miyanman

(hakiyenin akıcılığı adına,altına entry yazılmaması rica olunur...ille de yazarım deniliciyse de,can sağolsun bes'dir...hörmetler...)

eklenen bölümler:
[bölüm 1,bölüm 2,bölüm 3,bölüm4,bölüm5]


bütün ışıklar sönmüştü....her yer karanlık....

antep sıradan günlerinden birini yaşıyordu...ramazan'a iki gün kala," la bu sıcakta nasıl oruç tutucuk arhadaş" gibi düşüncelerle insanlar rutin işlerini yapmaya devam edıyorlardı...sıcak olsa da ramazanın heyecanı bir başkaydı...mübarek zor da olsa tutulmalıydı ve bir şekilde yaşanmalıydı..." nerede o eski ramazanlar?" sitemleriyle bir ramazan daha,bereketiyle şehr-i ayıntab-ı cihan üzerine doğmak üzereydi...

-------------------------------------

üniversiteyi yeni bitiren nazif,iş hayatına atılma hevesindeydi fakat bir türlü iş bulamıyordu...çaldığı kapılar gerisingeri yüzüne kapatılıyor ve bundan dolayı gittiktçe ümidi kırılıyordu...ama yine de allah'tan ümit kesilmezdi...bir yerlerden bir kapı açılırdı ve nazif kendini işe yaramaz birisi gibi hissetmekten bir nebze de olsa kurtulabilirdi...bu sıcak günde ramazan'ın gelmesiyle iş aramaya 30 gün ara vermeyi düşünmekteydi...işsiz geçecek olan bir 30 gün daha...hayat ne kadar da sıkıcıydı...sanki herşey onu köşeye sıkıştırmak,hayatından bezdirmek için planlanmıştı birileri tarafından..." gurbanım gendine bes" diyerek yerinden silkindi nazif..." mübarek ramazanda beki bereket gelir üstümüze"," beki civilerimizi dikkate alır da birileri bizi çağırır" diyerek biraz hava almak maksadıyla evden dışarı çıktı...

nazif özünde eyi bir çocuktu...değerlerine bağlı ve değerleri için yaşayan;topluma,insanlara,memleketine faydalı bir birey olmak amacıyla hareket eden bir gençti...

(nazif,bu ramazanın gendine neler getireceenden habersiz " him basmak" adına cebindeki paketten bir cuvara daha çıkarıp yaktı...böön bohunu çıkarmalıydı...eyceni içmeliydi ki yarın cuvara başına vurmasın...aslında bunun gendi gendini gandırmak,nefsini körlemeye çalışmaktan başka bişey olmadııını biliydi...nazif,başına geleceklerden ve bir dizi maceranın içine gireceenden habersiz sıkıcı hayattaki rutin işlerine döndü...)

----------------------------------------

" tırlar anteb'e girdi mi?" dey sert bir şekilde sordu cine5 mamet isimli,siyah takımlı,kirli sakallı,klasik,bilindik kötü karakterli adam...aldığı cevaba sevinmiş olmalı ki gülerek telefonu kapatıp ceketinin cebine koydu..." tamam,bu işi de hallettik"," sıra bunnarı göndermiye geldi" dey laf verdi yanındaki sadık adamı hösüün'e...

cine5 mamet uluslararası bir şebekesinin türkiye'deki ayağının, antep'teki ayağıydı...sanki olması muhtemel olaylar ve malum karakterler amerikan filmlerinden çıkmış gibiydi ama bunu pek de ipleyen yoktu...zaten bu olaylar hep belirli standartlar çevresinde gerçekleşirdi...bu işin de raconu buydu bir nevi...

şebeke,nükleer bomba yapımında kullanılan şerbetyum isimli elementi amerika'dan israil'e götürmekle görevlendirilmişti...işin en önemli ayağı ise antep'ti...element,antep'e kadar gıda ambalagında getirilmişti...fakat antep'ten sonra başka bir gıda ambalagı içerisine saklanıp yola öyle devam edilicekti...

bu gıda şerbetti...evet... meyan kökünden elde edilen,antep başta olmak üzere doğu ve ortadoğuda bolca kullanılan bir içecek türüydü şerbet...özellikle de ramazan aylarında...oruçlarını açan bölge insanları hazımsızlık sorunu yaşamamak için ramazan aylarında bu içeceği bolca tüketmekte ve bir ramazan ayında bölgede tonlarca meyan kökü tüketilmekteydi...gerçekten şeytanın aklına gelecek bir yoldu bu ve kötü adamlar çok zekice düşünmüşlerdi...

------------------------
antep'e gelen tırlar gatem'de boşaltılıp gamyoncular sitesine park edilmişti...aynı sitede yurtdışından gelen meyan köklerini taşıyan başka tırlar da vardı ve ödemede çıkan bir anlaşmazlıktan dolayı tırlar bir kaç günlüğüne inzivaya çekilmişlerdi...

kötü adamlar boş tırlarını meyan kökleriyle doldururken...

şerbetci halil'in o yıl işleri kötüye gitmişti...ekonomik krizin etkisini ramazan ayında üzerinden atmayı planlıyordu fakat banka ödemelerinde ortaya çıkan sorundan dolayı alışverişi sekteye uğramıştı...yurtdışından sipariş ettiği meyan köklerinin geri dönmesine bin bir rica ile engel olmuş ve bir an önce ödemeyi yapmak için yollar aramaya koyulmuştu...bir kaç gün içinde eş-dosttan gerekli meblayı toplayıp şirketin ödemesini yapmış ve ekonomik krizin etkisini üzerinden atmak için çalışmaya başlamıştı...meyan kökleri öğleden sonra ambara teslim edilicekti ve yarın ramazan'ın ilk gününde,siftahı yapacaktı...

-----------------------

cine5 mamet her ramazan olduğu gibi bu ramazan da oruç tutmayacaktı...zaten gavurdan farkı yoktu döyüsün...ha bi gavur ha gendiydi...fahat antep'te bir gelenek ve olmazsa olmaz olan bir geleneği her yıl olduğu gibi bu yıl da gerçekleştirmek istiyordu...him basmak...him basacaktı basmasına fakat; " la zaten oruç tutmeycim baba"," şimdi elimizdeki işi bırahak ta keyif mi yapak?" diye düşünse de,kendini bunu yapmaktan alıkoyamayacağını biliyordu...bu bir keyif,bir gelenek ve olmazsa olmazdı...belki bu sayede bir an da olsa yoğun işlerinden sıyrılıp,kafasını dinleyecekti...

" işinin garnı argısın baba" diyerek cöbünden telefonu çıkardı ..."alov...hösüünn...la oğlum baa bak...","ben böön gelmeycim işim var az...","o miyan işini halleding...malları yükleng","bak saa güveniym ha,aman diggætli olung","ağzımıza sıçmasınlar sovna" diyerek telefonu gapattı....sonra boşa kaygılandığını düşündü...önemliydi ama basit bir nakliye işini de hallederlerdi heralde...

hösüün,mamet'in sağ goluydu ve en sadık adamıydı...verilen her işi layıkıyla yerine getirir ve problem çıkmasına meydan vermezdi...zaten mamet'in tek işi gonuşmaktı...gerekli bütün işleri her zaman hösüün yapardı ve yine öyle olacaktı...
---------------------------

gatem gamyoncular sitesinde bekleyen tır şoförlerinden birinin telefonu çaldı...telefondaki ses,ödemenin yapıldığını,öğleden sonra malları ellerindeki adrese teslim etmeleri gerektiğini söyledi...şoför telefonu kapattıktan sonra hazırlıklara başladı...verilen saatte malları teslim edip yoluna koyulmalıydı...diğer şoför arkadaşlarını uyararak hazırlıklara başladılar...

gamyoncular sitesinin gapısında siyah renkli,siyah camlı,yaldızlı cantlı bir araç durdu ve içinden izbandut gibi 5 adam ve daha sonra onlara göre sıska olan hösüün indi...ellerindeki metal çanta ile siteye girdiler..."bizim meyan kökleri vardı" dedi hösüün yaşlı görevliye sert bit şekilde...
" aha beyim şoo köşedeee 4 tır...öğleden sovna yola çıhıcıymış haral"..." sen nerden biliyng la?" dermiş kimi bekçinin suratına bahtı hösüün ters bir şekilde..."hadi" anlamında parmağını şıklatarak adamlarla beraber devam etti hösüün...

---------------------

halil usta'nın emanetini teslim edecek şoförler hazırlıklarını tamamlamış ve yola çıkmaya hazır hale gelmişlerdi...evvela yemek yemeleri gerektiğini anlayarak sanayi içindeki,daha önceden methini duydukları " tostcu gadir" usdaya getmeye karar vermişlerdi...yola koyuldular...karınlarını doyurup,işlerini halledeceklerdi...

------------

hösüün ve adamları köşedeki tırların yanına gelmişlerdi..." şoo" dedi hösüüün,en sondaki tırdan bi öncekini işaret ederek..." işte şoona goyucuuuz"
izbandut gibi adamlarından ikisi tırın kapağını açmak için yeltendiler...çok garip...tırın kapağı açıktı...bunun bir işaret olacağını düşündü hösüün..." doğru tır bu ellaam" dey geçirdi içinden...halbuki şoförler,kökler küflenmesin diye havalandırmak maksadıyla kapakları açmışlardı...bütün tırların kapağı açıktı yani...

metal çantadan çıkardığı özel muhafaza içerisindeki şerbetyum'u köklerin içerisine yerleştirdi hösüün...yerini elleriyle berkiterek sağlam olduğuna inandıktan sonra "kapatın" diye emir verdi adamlarına...hösüüün kendisine verilen bir işi daha yerine getirmiş olmanın verdiği rahatlıkla adamlarıyla oradan ayrıldı...

