ekmekçi mısdavanın isyankar tapçısı fahasın maceraları

ekmekçi mısdavanın isyankar tapçısı fahasın maceraları

aslında hepimizin mahallesinde olan, belki her gün gördüğümüz ama farkedemediğimiz adsız kahraman.. biz ona kısaca ekmekçi mısdavanın isyankar tapçısı fahas diyoruz..

-saçlarının kesimi yesirci modelidir..
-gulag arhasında cuvarası eesik olmaz..
- berk motor sürer, en eyi arhadaşı gırmızı peco 103'üdür..

sizin fahasınızın maceraları neler?
*berk bire içer, ikinci şişenin ortasına gelmeden kafa 1500 olur..
*eyi bi deri çeket, siyah bir ispanyol paça pantolonu ve sırtı yazılı beyaz gömlekten oluşan kıyafeti içinde kendini çok mutlu ve havalı hisseder..
*babası ya hastadır ya arsızdır, aldığı haftalıkla anasına, babasına ve kardeşlerine bakar..
*rafığı ya fırının düven ağasının gızı ya da mahallenin havalı kızlarından biridir, arada bir gül alıp onları mutlu etmeyi bilir..
*cep telefonunun zili zerda, davul-zurna, müslüm ya da disco müziğinden birisidir..
*efkarlandığında telefonuna yüklediği şarkılardan birini dinler..
*iyi çocuktur, sevilir..
tapçılar 3 taptan sonra geriye dooru gafasını yatırır...yatırmazsa noolur?? küree duluuna yir..
ekmekçi ustası güççük şeerde olm lahmacunları saaay diye bağırır.. bu sırada ekmeklerin altının tozunu süpürgeynen atmakta olan şeert komuta uymaz.. ekmekçi ustası hemen şeerdi yanına çağırır ve sorar...

la mısdava sen beni s.klemiyn mi la?

şeert cevabı yapışdırır...

s.kliym usda s.kliym...

yaşanmış olaydır..
büyük adamdır vesselam. bütün antpe halkı o ve onun gibiler sayesinde pikniklerini yapmakta, sabah kahvaltılarını ve akşam yemeklerini yer. fahas herkes çok antep halkını düşünür her ne kadar 7 baş horantaya bakmakla yükümlü olsa bile. sabahları herkes kalkmadan kalkar ekmeğini taplamaya başlar, akşamları herkes doymadan o eve gidemez. gitmezde zatı. ramazanda millet sabahlara kadar kahvelerde 51'in depesine vuruken kendisi melül melül bakan gözlerle sahur vaktini gelemsini bekler. peki fahas neden bekler. herkes doymadan fahasın karnı doymamalı herkes sahurunu yapmadan o yapmamalı. bu onun için ilk başlarda zorunlu olsada sonrasında görevinin bilincine varmıştır ve bunları görevi gereği yapmaktadır gururda duymaktadır fahas. ammaaa başını unlu gördük diye fahası değirmenci bellememek gerek.

şehrimizde çok önemli yere sahiptir fahaslar. görünmez kahramanlardır. bu şehirde en büyük saygıyı hakeden insanların başında geliyor.
çin malı,yüksek ses çıkarabilme kabiliyetine sahip çift hatlı telefonundan arabesk dinler...
şeert işini yapamadığında gendisi azıcık havalanıp da oğretir.
pişirici: olm al şu ateşi bi de ekmeği götür haydei
seert: teeamm usda
tapcı fahas: la şeert sen bilmeyn mey kebabçiyi gossana
sonra fahas gapının onune gadar seertin yanında geder şerrte: yerrri olm at gimi get it gimi gel der yahar bi cuğara gelir pöşküne taplamaya devam eder.
hayattan istediği fazla bir şey yoktur aslında fahas'ın.bir sabah uyandığında 103 motorunun beyaz şahin'e dönüşmesi dileğiyle girer yatağına her gece...düvenin garşısındaki gızla evlenmek te başka bir dileğidir; lakin,beyaz eşyasını ve altınlarını hazır etmelidir bu işlere girişmeden evel.bu konudaki danışmanı ise anasıdır. fahas'ın yevmiyeleri önce urup'a,daha sonra beyaz eşyalara dönüşecektir.ondan sonra sağa sola haber edilecek,kız bakılacaktır; tabiy fahas düvenin garşısındaki gızı ayarlayamadıysa...

fahas; sabahtan ağşama gadar tap,tap,tap,tap,tap...
aslında tapladığı hamur değildir fahas'ın,
uzun ensesinden aşşaa süzülmüş acılarıdır bir nevi...

