acı bir salça mevsimiydi...
sen gediydin...
dur diyemiydim bahiyken ardından,
biliyding...
açlıktan da dizimin bağı çözülüydü,
yüreeminkiyle barabar...

nalet bir gasefet vardı havada...
son bahardı...
" abav güneş de gediy mi ne?"
kaygılarılarını duyuydum,
salçası damda arvadların...
ve lakin aynı kaygıyı ben de taşiydim...
" abav güneşim gediy"di...
gasefet çöküydü dünyama...
hayaller damda galiydi,
yağmur vuruydu emeklerimi...

ah bir de üzerine binen açlık...
çaliniydim sahılam...
üstelik,
tene yimeliydim...
tene yimezsem doymeydim...
ve sen bunu çok eyi biliydin...
ev ekmeeni de seviydim yanında,
eşgili acir turşusuyla...

acı bir salça mevsimiydi...
sen gediydin...
ellerim yaniyken,
yüreem dayanameydi buna...
ovunuydum...
bayıniydim...

arvad dutup,biber ayıklatan kibarlar gibi,
bir lüksüm de yoktu üstelik...
gündeliği 25 kağıda,
kim yanardı benim yerime?
hangi çay tilfi?
hangi merhem geçirirdi bunu?...

asas getmeli deelding...
düş kimi tene yağmalıydı üzerimize...
topak topak küfte getirmeliydi yan gomşu...
öteenden turşu istemeliydik,
yüzsüzlük edip...
salçayı hazır almalıydık,
yanmalı deeldik köz kimi...
yakmalı deeldim seni...
utanmadan da yimeliydik amma ha,
sahı gendimiz yapmış kimi...

acı bir salça mevsimiydi ağam...
sen gediydin...
bahiydim ardından...
üstelik tene yimezsem doymeydim...
sen bunu çok eyi biliydin...
ve çalıniydim açlığından...
sen gediydin...
al...
al bu dürüm,
senin olsun...
canımın bir parçasını vereyim sana...

al...
senin olsun hepsi...
ağzımın payını pölme sahın...
benden bir pay çıksın yüreğinde...
*
küfte yoğurmak isteym bugün...
hayvan kimi terlemek,
yoğurmak,
yoğrulmak isteym...
haşat olim deym ben baa...

sen de yanımda ol...
su dök arada bir elime,
sakız kimi olsun,
yumuşasın hüzünlerim...

bir sıkım al sevgimden,
duzuna bag bir,
yerine gelsin keyfim...

aksın emeemin bekmezi alnımdan aşşaa,
damla damla garışsın,
elimin emeene...
ve,
topak topak olsun küftemiz,
gııpgırmızı aha şeyle,
gonsun sufraya...

topak topak olsun ümitlerimiz,
salça renginde,
gonsun yüreemize...
yeşiliği de gözlerin olsun gülüm...

heç bitmesin yimeemiz,
berekat saçılsın sağa sola...
ve heç galkmasın,
ortada galsın,
zarılasın suframız...

yidikçe çoğalsın,
etrafa saçılsın,
tene tene aşgımız...
sevmek vardı şimdi rafıım,
alleben'e bahıp düşler gurmak...

antep kimi bir arvaddı istediimiz,
lef lef aha şeyle...

duttuunu goparan bir sevdaydı,
göynümüzdeki...
it osurtan rüzgarlarında,
yanyana izlemekti galeyi,
ve gazel depelemekti gavaklıkta,
bütün havasımız...

olmey rafıım...
sevmek bize düşmey...
carhadak devriliyk anca,
yanımız üstü...
aşk dediğin,
ayreti duruy üzerimizde...



bir bahar yağmuru,
berkiti berkiti yağıy,
depemden aşşaa.

seyrek saçlarım,
daha da bi belli ediy yiriklerini.

bir tek cuvara,
yaniy ağzımın bir köşesinde.
ve esgiyi izleym,
hacıbaba'dan garşıya bahıp.