-------------------------

yemekten dönen şoförler,otopark parasını ödeyerek tırlarını çalıştırıp yola koyuldular...birbirini takip eden dört tır...içinde şerbetyum olan tır öndeki ilk iki ve arkadaki bir tırın arasındaydı...şoför aracında taşıdığı tehlikeli maddeden habersiz radyoyu açtı keyifli bir şekilde...biraz türk müziği dinlemişti gelirken...hoşuna gitmişti...fakat antep sınırları içerisine girdiği anda türk müziği adına dinlediği şeylerden eser yoktu...kendisine çok farklı gelen şarkılar çalıyordu radyoda...keyifli olacağını düşünerek rastgele ilk radyo kanalının sesini açtı sonuna kadar...
" nideeeeeeeeyim?","senin için şu canımı vereeeeyim mi?"
" çok garip müzikleri var bu insanların" diye düşünerek seyire devam etmek üzere gözünü yola dikti...

----------------------------

" duuuur...yavaşlaaaaa....yavaşlaaaa...la bohu yiyciiiik" bağırtılarıyla aniden fren yaptı "karşıyaka-yukarıbayır" dolmuşunun şoförü...dakkası geçen şoför ağır halde seyir eden tırı sollamayı düşünerek gaza yüklenmişti...arkadan bakıldığında 4 tane tır olduğu belli olmuyordu...tırlar aynı hizada ve ağır hızda seyrine devam ediyordu...şoför mamıd ilk önündeki tırı sollayıp araya girmeye yeltendiğinde 5 metre mesefeyle ikinci bir tır daha olduğunu farketmişti...ama artık çok geçti...yavaşlasa daha kötü bir kaza olması kaçınılmazdı..."tır zaten yavaş gidiyor" düşüncesiyle anlık bir kararla manevra yaparak iki tır arasına girdi...bu arada zaten arkadaki tır yavaşlamış ve çarpma olasılığı ortadan kalkmıştı...mamıd da tıra abanmayı tercih etmişti ve bu şekilde kazayı en az hasarla atlatabilirdi...

"dımbırlooooom,haşşşşşşcıızzzzzzzzzgümpat,pıhiyııııvvv,zom küt" (kaza efekti)
tır şoförü bir sendeleme hissetti...dikiz aynasından baktığında minibüs çoktan çarpmıştı bile...neyseki araç ağır vasıta ve çok hasara meydana gelmeyecekti...durabileceği en kısa mesafede aracı stop ederek aşağı indi...

işbilir antep'liler olay yerine toplanmıştı...mezarlığın kenarında fabrika servisi bekleyen işçilerle birlikte diğer araçlardan inenler ortalığı ana baba gününe çevirmişlerdi...
"noldu la?"
" noluy?"
" nasıl oldu?"
" kim suçlu?"
" la gardaşım!"
" yazık yav,can daşiyng acı yavaş getseneng"

gibi soru ve tepkiler arasında kaza analizleri yapılırken...
şoför çok korkmuştu ve çevredekilerin yardımı ile damağı kaldırılıp bi bardak su içirilmişti...şoför aracına yeltendi " yaralı var mı?" düşüncesiyle...derin bir oh çekti...kimsenin burnu bile kanamamıştı...sonra aracına odaklandı..." allah goruyuk yorum" dedi izleyicilerden kirli sakallı,fırça bıyıklı olanı...ağzının kenarına yerleştirdiği samsun 216 marka cuvarasından bir pafsıdım pafsıtarak...

gerçekten böyle bir kazadan bu kadar az hasarla kurtulduğu için sevinmişti şoför mamıd...kendisi dolmuşta çalışan yevmiyeli bir işçiydi...olacak olmalıydı ama bi yerde araba da gözden çıkarılırdı...yeterki kimseye birşey olmasındı..." mabalı böyük" tü zira...

tır şoförlerinin yabancı olmaları bir yandan avantajlıydı...ortada fazla hasar yoktu ve en önemlisi can kaybı yaşanmamıştı...trafik gelmeden hemen oradan sıvışılmalıydı ve nitekim öyle de oldu...mamıd yolcularına dolmuşa binmelerini söyledikten sonra hemen oradan sıvıştı ve trafiğe yakalanmama umuduyla yoluna devam etti...şoförler yabancı olmanın verdiği dezavantajla,tabiri caizse dımdızlak ortada kalmışlardı...kendi aralarında yaptıkları konuşmadan sonra yollarına devam etmeye karar verdiler...ilk tırın şoförü navigasyon cihazını tekrar açarak aracı çalıştırdı...yüklemiş olduğu adrese az bir mesafe kalmıştı...

----------------------

nazif; can sıkıntısıyla internete giriyor,arada bir tv'ye yöneliyor,zaman zaman kitap okuyor fakat ne yaparsa yapsın sıkıntısını gideremiyordu...boş durmak,üretkenlikten uzak olmak,en önemlisi çevreden yapılan baskı onu canından bezdirmişti...bir de bu sıkıntıyla,bu sıcakta oruç tutacağını aklına getirdi bir an..." püffff..."," orucu gene uyhuya dutturucuk..."," heyilli iş gapıları açsın gurbanım gendine bes"

vakit ikindi vakti...ezan okunuyordu...nazif,namazını eda etmek amacıyla yerinden kalktı ve abdest almaya gitti.....
derin bir oh çekti halil usta.rahatlamıştı.bütün tırlar boşaltılıp,mallar depoya yüklendiğinde vakit gece yarısını bulmuştu.planladığından dört gün sonra ulaşmıştı mallar eline ama ? buna da şükür? diyerek memnuniyetini dile getirdi.? ya alamasaydım?? diye düşününce memnuniyetinde ne kadar haklı olduğuna inandırdı kendi kendini.mallar depoya indirilmeye başlandığında bir yandan da paketleme işlemi başlamıştı.halil usta,köklerin bir kısmını kendisi yapıp satacak,diğer bir kısmını da hammadde olarak şehir içi ve şehir dışına satacaktı.halil usta sadece meyan satan bir esnaf değildi.aynı zamanda bu işin tekelini elinde bulunduran başarılı bir iş adamıydı.


ışçiler arı gibi çalışıyorlardı.yarın için en azından bir tır meyan kökünü paketleyip dağıtıma hazır hale getirmeyi planlıyorlardı.yarın ramazanın ilk günüydü.en azından vakit öğleni bulmadan şehirdeki esnafın bir kısmına gerekli dağıtımı yapabilirlerdi bu şekilde.işçiler göz kararı poşetlere doldurdukları meyan kökünü bir rayın üzerine koyuyor,ray vasıtasıyla poşetler önce tartıma gidiyor,eksik ya da fazlaları tamamlanıyor,oradan da paketlemeye gidiyordu.

sahur vakti gelmek üzereydi.işçiler çalışırken bir yandan da sahur sofrası hazırlanıyordu.halil usta cömert bir insandı.işçisinin hakkını gözetir,aynı zamanda hürmet etmekten sakınmazdı.akşamdan aldırdığı peynir,zeytin,domates,karpuz vb kahvaltılıkları hazırlamaları için iki işçi görevlendirmişti.çay suyu fokurtu sesleri çıkararak kaynadığını haber veriyordu?

yorulan işçi eliyle alnının terini sıyırdı.biraz nefeslendikten sonra tekrar işine devam etmek için elini yerde bulunan meyan köküne daldırdı.eline garip bir cismin temas ettiğini fark etti.meyan kökünün içinde kalmış bir fare ölüsü olabileceği düşüncesiyle elindeki torbayı fırlatarak geriye sıçradı.meyan kökleri yapısı itibariyle böcek ve farele gibi canlıların barınmasına müsaade eden bir bitkiydi.bu kökler inşaatlarda kullanılan kepçelerle toplandığı için içerisinde fare,böcek gibi canlıların kalması olasıydı.

ışçi korkusunu üzerinden attığında o cismin fare olup olmadığını anlamak için ayağıyla hafif hareketler yaparak kökleri sağa sola doğru itmeye başladı.birden durup,dikkatle yere eğildi.eline değen şey fare değildi.garip bir cisimdi,parlıyordu.? allah,allah? diyerek şaşkınlığını dile getirdi.eğilip cismi yerden aldı ve incelemeye koyuldu.bu metalimsi şeyi daha önce hiç görmemişti.elips şeklindeki,ortası cam,üst muhafazaları parlak metalden yapılmış bu şey,meyan kökleri içine gizlenmiş ? şerbetyum?du.işçi elinde tuttuğu şeyin ne olduğundan haberdar olsa kim bilir ne yapardı.yükleme sırasında içine düşmüş bir makine ya da alet diye düşünerek fazla üstelemeden kenara attı ve işine devam etti.eğilip yerden bir avuç meyan kökü aldığında elinde bir ıslaklık fark etti.? ilginç? diyerek dönüp,az evel attığı parçaya baktı ve bu ıslaklığın ondan kaynaklanmış olabileceğini düşündü.

? paydoooooosss?,? herkes yemeğeeeeeee?,? paydossssss? sesiyle kendine gelen işçi ? aman yaa herneyse? diyerek elinde tuttuğu hafif nemlenmiş meyan kökünü torbaya koydu ve raya bıraktı.paydos sesiyle ray da durmak üzereydi.işçi elini yıkamak için lavaboya doğru yol aldı?