--------
---------
-----------

fahas ekmeeni gazeteye sarıp ayrılır her akşam iş yerinden.yimeeni yedikten sonra güç bela benzin aldığı motoruna atlar ve yine aynı fırında çalışan hamurkar mamet'le buluşmak üzere gaza asılır...
buluşma yerleri genelde çalıştıkları düvenin önüdür,ya da yakınlardaki küçük bir semt parkı...

motorun arhasına yanleyn oturmuş ve ayak ayak üzerine atmış hamurkar mamet'in bir elinde müslüm baba çalan çin malı telefon,ötee elinde yanmakta olan prestige marka sigara...

hamurkar mamet te fahas'tan pek farklı deeldir aslında...o da yeterince isyankardır; lakin her hamurkar gibi o da içine kapanıktır...pek belli etmez...

fahas'ın motoru bir gendi rafıının,bir mamet'in rafıının evinin önünden gelir,geçer...
fahas ve mamet son cuvaralarını kefalleşene gaden bu beyle devam eder ve bir günü beylecene noktalarlar...

zira yarın birisi umutlarını yoğuracak,ötee acılarını taplayacaktır...
bu kısır döngü beylece devam edecek ve her gece hayaller ertesi sabaha ertelenecektir...

fahasın kaba etinden taraftaki cebine koyduğu,unun her kıvrımına girmek için elinden geleni ardına koymadığı cüzdanında ki rafıg poturafı'nın yeri bambaşkadır gendinde.
onu her çıkartışında özenle silip temizlediğini ununu,*
gömleğinin içine giydiği boğazlı kazağının bileğine yakın yerini baş parmağının dışındaki parmaklarıyla avuç içine doğru çekip sildiğini hatta,
ardından güzel gözlerini adeta ortaya çıkarmanın verdiği hazla böyle yaptığını,
bakıp bakıp gözlerinin nemini sildiğini sonra da,
silerken gözüne hamur parçacığı,un kaçmasıyla ...

+ erzingi sening .. gene unuddum elimin hamırlı oldoonu ...

demelerini düşününce fahas'a güçlü soydemir'den deli çoban'ı armağan ediyorum dinlediği radyoyu arayıp.
o çin malı telefonunun radyosundan çıkan ses tüm fırının huzurunda bir kamçı daha atmıştır isyanına fahas'ın.
kişneme seslerini duyar gibiyim bu isyanın...

...


götüme bir ataş düştü,yanar ha yanar yanar.
umut göynümün bekmezi,umar ha umar umar.

erkek uşağıyık bir yerimiz,şişer ha şişer şişer.
lahmacunlar,kebaplar bizim fırında bişer.

balcan kebabı getirmişti,giden bizim fırına.
görür görmez vurularak,başladım atmaya.

ayağında uzun etek, keçik etmiş eşarbı.
usda seslendi uzaktan, fahas al şu kebabı.

gaptım tepsiyi elinden,yazdım hemen numarayı,
dedim "bi saat sonra bişer gelin alın kebabı."

"on tene de açık ekmek,yapın" dedi ardından
"altı bişgel olsun acı,hamur etmen nameti"

ustama dedim ki "acı usda,ayarleyim şu gızı."
hamurkarın aynasında daradım saçlarımı.

gelecekti bi saat sonra balcan kebabını almaya.
la mamet olum bu gız,iş attı taman baa.

durdu zaman durdu dünya girdi içeri gapıdan.
"noldu bizim balcan kebabı,bişti mi ağam paşam?"

tepsiye kağıt goydum,goydum uzattım gendine.
bişirici parasını ittim elimin tersiyle.

mobal attı " illa" dedi,alıcın bu parayı,
"bobamın oğlu musun ulan" al dedi şu parayı.

çekti getti,götümlendi; zambırına boğuldum.
mamet benle dalga geçti,bozum bozum bozuldum.

ustam geldi sille godu,unut dedi olanları.
tapçısın sen tapçı gal,al dedi yumakları.

tapçısın sen tapçı gal,al dedi yumakları.

tapçısın sen tapçı gal,
tapçısın sen tapçı gal.
tapçısın sen tapçı gal,
tapçısın sen tapçı gal....
kürekci sakııın diye bağırdığında istifini bozmayan kişidir kendisi
öğlen çağlı saçları banderas guvamında tertibleyen, serseri yanının ötöözünde gönül adamı kimliine de sahip, fırının sessiz ama derinden yaşıyan, mahallede olup biteni harfiyen bilen, onca yumağın arasına katışmışken her lafı dingleyip angliyan, ama berber şeerdinden daha usdurublu bi fırın çalışanıdır.. allah yogluglarını vermesin bes genderin..
tek maçtan gaybeder hep iddiada 5 milyarı
15 maçı tutturmuştur da bi tek enerji gopnus * barabarı galıkdır, navardı acı bi gol daha ataydı.
ama her haftaki gibi yine tek maç yatırmıştır kuponunu.
acı fahas ne var cuvarayın külünü ekmee düşürme, gözünü seviym bide şu dırnaklarını vahdında kes de aaz dadıynan içe sine bi ekmek yiyek bari yav.

(bkz: lahmacunu tamir etmek)