şo depeden enişini hatırleym,
gaçacak kimi dizlerini gırardın ya her dayım.
her seferinde aynıydı taşgala,

sen gedeli çok olmuş yorum,
zor zanaat gelicimiş kimi beklemek.


ah bir başkadır antep'te sevmek.
sevmek,mangalda kebap yellemek; yağlı et kimi erimektir sevmek.
antep garası gözlerde gülmek ve alleben'den nurgana'ya akmaktır sevmek...
hayvan kimi bedenim,
aldatmasın seni;
zira masim bir uşak gizli içimde,
burnunda sümüğü,elinde çomağı olan.
ayrılık ney biliymin.
ne yolunun ciğercilerden uzağa düşmesi insanın,
ne iftara beş dakka gala meezzine sövmesi,
ne de hallik sürüsü bazarda.
ınsanın metanette yağsız beyran istemesi ayrılık.
o küçük ölüm?

ayrılık,
o samsak tavasının ardından gıdip dişini fırçaladığında başlamıştı.
ben sana daraklığı, boğazaltını gösterirken senin ısveç diyetini araştırmanla keleplenmiş,
?bu geç saatte bunu yemesen olmaz ? lafı boğazımda düğümlenirken
gurbanın ayaklarını, garnını kapıcıya vermenle ,
varacağa yere varmıştı çoktan?

şimdi anladın mı ; gidişinin neden ayrılık olmadığını.
balcanın tohum çıkıp çıkmaması kadar ancak bir anlamı oldugunu,
dana etinden lahmacun kadar bir değer taşıdığını,
sovan kebabına nar bekmezi katmadığını,
meyan olmadığını tommuz sıcağında?..

yaşanmıştır....
silindi surfamı süsleyen renkler.
artık ne küfde topaklarını tutuy ellerim,
ne de dürümler teselli ediy beni...

düşlerim codar,düşlerim heder artık.
birden,çalsan deym gapımı,
ansızın yimek getirsen.
gurtarsan bu açlıktan,gurtulsam bu açlıktan.
antep'i getirsen bana.
yani,sen gelsen diyorum....

ellerim aciy,ellerim yaniy şimdi,ellerim heder...
ellerim gavruldu acısında salçanın...
ellerime balcanın garası çıktı.
saa çiçek veren ellerim...
ellerim aciy,ellerim yaniy şimdi,ellerim heder...


şimdi ben yokluğuna tutsağım,
zıkım yediririm sensiz her güne,
işte bu ben,senin masim şairin,
köfteye şekil veren o ressamım ben...

****
sen irbeemli gızı,
ben garşıyaha uşaa;
sen paklava yirsin,
ben pisik ..........
sokaklar dolusu şekerli miyan kokusu,
arasa'da gezinirken bizde bir beyranın tutkusu..
acıkanlardan biri ben, arkada bıraktığım sen,
kim olduğumu biliyorsan;
söylesen..

* *
böönlerde yüreem sıhıldıkça düşüym yollara.
böönlerde seni düşünüym sık sık.
neen?
böönler de gonuşmeym de kimseyle.
garşıyaha'yı biliyng,
aynı gahvedeyim çoğu zaman.
herkeş aynı,her şey aynı.
bes,bes
sen yogsun.
gettiin zambırla gel,
beylesi daha gözel...

*
sen baa uzag ben saa uzag.
sıçıtmalı lahmacının cırp cırp döküldöö kimi gözyaşı döküym
heç acımeyn deemi baa
ben senin uçun kebab kimi yanıymda
sen beni götün hasabına alıyn.
vura vura döşümün takdası delindi
yeter artı geliciysen gel baa
yoosa antep garası çalarım saa

rafııyla yan yana yürürken
cehennem dehlizinde birey olmak
ve yeen inceldikten sonra
ilkel haneklerle konuşmak seninle
garagabir nalburları pencerelerden
demir para gösteriyler
yalınızlıgı soruylar.yalınızlık
düzdepenin yokuşlu olması kimi bişey
heç bişeyim yok akıp geden
allebenden başka
vara yalınız bunun için
seveydim seni...
  • /
  • 3