----------------------------------------------------



öğle ezanı okunuyordu.nazif yattığı yerde bir sağa bir sola dönmekten omuzlarında oluşan ağrıyı hissetti.? püfffff?,? yatılmıyor bu sıcakta? diyerek ellerini birbirine bağlayıp havaya doğru kaldırdı ve uykunun vermiş olduğu yorgunluğu biraz hafifletmek üzere derin bir esnemeyle gerildi.?saat 1 olmuş,daha 6 saat var.?susadığını hissetmişti nazif.bir an oruçlu olduğunu unutup buzdolabına yeltendiğinde,buzdolabının üzerine astığı ? eşkiliufaksözlük? imsakiyesini gördü.? he ya,oruç? diyerek hafif bir tebessümle açmak üzere olduğu kapaktan elini çekti.gözü ? ayollu gara heyri? ve ? nephesh? tarafından ? eşkiliufaksözlük? imsakiyesi için yazılmış şiirlere takıldı.onlarca defa okuduğu halde bir kez daha okuyup yüzünde beliren tebessümle lavaboya doğru yöneldi.

------------------------------------------

? namazı da kıldık?,? internette de hayat yok?,? msn?de kimse yok,herkes yatıyor olmalı? diye kendi kendine söylendi nazif.belki işe yarar bişeyler bulabilirim ümidiyle televizyonu açtı.?yok?,?burada da yok?,?cennet mahallesi?,?salaklar usanmadılar oynatmaktan yav?,?dest-i izdivaç?,?haber???..?bizim antep ganallarında ne var ola?? diye uydudan çıkıp normal antene döndü nazif bir ümitle.antep kanalları işe yarar kanallar değildi ama ara sıra güzel film oynattıkları oluyordu.bazen vizyon filmleri gösteriyolar,bazen ulusal kanallarda henüz oynamamış filmleri gösteriyolardı.? gral denizle gral şova hoş geldiiiiz?,?yaramaz,değiştir??.? efendim hahan elektroneee getiiiz mi??,?mal? bunu da geç??,? ben yeeeeetiiiiiim,ben yeeeetiiiiiim??,? allah belanızı versin,ramazanlık günde milletin içi geçmiş zaten,bi de küçük emrah oynatiylar? diyerek televizyonu kapattığı gibi kumandayı fırlattı.şu güzel şehre böylesi boktan kanalları layık görenlere rahmet gönderdikten sonra yerinden kalktı.çıkıp biraz hava almak niyetindeydi.biraz vakit geçirip,eş-dostla sohbet edip orucun ağırlığından sıyrılmak istedi?

? bismillah? deyip sağ ayağıyla evden çıkan nazif evvela bir göz gezdirdi çevreye.sonra kapıyı çekip rastgele bir yöne doğru yürümeye başladı.nazif,evden her çıktığında ? bismillah? deyip çıkardı.rahmatlık dedesinden öğrendiğine göre ? bismillah? diyip evden çıkanın işi gücü rast gider,kötülükler ona uğramaz,keyifli ve bereketli bir gün geçirirdi.nazif bunu dedesinden ilk duyduğu günden itibaren uygulamaya başladı.tedbiri alıp tevekkülü allah?a bırakmanın bir nevi pratiğiydi bu.başa gelecek varsa zaten gelirdi.hayır da şer de o?ndan.

karşıyaka her zamanki potansiyelinden bir şey kaybetmemişti.ramazan olmasına rağmen işyerleri açık,insanlar alışverişte,şerbetçiler ve seyyar satıcılar çoktan yerini kapmış kısmetini beklemekteydi.biraz kendine geldiğini hisseti nazif.üç beş tanıdığa selam verirken eli götünün üzerinde yoluna devam ediyordu.arı gibi çalışan işçilerin olduğu fırın gözüne ilişti birden.? cık,cık,cıkkk?,? şu hala bak sen yav!?,? evelden fırınlar iftara yakın açılırdı,şimdi erceden açiylar?,? la yorum,nere gediy bu insanlar??,? nere gediy bu memleket?,? bet bereket yok deyler sonrada.?,? sen söyle baa,bet bereket olur mu?? diye söylenerek yoluna devam etti.şoför ali caddesinden epeyce yukarı çıkmış tekrar dönmüş aşağı doğru gelmekteydi.?acı bi de korutürk?e çıkim baba? diyerek devam etti,mahallesine girmekten vazgeçen nazif cebinden telefonunu çıkararak telefonun saatine baktı.saat iki buçuk olmak üzereydi.bir saate yakın bir zaman olmuştu.? eyi,eyi? diyerek tekrar ellerini götünün üzerine bağladı ve ağır ağır yürümeye devam etti.


---------------------------------------------


? selaaaamı aleykim? diyerek dükkandan içeri girdi nazif.? neydiyng usda yav?? diye ekledi üzerine yıllardır tanıdığı,yakın arkadaşı olan ? bakkal müslüm?ün? dükkanına girerken.? ve aleyküm selaaaaam nazif? diye karşıladı onu bakkal müslüm.?neydek aha,vakit geçiriyk? diye de ekledi üzerine.? sen neydiyng??,? vala aha acı biraz dolanim dedim yav? diye olası sohbete başlamak için tesbihi koluna geçirip,kendisine verilen sandalyeye oturdu.pantolonun dizlerini çekip sandalyeye iyice yerleşti ve koluna geçirdiği tesbihi tekrar eline alıp tanelerini ağır ağır baş ve işaret parmağının arasından geçirmeye başladı.? sıcak dee mi?? diye sordu bakkal müslüm?e.?he yav,heç halımız galmadı? dedi bakkal müslüm,avucuyla alnını sıvazlayarak.? sen gene yatiyng olum,biz erceden geliyk? dedi nazif?e munzur bir gülümsemeyle.? sen de yat yorum? diye çıkıştı nazif.? evelden bæggallar açık olmazdı,gapat yat?,? hanı ne satiyng ki,iş bile olmaz!?

?yav işten deel ha,toptancılar gelik gediy,ödemeler oluy,ne bilim mal getirmek gerekiy.?,?zati bi iftarda iş oluy,onda da müşteriyi geri mi çevirek?? diye sakince konuşmaya devam etti bakkal müslüm.?heee,haklısın tabiy? diye doğruladı nazif pişmanlık duyarmış gibi bir tavırla.
?aha bak böön meyan geldi? diyerek devam etti bakkal müslüm.?ramazanda çok gediy?
?vaaa? diyerek bakkal müslüm?ün sözünü böldü nazif.?hanı la nerde? diyerek çevresine bakındı ama meyan falan yoktu ortada.bakkal müslüm,?aha şoorda? diye eliyle işaret ettiyse de nazif bakınmaya devam etti.?la hanı miyan??,?lan aha ooolum aha şoo gutularda tama?...?sarı.?

?o ney la? diye şaşırarak gutuların yanına doğru gitti nazif.?la bu ney?? diye şaşırarak ekledi,?bu mu miyan?? nazif,bakkal müslüm?ün hazır meyan getirdiğini zannetmişti,hatta şerbet satacağını düşünerek bakkalla alay etmeye bile hazırlamıştı kendini.

?la oğlum bunlar meyan kökü? diye söze girdi bakkal müslüm.?millet bunu alıp evde gendi meyanını yapiy?,?cahil? diyerek güldü bakkal müslüm.?allah,allah? diyerek eline aldığı kutuyla beraber sandalyeye doğru geldi nazif.merakla kutuyu inceliyordu.meyanın nasıl yapılacağıyla birlikte faydaları da yazıyordu kutunun üzerinde.?hele alim da yapim? diye düşünerek fiyatını sordu bakkala.?ne ğader aam bu??,?5 kaaat?,?yallaaaa,baa da mı la??,?ne saa mı olum?,elli kuruş karı var zaten?,?hmm? diyerek kutuyu incelemeye devam etti nazif.
?güzel oluy mu?sen yaptın mı heç?hı?eyi mi?? diye ardı ardına sorular yöneltti bakkal müslüm?e.?he yav,geçen sene de getiriktim,bi kutudan bissürü çıkiy la,ekonomikde hem? diye pazarlama yeteneğini belli edercesine nazif?e cevap verdi bakkal müslüm?

?heeee.yaz aaam o zaman,aha aldım bitene?,?hele torba ver ordan?

?ağzına sıçim oğlan? diye çiviye astığı poşetlerden bitane almak üzere ayağa kalktı.?satılır diye getirdik,borca gediy?,?la nağaden uğursuz bi oğlansın la sen?,kakda get.bok?

?hös la? diye gülerek cevap verdi nazif.?ney oğlum,sahı arsa mı satiyng baa??,?hele poşete go şunu? diye umursamaz bir tavırla tesbih tanelerini elinde döndürmeye devam etti nazif.

saat 5 olmuştu.iftara iki saat kalmıştı.?aha ben gediym,aaam? diye yerinden kalktı nazif.?böön anam gil de evde yok?,?daha gedip yemek yapıcım?,?arvad ilk günden gezmiye getti?,?la yorum evde de oğlan var dey düşünmey heç?,?bok mu yiycik biz??,?tövbe oruç ağız beni singirlendiriyler? diyerek poşeti aldı ve "hadi heyilli işler" diyerek dükkandan çıktı nazif.




?bismillah? diyerek kapıyı açtı nazif.her eve girip çıktığında ?bismillah? demeyi unutmuyordu.dedesi aklına geldi.onunla ettiği sohbetler,ondan aldığı öğütler?..üzüldüğünü anladı.bir an kapıda öylece dikilip dedesini düşündü.sonra içeri girdi ve kapıyı kapattı.

