sahre

türkçesi pikniktir.anteplilerin vazgeçilmezi bazar günü olunca eğer evde ölü yada hasta yoksa kesin gider.hatta turgut özal dülükbabanın üzerinden helikopterle geçerken yangın var zannetmiş
kavaklık, burç, dülük baba gibi çeşitli ortamlarda, yaz kış denmeden, kebapsızı düşünülemeden yapılan piknik. o yüzden direk piknik denmiyor buna, çünkü bu sahre, bir karakteristiği var. etraf dumanaltı olmalı, iki ağaç arasına iple salıncak kurulmalı, en küçük uşak ona oturmalı, çay için küçük tüp götürülmeli, kebaptan önce vakit varsa şöyle yeenli bi yağlı küfte yuurulmalı, sufra yere açılmalı, rahat olunmalı. dülüğe ya da burca gidildiyse arabanın kapıları açılmalı, dışarı müzik yayını yapılmalı, etler pişerken salata malzemesi doğranmalı, herkes sofraya oturduğunda eti pişiren yetişemezse karısı ona sufradan dürüm yapıp götürmeli. sahre bu, antepli dediğin adam yaz kış kar yağmur dinlemez, büyük bir sorun yoksa her pazar sahreye gider.
sahre denilince aglıma esnaf sahreleri geliy...ustalarnan balcan kebapları yenilir.şeertler gavaklığn çimenlerinde güleş tutarlardı...
bir antepliyi havanın güzel olduğu bir pazar günü evde bulamamanızın muhtemelen en büyük sebebi olan piknik. anteplinin olmazsa olmaz faaliyetidir. genellikle dulukbaba ve burç çamlığının tercih edildiği bu eylemde yanınızda:

-kebaplık et, mangal, şiş, kömür, çaydanlık ve piknik tüpü bulunmazsa o faaliyete sahre diyemeyiz.

aslında bu hadise anteplilerin gezmeyi çok sevmesinden ileri gelir. yoksa antep genel iklim koşulları ve çevre şartlarına bakıldığında havası kuru ve çok fazla yeşil alana sahip olmayan bir şehirdir. zaten adı geçen burç ve dulukbaba çamlıkları da sadece çam ağacı sureti diyebeleceğimiz ağaçlardan oluşan, yerlerde zerre kadar yeşil ot görülmeyen mekanlardır. burada önemli olan yeşil bir alan değil, evden uzakta açık havada olmak ve kebap yellemektir.
bu yerlerin yanında oğuzelinin garpızatan'ını (bkz: karpuzatan) saymazsam duramam
evet eskiden dediğiniz gibi at arabasıyla giderdik oraya hele at otlak bi yere alınıp ta araba boşta kalınca
en büyük eğlencelerimizden biri olurdu uşaklar arabaya doluşur biz de arabaynan onları gezdirirdik
tabi kafamda o günlerden kalan bi yarığı unutamam densizlik işte yoğuş aşşa arabayı önden
cekersen bi yerden sonra kontrolü kaybedip arabanın altında kalıyormuş insan
ben denedim teyit ettim kafamda da mührü var siz denemeyin
gerçi deneyecek bi at arabasını zor bulursunuz artık...
burç göletinde de sahre ediylermiş.
doğum evi gavşaanın refujundada sahre yapan ailelere rastlayabilirsiniz,evet tam refujdaki çimlerde bizzat gördüm
eğer eviniz herhangi bir piknik yerine yakınsa pazar günleri evinizdeki havada azottan(%78) daha çok kebap dumanı bulunur...
bu nedenle böyle sahre alanları genelde şehrin dışında bulunur tabi gavaklık hariç..

burcun çamliginda da yeen gozel olurdu yoorum. kenarindaki araba surme yerinde de ilk araba surme denemelerimi yapmisimdir. kotu yani, yerlerde cim cimen deel de cam igneleri olusudur aaam.
ingilizce "picnic" fransızca "le pique-nique" almanca "das picknick" olan sözcüğün anteplicesidir, çok severim kendisini
millet caddesindeki antep lokantası
artık yerini bağ evleri aldı kimi.eyle dülükbabaya gidip de rezillik çekmiy artı millet.
sahreye giden antep adamının tipi de bellidir aslında...

* boyu epeyce kısalmış çizgili pijama,
* yazlık, askılı atlet,
* dudağının ucunda bitmek üzere olan sigara,
* mangal yelleyeceğinin ucundan tutmak suretiyle usul usul yelleme,
* sağa sola öfke yağdıran asabi hareketler,
* giydiği atleti zorlayan, atletin ön tarafının pijamaya değmesini engelleyen muhteşem göbek,

gözünüzde birşeyler canlanmıştır umarım...
abi bu kadar yer sayarsınızda eski fuar yerini nasıl unutursunuz evet şimdi yerinde yeller esen istasyon meydanındaki yerine 5 yıldızlı otel yapılan yer... güzel yerdi aslında millet göt göte otururdu kebap yapılmazdı belki ama köfte leğenini koltuğuna çalan gelirdi
antepli ne durumda olursa olsun sahreye gider. gafaya goyduysa bitmiştir, gıyamet gopsa bile gidilir. geçtiğimiz pazar deel ondan önceki pazar gidek dedik. bahtık ki burc tarafına yağmır yağıy. gökler gürülüy. hele gidek de baharık dedik. gittik kine sel görütüy heryeri. olsunkele dedik. serin serin daa eyi. gökyüzünün açıldığı yöne dorgu gittik. bi masa bulduk oturduk. serin serin kebabımızı ettik. çaylarımızı içtik*.

demek ki neymiş antepli her durumda sahresini eder. kebabını yer gelir.
yeni tanıştığım biri antepliyim deyince "heee ben antebe gittim, pazar günü hiç açık yer yoktu,meğer herkes pikniğe gitmiş,bi gör ohhh mangalları yakmışlar, kebaplar üstünde,çoluk çocuk,gör bi keyif yapıyorlar kii..." diye ballandıra ballandıra anlattı,sahrenin dışardan görünüşü böyle...
  • /
  • 2