?abdesim varken şu ikindiyi de aradan çıkarim? diyerek elindeki kutuyu mutfağa bırakıp,namaz kılmak için arka odaya geçti.namaz kılarken akşama ne yapacağını düşündü.?namazda aklımıza neler geliy yav?? diye düşündü .huşu içinde bir namaz kılamayacağının farkındaydı.daha pişmek gerekti,bazı şeylere erişmek gerekti.?işte ramazan da bunlardan birisi? diye aklından geçirdi nazif,rüku?ya eğilirken.?semiallaaah?,?allahuekber?
son rekatın da selamını verip tesbih çekip,dua etmeden seccadeyi topladı.

?dolapta ikitene balcan vardı la,noldu onlar ola??,?yinmeyikse söğürümde bi söörme yapim gendini?,?he yavaş ta eyle edim?,?eyi olur haa? diyerek dolabın kapağını açtı.gözüne ilişen ?ekşiliufaksözlük? imsakiyesine bakıp hafif bir tebessüm ettikten sonra dolabın alt gözünden balcanları çıkardı.eskimiş teflon tavayı alarak balcanları yerleştirdi ve ocağın altını yaktı.?tohumlu mu la acaba?? diye düşünürken şerbet geldi aklına.?şerbeti yapak hele? diyerek poşetinden çıkardı ve üzerindeki yapım tarifini tekrardan okumaya koyuldu.

?içeceğiniz kadar kökü bir tülbent ya da ince bir beze sarıp bir kab içerisine yerleştiriniz.yerleştirdiğiniz kökün üzerine küçük bir kalıp buz koyarak erimesini bekleyiniz.eridikten sonra gereği kadar su ilave ederek demlenmek üzere bekleyiniz.şerbetiniz 1 saate hazır.afiyet olsun.şerbetçi halil usta?

?heeee?,?goleymiş?,?burada bi yerde yoğurt tülbenti olucuydu la,hele bahim? takırt tukur sesler çıkararak tülbenti ararken kendi kendine söylendi nazif.?la bu anam da yorum??,?hazine sakley sahı baaa?,?ille yering dibine sokmalı bir şeyi??.?hah?,?buldum? diye özgüveni yüksek bir şekilde eğildiği yerden doğruldu nazif.?hele hele ta nere saklamış?,?şeytan bulamaz la bunu.?,?neyse? dedi nazif,?işime bahim,iftara bi saat galık?

balcanlar söğrülmüş kıvama gelmişti.şerbeti tarif edilen şekilde hazırlamış ve üzerine erimesi için ufak bir buz parçası koymuştu.bu arada balcanları soyup doğramaya başlamıştı.soğan,temetos,yeşil biber,tuz,karabiber,pulbiber,salça?her şey hazırdı?bu arada şerbetin üzerine koyduğu buz tamamen erimişti.üzerine yeteri kadar suyu ekleyip,demlenmesi için bir kenara koyarken soğusun diye bir parça daha buz attı.söğürmeyi de hazır edip ayranı hazırladıktan sonra ekmek ıslamak üzere bez sofrayı yere serdi.?ramazanda yinir? diyerek 50 kilo un alarak ekmek yapmıştı annesi.hem lezzetli,hem ekonomik,hem de çok keyifli oluyordu ev ekmeği, ki bu da bir gelenekti antep?te.nazif ev ekmeğini çok seviyordu.?ikitene yir miyim ola?? diye sordu kendi kendine.?yinmezse de sonra yirik baba? diye buzdolabının üzerindeki üst üste yığılmış ekmeklerden ikitane alıp ıslamak için yere serdiği sofranın üzerine koydu.annesi gibi yapamasa da ıslamaya başladı.
?pıtırt pıtırt pıtırt pıtırt? (ev ekmeği ıslama efekti)

ezanın okunmasına 10 dakka kalmıştı.sofra,ekmek,ayran,şerbet her şey hazırdı??haa? diyerek yerinden kalktı nazif.çayı unutmuştu.hemen mutfağa gitti ve kaynaması için biraz su koydu ocağa?

son 7 dakka?.
?la de hoca yav?,?de çık ta oku? diye iç geçirdi nazif.son dakikalar geçmek bilmiyordu.açlık neyse de?susuzluktan kurumuştu..elleri ateş gibi yanıyor,parmak uçları kupkuru kuruyor ve bu da acayip bir bitkinlik veriyordu.çölde yaşayan insanları düşündü bir an.sonra az evel ettiği sitemden utanırmış gibi başını yere eğdi.düşünmeye devam etti.?ya su bulamasaydık??diye sordu kendi kendine??ya çölde doğsaydık?,?nasibimiz orada olsaydı??,?ki onlar da oruç tutuy yanı!?bunları düşünüp te şükretmemek mümkün mü?nazif başını yukarı kaldırarak,çoğu zaman şanssız olduğunu düşünse de ne kadar şanslı olduğunu anladı.sahip olduğu bu imkanlara sahip olmayı hayal eden o kadar insan vardı ki dünyada.bu düşüncelere dalıp gitmişken ezan sesiyle kendine geldi nazif.top atılmıştı.ezanın insanı rahatlatan o makamı ve ulu camii müezzininin o mükemmel sesi nazif?i oldukça rahatlatmıştı.?aziz allaaaaah?.?

duasını ettikten sonra orucunu açtı nazif.içtiği bir bardak suyun kendisini ne kadar rahatlattığını ve günün bütün yorgunluğunu üzerinden aldığını fark ederek ?yarabbişükür? deyip,ardından çektiği besmele ile yemeye başladı.gün içindeki sabırsızlığın,yorgunluğun,telaşın,kaygının,bekleyişin bir bardak su ve bir iki lokma yemekle son bulmasını gördüğünde kendi kendine güldü.?insanoğlu nasıl bir varlık?? diye sordu.?10 saat dayanameyk yimeden içmeden?,?daha bi de yarısını yatiyk?,?iş bulsam nası çalışıcım ola ben??,?çalışiym diye orucu da kekerim haral?,?yeriiiii,bizi de neynemeli adam dey?? diye kendini eleştirerek yemeği sonlandırdı nazif.beklenen an gelmişti.uyandığından bu yana şakaklarında meydana gelen yoğunluğu gidermedeydi sıra.sigaranın beynini uyuşturup,başını döndüreceğini düşünerek mutlu oldu.o anda yaşadığı baş dönmesi çok güzel ve çok keyif vericiydi.her ramazan bu keyifli anı yaşamak daha bir anlam katıyordu sanki ramazana.manevi havasına bir etkisi olamazdı şüphesiz ama nefsin arzusunu yerine getirmek te manevi olmasa da güzel bir haz veriyordu insana.

?gene öküz kimi şiştik? diyerek sigarasından son bir nefes çekerek kültablasına basıp söndürdü nazif.zaten yeteri kadar göbekliydi.ramazanda biraz daha büyüyeceğini düşünüyordu göbeğinin.?la antepli dee miyik??,?antepli olup ta göbeksiz olmak olur mu?? diye acemice hazırladığı şerbet dolu sürahiyi aldı yerinden.ayran bulaşığı olan bardağına doldurup içicekken bunu yapmaktan vazgeçti.temiz bir bardak alıp içmeden evel aktar-boşalt yaparak iyice karışmasını sağlıcaktı.tabiri caizse ?berkiticekti?.bardağı almak için mutfağa gittiğinde kaynayan suyu fark etti.?heeee,çay demliciydik tama!? diyerek çayı da demleyip,bardağı alarak tekrar odaya geldi.

?şarıııııııııllll,şuruuuuuuuuuuuullll?şarııııııııııllll,şuruullllllllll?.?(şerbet karıştırma efekti)

?ooohhh?gopgoyu oluk ha?abaaaavvv? diyerek iç geçirdi nazif.bir an önce buz gibi,demli şerbeti kafasına dikmek için sabırsızlanıyordu.yatana kadar bütün sürahiyi içmeyi planlıyordu.şerbeti çocukluğundan beri çok seviyordu nazif?..

-------------------
şerbet dolu koca bardağı ?bismillah? diyerek ağzına götürdü nazif.alacağı lezzeti hayal ederek yudumlamaya başladı.fakat o da ne?bu şerbet,şerbet değil.?aman allah,öldüm? dedi nazif ağzındaki şerbeti püskürürerek.hayatında bu kadar boktan bişey içmemişti.çok acı,çok ekşi,metalimsi bir tadı vardı.acısı bildiği acılara benzemiyor.sanki zehirdi bu.çocukken kulağını kurcalayıp ağzına götürdüğünde tattığı acıyı hatırladı bir an.kulak kirinin acısına ne kadar da benziyordu.?la bakkal içine sıçtıng mı bunun?? diye düşünüyordu boğazının yanmasından dolayı öksürürken.?abaaaaaavvvv? diye söylenerek bakkala küfür yağdırmaya başladı.?bakkal paranı vermem? diye düşünürken öksürüğün kesilmesini bekliyordu.fakat öksürük bir türlü kesilmiyordu.aksine artarak devam ediyordu.nazif?in boğazında hissettiği yanma giderek acıya dönüşüyordu.dayanılmaz bir hal almıştı.nazif öksürüyor,tıksırıyor,böğürüyor fakat bir türlü kurtulamıyordu bu acıdan. yerde debelenmeye başlamıştı.basit bir öksürüğün nasıl bu hale dönüştüğünü merak ederken yerde debelenmesi de gitgide şiddetlenmişti.nazif,iki eli boğazında bir o yana bir bu yana dönüyor,aynı zamanda öksürmeye ve engelleyemediği garip hareketler yapmaya devam ediyordu. gittikçe çok şiddetli ağrılar duymaya başladı.bir an yerden kalkıp kafasını duvara vurmayı aklından geçirdi.bu sayede bu acıdan kurtulabileceğini düşündü fakat bunu yapacak halde değildi....nazif yerde debelenmeye ve bu acıyla mücadele etmeye devam ediyordu??????????




?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak??
ses derinden geliyor,bir anda yükseliyor,duvarlara çarpıp tekrar derinlere iniyor?nokta kadar bir ışık gitgide büyüyor,parlaklaşıyor birden?sonra yine aynı ses?

?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak??

ellerini kulaklarına bastırıyor nazif sesi duymamak için?derinden gelip yükselen bu ses adeta bir savaş uçağının sesi gibi çarpıp geçiyor?bu döngü devam ediyor?ışık yükseliyor,sonra ses geliyor?sonra ışık bidaha yükseliyor,aynı ses yine sahnede?kurtulamıyor nazif.ne yapacağını bilmez bir şekilde sağına soluna bakıyor.nokta kadar ışık yeniden görünüyor.ışığa doğru koşmaya başlıyor elleri kulaklarında.fakat ışık bu sefer büyümüyor.ışığa koştukça,ışığın da ondan uzaklaştığını anlıyor.?hay aksi??

yüzüne vuran aydınlık gözlerini açmasını engellese de birkaç göz kırpmasıyla o engeli aşıp uyandı nazif.bulanıklık birden dağılıyor.ayakta duran iki kişiyi tanımaya çalışarak yerinden doğruluyor?

?doktor bey,hasta uyandı?

kolundaki serum kelebeğini gören nazif?in hastanede olduğunu anlaması çok uzun sürmedi.
?noldu bana?? dedi kısık bir sesle.

?önemli bir şeyin yok delikanlı? dedi doktor.?akşam acil geldin buraya.şimdi her şey yolunda??
nazif dün akşam neler olduğunu hatırlamaya çalışıyordu.eliyle alnını sıvazlayarak düşünürken neler olduğunu hatırladı.öksürüyordu,acı duyuyordu.boğazı çok feci şekilde yanıyordu.boğazının yandığını hatırlayınca birden elini boğazına attı.yokladı fakat dünkü yanmadan eser yoktu.bu sevindiciydi.doktora dönerek ?bana noldu?neden geldim buraya?? diye sordu.

?mööm bişey deel evlat.balcan zehirlenmesi?
?balcan zehirlenmesi mi?? diye teyit ettirmek istercesine sordu nazif.
?he.balcan zehirlenmesi.laktik asidik tohumsal hücrelerin küflikasyonik inhibitörler sonucu atılımgaçlaşmasıyla meydana gelen antebik bir rahatsızlık?
?nasıl yani?? diye sordu nazif,hiç bişey anlamadığını belli ederek.
?yanı gısaca,bayatlamış balcan yiyiksin dostum.tıp?ta buna balcan zehirlenmesi dengiliy,amma madeni yıhadık,zehri tamamen attıımıza inaniyk.ağşama evindesing adamım?

amerikan filmlerinden çıkma doktor odadan çıktığında nazif?in annesi girdi odaya.

?oyyyy?derding baa gele oğluuum?uyandıng mı?aman mümbülünü de gopardım aha.aha yidim aha.tettiiiii tetti.tettiiiii tetti??

nazif,babasını kaybettiğinde henüz çocuk yaştaydı.annesi,babasızlığını unutturmak için daha itinalı yaklaşır olmuştu oğluna.hem eşinden kalan bir emanet,hem sahip olduğu tek evladı olması itibariyle her zaman annesinin ilgi odağı olmuştu.çocukken bu şekilde sevilmek oldukça hoşuna gidiyordu fakat artık büyüdüğünü,koskoca adam olduğunu annesine anlatamıyordu bir türlü.o,annesinin gözünde hala küçük bir çocuktu.bu durum iyiden iyiye sıkıntı verse de annesinin bu tavrını bırakamayacağını biliyordu.


?anne şurda yapma bari şunu? diye püfledi nazif sıkıldığını belli ederek.
?hanimiş benim oğlum,hanimiş benim nazif?im.gurban olurum haaaa?
?anneeeeee?? diye sert bir şekilde çıkıştı annesine yeniden ve ?noldu baaa?niyen getirdiiz beni buralığa?? diye ekledi.
?be ooolum ben de bilmeym.eve geldiimde bok tuluu kimi yatiydin.anca elim ayaaam boşandı.gonu gomşu gelik sesime.onnar geldi de seni gurtardık.?
?neredeyiz peki şimdi biz?? diye bir soru daha sordu nazif,öğrenme isteği bitmeyen çocuk gibi.
?mizmizliooolu? dedi annesi nazif?i getirdikleri yerin ihtişamından dolayı gururlanırcasına.
?dehaaaaaaa? diye çıkıştı nazif annesine yeniden.?ben belleym beni gonukooluna,medihal parha falan getirdiiiz?hele baksanan adam amerihan filmlerinden çıhık kimi.gökten para yağsa bizinkine??.?


mizmizlioğlu,nazif?in oturduğu mahallenin alt sokağında bulunan iğneci-poliklinik karışımı,derme-çatma bir yerdi.iki iğneci,kötürüm bir hemşire ve bir uzman doktordan oluşan müthiş kadrosuyla karşıyaka?lılara hizmet etmekteydiler.perdelerle bölünmüş 3 adet kabin ve 37 ekran televizyonun buldunuğu 3?e 3 refakatçi! bekleme odasından ibaretti.bütün itici faktörler itina ile seçilmiş ve bu dükkanımsı yere konulmuştu sanki.kirden sararmış duvarlar nazif?in içini karartmıştı.bir an önce buradan çıkıp evine gitmek istiyordu.


?ne zaman çıkıcaz?? diye sordu nazif annesine.
?hele dur müşaade altında dutuliyng,doktor ne zaman derse.?
?ne müşaadesi la ana?bunlar beni heç bişeyin altında dutamazlar.herifin bıyıkları sararmış tütünden görmeyng mi?? diye eleştirisini dile getirdi nazif.

?yooook eyle deme.mizmizli eyi doktordur.merem hep annatiylar.bizim garşı gapı fadile apla buraya gelmiş bi g?.?
?yav ey.gafamı argıdma şimdi.senin fadile aplanın derdinde delim,ben eve gediym? diyerek yerinden doğruldu nazif.koluna bağladıkları serum kelebeğini bir çırpıda sökerek yataktan çıktı.hali olmayacağını düşünerek sağa sola tutundu fakat gayet güçlü kuvvetli olduğunu fark etti.?allah,allah? diye geçirdi içinden.serum kelebeğini kolundan çıkarırken de acı duymadığını hatırladı.şüpheli bir yüz ifadesiyle birkaç saniye düşündü ve kapı görevi gören perdeyi elinin tersiyle araladı?.


?kele..kele?be?kele?oooluum?kele beyle olmaz?ağşamaça yataydın hele?? diye nazif?in hızlı adımlarına yetişmeye çalışıyordu annesi,elinde tuttuğu meyve suları ve kolonya şişesine sımsıkı sarılarak.

?ana hös te gel? diye kestirip attı annesini nazif.
bir an önce eve gitmek istiyordu.
nihayet eve gelmişti.kapıyı açması için arkasından ona yetişmeye çalışan annesinin gelmesini bekledi.

?beeeee.kele beyle olmadı.neyse bari evde yat dinlen.? diye söylenerek kapıyı açtı annesi.
?bismillah? diyerek içeri girdiler her ikisi de.odaya girdiğinde halının toplanmış olduğunu gördü.?noldu burada?? dercesine annesine baktı.
?dün ağşam sofranın üzerine yığılmışıng bok tuluu kimi.ne var ne yok dökmüşüng.daha yeni yıhayıktım hele arıdana gader ölüktüm.küller başıma.dert çekmeden usandım? diye söylenerek ellerindekini yerleştirmeye başladı.çantasından çıkardığı ilaç torbasını nazif?e uzatarak ?al bahiym.ilaçlarını ihmal etmeli deemişing,su getirim de aha yavaş?

oruç?ramazan?nazif sanki kısa süreliğine bu dünyadan gitmişti.ramazan olduğunu hatırladı birden.oruç olması gerekiyordu şu anda.?ben oruç değil miyim?? diye sinirli bir şekilde sorarak hızlı adımlarla mutfağa,annesinin yanına gitti.
?gafeyi mi yiding?maden yıhandı ya gece.ne orucu?? diye çıkıştı annesi nazif?e.

nazif birden sakinleşti.düşünmeye başladı.üzülmüştü.bu ramazan da istediği gibi olmamıştı.her ramazan bir neden çıkıyordu.bu ramazan da öyle olmuştu.üzgün bir şekilde odaya geldi nazif.kanepeye uzandı ve yüzünü tavana çevirip düşünmeye başladı.uzandığı yerde uyuya kalmıştı.


?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak??


ses derinden geliyor,bir anda yükseliyor,duvarlara çarpıp tekrar derinlere iniyor?nokta kadar bir ışık gitgide büyüyor,parlaklaşıyor birden?sonra yine aynı ses?

?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak??

ellerini kulaklarına bastırıyor nazif sesi duymamak için?derinden gelip yükselen bu ses adeta bir savaş uçağının sesi gibi çarpıp geçiyor kulaklarına?bu döngü devam ediyor?ışık yükseliyor,sonra ses geliyor?sonra ışık bidaha yükseliyor,aynı ses yine sahnede?kurtulamıyor nazif.ne yapacağını bilmez bir şekilde sağına soluna bakıyor.nokta kadar ışık yeniden görünüyor.ışığa doğru koşmaya başlıyor elleri kulaklarında.fakat ışık bu sefer büyümüyor.ışığa koştukça,ışığında ondan uzaklaştığını anlıyor?.

gözlerini kırpıştırarak açtı nazif.uyuya kalmıştı.ses,hala kulaklarındaydı.umursamadı.

ıftar vakti gelmiş,akşam ezanı okunalı 10 dakika olmuştu.annesi orucunu açmış yemeğini yiyordu.?yoruldu masim,acı dinlensin.?diyerek nazif?i uyandırmamıştı.nazif?in kendine baktığını gördü ve yemeğini yarıda keserek ?beeeee.uyandıng mı ne?? diye sordu.

?yoog.daha yatiym.eyle mi görünüy ordan?? diye alaycı bir üslupla cevap verdi annesine.
?bohum? diyerek yemeğe devam etti annesi ve yüzünü televizyondan tarafa çevirdi.

annesi yemeğini yemiş,sofrayı toplamaya başlamıştı.mutfaktan elinde bir sürahi ve bardakla odaya geldi.

?şarıııııııl?şuruuullll?.şarııııııl?.şurullllll?.?

?bu da ne?? dermiş gibi dönüp annesine baktı nazif.annesi şerbet yapmış,içmek için son hazırlıkları yapıyordu.demi iyice otursun diye aktar boşalt yapıyordu.

nazif her şeyi hatırlamaya başlamıştı.şerbet!...onu zehirleyen şerbetti.o doktorun söylediği saçma sapan bir tanım değildi onun midesinin yıkanmasına sebep olan?dün akşam şerbet içtiğini hatırladı.şerbet içtikten sonra neler olduğu aklına gelince birden irkilip annesine baktı.annesi son aktar boşaltı yaptıktan sonra şerbeti bardağa koymuş,içmek için ağzına götürüyordu.

?haaayııııııırrrrrr? diye bağırarak oturduğu yerden ayağa kalkarak annesinin üzerine doğru atıldı nazif.neye uğradığını şaşıran annesi bu sesle birlikte içmek üzere olduğu şerbet bardağını ağzından çekip nazif?e baktı.nazif annesinin elindeki bardağa vurarak bardağı elinden düşürdü.bardak annesinin elinden fırlamış,yeni serilen halının üzerine dökülmüştü.

?bi.bohumu yidim? diye ayağa kalktı annesi.?kele daha az evel serdimdi? diye ekledi ağlak bir sesle??oyyy dert biter mi oy??
?anne o zehirli? dedi nazif heyecanlı bir sesle.?dün beni zehirleyen oydu.?,?balcan zehirlenmesi falan deeel.?,?zehirli o.?

?kele ne zehri.abbas?ın orda satiylardı daha az evel aldım geldim.?

nazif mort olmuştu :)
?hadi ya? diyerek mahcub olduğunu belli etti ve yavaşça yerine oturdu.?neyse,bak temizlik yapmana vesile oldum.belki de yeni halı alırsın? diye yarenlik ederek suçunu bastırmaya çalıştı.

sonra aklına şerbet geldi.dün bakkaldan aldığı şerbet.?imha etmeliyim? diyerek yerinden kalktı ve mutfağa gitti.şerbet paketi bıraktığı gibi duruyordu.siyah bir poşetin içine koyup,ağzını bağlayıp kapıdaki çöpün içine attı.

ıçeri girerken kim var kim yok diye şöyle bir etrafına bakındı.?aşretler gene dadanık? diye geçirdi içinden.?bunlara da dilen diyesin.?,?şimdi bizim gapıyı da çalarlar?

düşündüğü olmuştu.5 dakka sonra zile basan aşret gençleri ?alllaaah rızası için bi sadaakaaaa?burgul,simit te olur,yimek te olur ağabeyiii??,?abi allah hayrını gabil etsin abiiiii?

camdan aşağıya eğilip ?allah versin? diye seslendi nazif.aşret gençleri işlerine devam etmek üzere başka kapılara yöneldiler?.


-------------------------


?la leş kimi goktuk?,?nalet yering gohusu üzerime sinik,ilaç kimi gohiym aynı.?,?acı girim de bi duş alim yeeeerif? diye düşündü nazif.eşyalarını hazırlayıp banyoya doğru giderken; ?anne ben bi duşa girim de çıkim? diye seslendi annesine haber verirmiş gibi?

?ey amma şofbeni fazla açık goma haa?fazla eylenme?foturanın altından gahamiyk sovna.aha gene 75 kaat gelik bu ay? diye tembih verircesine seslendi annesi nazif?e?

nazif,banyoya girer girmez aynaya baktı.ağzını,dişlerini,saçlarını inceledikten sonra yüzüne baktı.fakat o da ne?nazif hasta olmasına rağmen çok dinç ve çok sağlıklı görünüyordu.sanki dün midesi yıkanan o değildi.hafif uzamış sakalı ve dağınık saçlarına rağmen kendini çok iyi görüyordu.?allah,allaaah? diye geçirdi içinden.gözleri cam gibi parlıyor,sanki ışık saçıyordu.dişleri bembeyaz,saçları kirli olmasına rağmen canlı ve parlak.sakalları oldukça iyi durumda.sonra gözlerini aşağı doğru kaydırdı nazif.pazularına takıldı.?o ne la?? diye geçirdi içinden.pazuları olduğundan daha büyüktü sanki.tişörtün kolunu omzuna doğru sıyırdı hışımla.

?abaaaav?la buna noluk?? diye sesli bir şekilde düşündü.hayretini gizleyemiyordu.?la golum mu şişik noluk?? diyerek öteki koluna baktı.o da oldukça şişkin ve eskisinden farklı görünüyordu?

nazif,neye uğradığını şaşırmıştı.bunun olmasına imkan yoktu.nasıl olabilirdi ki böyle bir şey?aylarca spor salonlarında ter dökmesine rağmen istediği gibi kollara sahip olamamışken,şimdi birkaç günde nasıl böyle kolları olabilirdi?

nazif hemen tişörtünü üzereinden sıyırdı??aman allah?ım? diye geçirdi içinden.bu bir mucizeydi.gördükleri karşısında gözleri ayrılmış,ağzı açık kalmış,yüzünde salakça bir ifade meydana gelmişti.

nazifin o kocaman dediği göbeği gitmiş,yerine kaslar gelmişti.baklava gibi kaslar hem de...belindeki yağlardan eser yok?eliyle yoklayıp gerçek olup olmadığını kontrol etti.acaba hayal miydi?ilaçların etkisiyle mi böyle bişey görüyordu?kendini çimdiklediğinde hayal olmadığını anladı.3-4 yılda sahip olunacak bir vücuda nasıl bir günde sahip olunurdu?böyle bir vücuda sahip olmak için yıllarca çalışmak,ter dökmek gerekiyordu.

nazif,hayretler içinde vücudunu incelemeye devam ediyordu?.hayreti yerini çoktan sevince bırakmaya başlamıştı?













nazif,hayret ve sevinçle vücudunu incelemeye devam ediyordu.nasıl olduğunu anlayamamıştı.anlamasa da olurdu zaten.yıllardır böyle kaslara sahip olmak için spor salonlarında ter akıtıyordu çünkü.

?be öldüngmüüüü,? sesiyle kendine geldi nazif.banyodan çıkmayınca annesi merak etmişti.?beş dakkaya çıkiym ahaa? diye cevap verdi annesine.alelacele duş alıp,meşefeyi beline sarıp dışarı çıktı.

?bi abaooovvvv.ulan saaa noldu?? diye yerinden kalkarak hayretle nazif?e doğru gitti annesi.?abaavvv lan düştüğünde mi şişti buraların yoğsam??

?yog ana yav?gas gas onlar..spor yapiydim ya.? diye cevapladı annesini.
annesi şaşırmıştı.oğlunun böyle bir vücudu olmadığını biliyordu.birden durup şüpheli gözlerle nazif?e baktı.?ulaaan?...ulan sen ipne mi oldung yoğsam?..bag südümü halal etmem!?
nazif duyar duymaz derinden bir kahkaha attı.zaten keyfi yerindeydi.gülerek,?yav yog anam yok.spor yaptığım için çıktı bunlar,heç mi filmlerde görmeyn.iki dæggada ipne etting bizi?

nazif o gece sevincinden uyuyamamıştı.çok muazzam bir vücuda sahip olup ta sevinmemek elde miydi?nazif durmadan karın kaslarını sıkıyor,pazularını sıkıyor,kollarına bakıyor,ayna karşısında kendini izlemekten geri duramıyordu.yarı çıplak bir şekilde evin içinde dolaşırken annesinden gelen ?anadan üryan gezmeee..madeni yıhattık daa dün böön cılbaniyn.get beşeyler gey üzerine? uyarısıyla buna bir son verdi.

nazif sahura kadar oturup bunların nasıl olabileceğini düşündü.ne olmuştu?o şerbette ne vardı?zehir mi?zehir insanı böyle güzelleştirir mi hiç?sihir mi?sihir de böyle güzelleştirmez insanı.peki neydi bu?




------------------------------------------------------------

amerika?da,new jersey eyaletinde özel bir laboratuarda ?upbelow mayon? isimli yahudi bir bilim adamı (abbilov meyan) * uzun araştırmalar sonucu yeni bir element geliştirmişti.bu,şerbetyum'du.meyan kökünden aldığı atomu şerbetik reaktiribitör fırınlama sonucu sıvı hale dönüştürüyor ve meyansal atılımgaçlarla reaksiyona giren atom sıvı hale dönüşüyor ve bünyesinde çok güçlü bir enerji barındıran bir element meydana geliyordu.bu enerji uzay mekiği gibi araçlarda kullabılabilirdi.başka bir alanda insanoğlunun bu kadar fazla enerjiye asla ihtiyacı olmayacaktı.bir tek alan dışında....nükleer silah...

------------------

upbelow mayon neden meyan kökü atomunu incelemişti?doğada incelenmesi gereken o kadar çok şey varken neden meyan üzerine odaklanmıştı?

upbelow?un ailesinde meyan şerbeti vazgeçilmez bir içecek,adeta bir gelenekti.her akşam yemeğinde,her aile toplantısında,her misafir ağırlandığında meyan şerbeti içilirdi.sudan sonra en çok tükettikleri sıvı meyan şerbetiydi.

------------------------------

1948 yılında ısrail devleti kurulduğunda dünyanın çeşitli ülkelerinde yerleşik yaşayan yahudiler,kurulu düzenlerini bırakıp ta israil?e gitmek istememişlerdi.fakat yeni kurulan ısrail devletinin vatandaşa ihtiyacı vardı.bin yıldır bekledikleri kutsal topraklara gelmiş,bir yahudi devleti kurmuşlardı.israil devleti diplomatik yollarla yahudilerin, yaşadıkları ülkelerden israil?e gönderilmelerini sağladı.

türkiye cumhuriyeti de yahudilerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerden birisiydi.israil?in bu başvurusunu dikkate alan o dönemin hükümeti,ıstanbul başta olmak üzere yoğun yahudi nüfusunun bulunduğu şehirlerdeki yahudileri gönderme kararı aldı.bu illerden biri de gaziantep?ti.gaziantep?te hatırı sayılır bir yahudi nüfusu vardı.yahudi mahallesi ismiyle kendilerine tahsis edilen mahallede yaşıyorlardı.çoğunluğu ticaretle uğraşan yahudiler kendi hallerinde yaşıyorlardı.

gaziantep?i,gaziantep kültürünü,mutfağını yani gaziantep?i her şeyiyle birlikte çok seven yahudiler gönderileceklerini öğrendiklerinde çok üzülmüşlerdi.onlar,kendilerini antep'ten ayrı bir unsur olarak görmüyor bilakis her fırsatta antep'li olduklarını dile getiriyorlardı.bu düşünceye sahip bütün yahudiler gözleri yaşlı bir şekilde antep?ten ayrıldılar?


-----------------------------------

yahudi ahmet anteb?in tanınmış şerbetcilerindendi.meyan kökünden elde ettiği şerbeti özel formülüyle tatlandırır ve derme çatma el arabasında akşama kadar dolaşıp satardı.

?meyaaaaaan ha meyan?.meyaan geldi ha meyaaaaan? diye bağırarak sokaklarda dolaşan şerbetci yahudi ahmet?in tanınıp,ünlenmesi pek fazla sürmedi.

ahmet bir süre sonra gezmeyi bırakıp hükümet konağında bir tezgah kurdu.eblehan?dan,şehreküstü?den,türktepe?den,akyol?dan ve muhtelif semtlerden insanlar şerbet almak için ahmet?in yanına geliyorlardı.ahmet bir süre sonra kendi meyan çiçeğini ekip yetiştirmeye başladı.ahmet meyanı yalnızca satmıyor,sayısız faydalarını bildiğinden dolayı ailesinin de bolca tüketmesini sağlıyordu.


--------------------------------------

antep?ten ayrılma vakti gelmişti?ahmet üzülüyordu.bilmediği yerde,bilmediği bir hayat.hem burada kurulu bir düzeni,güzel bir işi vardı.gitmek istemeseler de zorla gönderileceklerini biliyordu.nitekim gözleri yaşlı bir şekilde antep?ten ayrıldılar.

ahmet israil?i hiçbir zaman sevmemişti ve sevmeyecekti de.yeni kurulan bu ülkede tahsili ne olursa olsun insanlar kadın erkek demeden inşaatlarda,tarlalarda çalıştırılıyordu.ayrılmak isteyenlere izin verilmiyordu.bu dayanılıcak gibi değildi.ahmet bir yolunu bulup ailesiyle birlikte buradan ayrılmalıydı.kafasına koymuştu ve buradan gidicekti.nihayet bir kış gecesi ailesiyle birlikte ısrail sınırından dışarı çıkmayı başardı ahmet.tekrar antep?e gelmeyi istediyse de kapılar yüzüne sert bir şekilde kapatılmıştı.antep onun için hayalden ibaret olarak kalacaktı.

ahmet bir yolunu bulup göçmen olarak ailesiyle birlikte amerika?ya gitmeyi başarmıştı.uzun süre iş arayan ahmet bir fabrikada iş bulmuştu.epey sıkıntı çektikten sonra biraz da olsa rahatlamışlardı.ahmet çalışıyor olsa da aklı hep meyandaydı.?burada bu işi yapmaz mıyım?? diye düşünmekteydi hep.çünkü antep?te bu işi yaparken çok para kazanıyordu ve işini de çok seviyordu.bir kaç başarısız denemeden sonra o ülkede bu işi yapamayacağını anlayarak buna bir son verdi.amerikalı?lar meyanı sevmemişti.ama o evinde her gün içiyordu.meyan içtikçe antep?i,güzel günlerini hatırlıyordu.her meyanda antep?i görüyordu sanki.hükümet konağını,eblehan?ı,allebeni?baklavayi,fıstığı,içli köfteyi?


ahmet fabrikadaki işine devam ediyordu.hayat,antep'teki kadar olmasa da güzel sayılırdı.bu sırada üçüncü bir çocukları oldu.üçüncü çocukları da bir erkekti.ahmet,yeni doğan oğluna ona antep?i hatırlatacak bir isim koymak istiyordu.her bakışında,her gülüşünde,her baba deyişinde antep?i hatırlamak istiyordu.oğluna her sarılışında antebe olan özlemini dindirmek istiyordu.


?abbilov meyan?
ahmet?in yeni doğan oğlunun adı bu olacaktı.abbilov meyan.
ahmet antep?te şerbet satarken onun meşhur şerbetinden içenler ?abbilovvv? diyerek aldıkları lezzeti belli ederlerdi.bir süre sonra ahmet?i her gördüklerinde ?abbiloovv? demeye başlamışlardı ve bir süre sonra bu,"abbilooovvv meyan" olarak slogan haline gelmişti.ahmet oğluna bundan daha güzel bir isim koyamazdı?nüfus kağıdına ?upbelow meyon? olarak geçmişti ıngilizcesiyle?


yıllar geçmiş,upbelow meyon okumuş,babasının tek isteğini yerine getirip başarılı bir bilim adamı olmuştu.yaptığı araştırmalarla ön plana çıkmayı başarmıştı upbelow.günün birinde hayal ettiği kadar para kazanıp kendi araştırma laboratuarını kurmuştu.bitkilerden yakıt elde edilmesi üzerine çalışırken meyan kökü atomlarındaki muhteşem gücü fark etmiş ve yeni bir element elde etmişti.meyanın onun için aileden gelen ayrı bir önemi vardı fakat bu çalışmayla keşfettiği şey insanlık adına çok daha önemliydi.

upbelow bir yahudi olsa da ısrail devletine hizmet eden kötü niyetli bir bilim adamı değildi.upeblow bu yeni geliştirdiği elementten yakıt elde edip,uzay mekiğinde kullanmayı düşünüyordu.upbelow?un yanında çalışan dr.carıs mossad adına ajanlık yapıyordu.önemli projeleri mossad?a bildiriyor.gerektiğinde bütün çalışmaların kopyasını alıp onlara gönderiyordu.upbelow?un geliştirdiği şerbetyum?un bilgisayar çalışma kayıtlarını mossad?a göndermişti.israil?de upbelow?un kayıtlarına göre çalışmaların kopyası yapılmasına rağmen bir şey elde edilmemişti fakat doğru bir çalışma yapıldığında nükleer güç adına önemli bir adım atacaklarını biliyorlardı.mossad bütün denemelerden sonra bir sonuca varamayınca dr.carıs?tan o elementi oradan alıp kendilerine göndermesini istemişti.karşılığında dr.carıs?a bir milyon dolar verilicekti.

dr.carıs şerbetyum?u kara ve deniz yoluyla israil?e göndericekti.hava yoluyla amerika?dan onu çıkarması mümkün değildi.amerika?dan deniz yoluyla avrupa?ya gelen şerbetyum,oradan da kara yoluyla türkiye üzerinden israil?e gönderilicekti.


--------------------------------------


?lan bir işi beşallayamadııızz arhadaş? diye sinirli bir şekilde yanındaki adamlara bağırıyordu cine5mamet.?şimdi hepimiz öldük? diye de ekledi.?bunlar ısrailli.adamı sağ bırakmazlar?

hösüüünn,?geldik? diye lafını böldü cine5 mamet?in.

tırlar suriye?ye vardığında şebekenin suriye?deki ayağı tarafından kontrol edilmişti ve şerbetyum?un tırlarda olmadığı anlaşılmıştı.bunun üzerine cine5mamet olayı araştırdığında elementin yanlışlıkla ?şerbetçi halil usta? adına gelmiş başka bir tıra koyulduğunu anlamıştı.

?kimse kıpırdamasın? diyerek depoya girdiler.depodaki işçiler daha önce hiç böyle bişeye rastlamamışlardı.üzerlerine doğrultulan silahlar çok soğuk ve çok ürkütücü duruyordu.

?burada bilmediği bir şeyler bulan oldu mu?? diye sordu yüksek sesle hösüünnn?
?burada garip şekilli bişeyler bulan oldu mu??,?beş dakkanız var haaa?,?hepiniz ölürsüüüzz bak?

ışçiler bu garip adamların ne söylediğini anlayamıyor,korku ve şüpheyle birbirlerinin yüzlerine bakıyorlardı.


tuvaletten,?ooohhh,3 kilov hafifledim valla? diye keyifli bir şekilde söylenen bir adam çıktı.mutlu olduğu her halinden belli oluyordu.kendine gelip de dikkatle çevreye baktığında gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemedi?

?selaaamı aleykim? dedi titrek bir sesle ellerini pantolonuna kurulayarak.?geç lan kenara? diye uyardı hösüüüün onu da.işçi neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu.tam o anda hösüüün imdadına yetişircesine ?bak son kez soruym.burda,meyanların içinde,daha önce heç görmediii bişeylere rastlayan oldu mu??,?ortası cam,demir gaplamalı bişeyler? diye sordu?

ışçi birden,evelsi gün eline temas eden o garip şeyi hatırladı??be be been? diye atıldı.?ben buldum abi?,?cam,siyah,demir? diye devam etti.

cine5mamed hösüün?e bakarak ?hadi? dermişcesine kafasıyla işaret verdi.hösüün işçinin yanına gelip yakasına yapışarak ?nerde?? diye sordu.

?valla şu arka taraflarda olması gerekiy,bilmiym atıktım kenara amma aha bakak? diye boğuk bir sesle cevap verdi işçi.şanslıydı.attığı yerde duruyordu bu garip cisim.hösüün eğilip yerden aldı şerbetyum?u ve havaya doğru kaldırıp gözlerini kısarak baktı.sanki biraz eksilmiş gibiydi.?abi? dedi kaygılı bir sesle.?sanki bu eksilmiş?

?nasıl?? dedi cine5mamed.?nasıl eksilir??
?abi bu tam doluydu.hafif bir boşluk var sanki? diye cevap verdi hösüüüün?
cine5mamed tükü alıp kendisi kontrol etti havaya kaldırarak.?yok laaa?bu bişey deel oluuuum?eksilse bile bu kadarını bulduumuza duaa edek?azımıza sıçar bizi gebertirlerdi heç bulamasaydık?

halil usta?nın siparişlerini getiren tırlardan birisinin yolda atlattığı hafif kazadan dolayı şerbetyum tüpü sarsılmıştı.şerbetyum çok yoğun bir maddeydi ve basınçtan dolayı patlamaması için biraz hava alacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekiyordu.bunun için tüpün bir tarafı özel bir plastikten yapılmış tıpayla kapatılmıştı.bir iğne ucunun onda biri küçüklükte olan bir delik vardı tıpanın ağzında.burdan az da olsa hava giriş çıkışı olucak ve tüpün basınçla patlamasını engelliyecekti.tırın ağır bir şekilde sarsılması ile tüp önce tırın tavanına çarpmış daha sonra tekrar yere düşmüştü.bu sendeleme esnasında yoğun olan element çalkalanmış ve patlayacak kıvama gelmişti.iyice kabaran element patlayacakken gramın onda biri kadar kısmı basınçtan dolayı dışarı atılmış ve bu sayede basınçtan kurtulmuş ve patlamamıştı.

cine5mamed ve adamları tüpü metal çantaya koyup oradan ayrıldılar?israil?e gönderilmesi için yeniden çalışmalara başlamaları kuvvetle muhtemeldi?







---------------------------------------




davulcunun ritimsiz tokmaklarıyla kendine geldi nazif.?sahur olmuş? diye geçirdi içinden??kalkim çay suyu koyim?

ağır hareketlerle yerinden kalkıp mutfağa doğru gitti.çay suyunu koyduktan sonra dolabı açtı.
?antep pendiri,edirne pendiri,temetos,salatalık,pirpirim,zeytin,yæğ,bal? hepsini tek tek alıp tezgahın üzerine koydu nazif??çay bişene gadek hazırlayim? diye geçirdi içinden?.

?fokur fukur lıkır lukurpjoejoororoforoforofororofkokorkofko? (su gaynama efekti)

?casssssss,cıssssssssis,cozorrrrrrr? (suyun gaynayıp,ateşe sıçrama efekti)

?la la la la,erzigırıg hemen de gaynadı? diye söylenerek ocağa yöneldi nazif.daha önceden demlik kısmına koyduğu çayı sıcak suyla yıkayarak üzerine kaynar su çekti ve demlenmesi için ocağın küçük gözüne koydu?.

?surfeeey de serim hele? diye geçirdi içinden?sofrayı da hazırlandıktan sonra annesini uyandırmak için odasına gitti?
?anaaa?anaaaaa?anaaaaa..anaaaaa?anaaaaa.anaaaaa?anaaaaa?anaaaaa??
?ananı allah alaaaaaa? diye sinirlenerek yerinden doğruldu annesi??yavaş galdırsanaaaa?
gülerek ?ekmeeee gediym aha ben? diye seslendi annesine?annesi gözlerini ovuşturarak ?fazla almaaa.yinmey galiy? diye seslendi nazif kapıya doğru giderken?

nazif ?bismillah? deyip,anahtarı çevirerek kapıyı açtı??böön esiy ha? diye geçirdi içinden.
?önce bakkala gidim.sigaram kalmadı.ordan fırına giderim? diye geçirdi içinden.


mahallenin üst tarafına doğru yol aldı nazif.şoför ali?den girip yukarı tarafa doğru çıkmaya başladı.

henüz üç sokak gitmemişti ki ara sokaktan üç kişi çıkıp hızla nazif?in üzerine doğru gelmeye başladılar?nazif aldırış etmeden yoluna devam ediyordu.nazif?le adamlar arasındaki mesafe iyice azalmıştı ki ortada yürüyen adam belinden kocaman bir bıçak çıkarıp nazif?in karşısına dikildi.diğer adamlar da nazifin sağ ve sol tarafına geçmiş,onun kaçmasını engelleyecekmiş gibi ellerini açarak duruyorlardı?

nazif,gözlerinin ucuyla önce sağa,sonra sola baktı?sonra kendisine dik dik bakan karşısındaki adama odaklandı?kaşlarını çatarak adamı süzmeye başladı?.korkmuyordu...
?üzerinde ne varsa sökül? diye hırladı elinde bıçak olan adam?içki içmişlerdi?üzerlerindeki kötü kokudan belliydi??sökül dedim? diye yineledi?

nazif?in sağındaki ve solundaki adamlar nazif?in kollarını tuttular?fakat bir türlü kavrayıp ta nazif?i etkisiz hale getiremediler?nazif te şaşırmıştı bu duruma?nazif?in kollarını yerinden oynatamıyorlardı?ıkına ıkına nazif?i etkisiz hale getirmeye çalışıyorlardı fakat bir türlü yapamıyorlardı?

nazif için her şey ağırlaşmış,yavaş bir şekilde işler olmuştu birden??şimdi eğilmen lazım? diye bir ses duydu içinden ve müthiş bir refleksle arkaya doğru eğildi bıçak yüzünü sıyırıp geçerken?bunun nasıl olduğunu anlayamadan karşıdan gelen yumruğu da boşa çıkardı sola doğru eğilerek?sağındaki ve solundaki adamları halletmeliydi evvela...iki yanında duran kollarını sıkarak adamların kafasını birbirine çarpıştırdı?nazif?in karşısındaki adam şoka girmişti?son bir hamleyle bıçağı nazif?e doğru salladı?nazif hiç yerinden kıpırdamadan adamın bileğini sıkıca kavradı.adam acı içinde kıvranıyordu.nazif?in insan üstü bir gücü vardı.bu arada yerde yatan adamlardan birisi kalkmış arkadan nazif?e saldırmaya hazırlanıyordu.belinden bıçağı çıkarıp nazif?e doğrdu giderken nazif hala öndeki adamı dövmekle meşguldu.arkadan sinsice yaklaşan adam bıçağı nazif?e saplamak için elini kaldırdığında birden göğsünde bir acıyla uçtuğunu hissetti.nazif,onun geldiğini anlamış,müthiş bir hızla dönüp tekmeyi göğsünün üzerine yapıştırmıştı.adam resmen havada uçuyordu.on metre gittikten sonra duvara çarparak yere yığıldı?nazif tekrar bileğini sıkıca kavradığı adama döndü ve yakasından tutup karşı duvara doğru fırlattı.

eskiden olsa yine korkmazdı bu adamlardan ama hepsini bir çırpıda alt edemezdi.nazif,nasıl böyle güçlü olduğuna şaşırıyordu.adamların işini bitirdikten sonra hızla oradan uzaklaşmak için koşmaya başladı.

nazif sanki koşmuyordu.uçuyordu adeta.hızlandıkça keyif almaya başladı.sigara tirkyakisi olan birisi nasıl böyle koşabilirdi aklı almıyordu.?başıma çok iyi şeyler geldi sanırım? diye geçirdi içinden.

hızlı koşması hoşuna gitmiş olmalı ki bunu biraz daha sürdürmeye karar verdi nazif.şoför ali caddesinden yukarı doğru koşmaya devam ediyordu.birden önünde beliren belediye çukurunu fark etti.fakat o anda durması imkansızdı.anlık bir refleksle çukurun üzerinden zıpladı.
?abbaaaaaavvvv? diye haykırdı nazif.gözleri yerinden fırlamıştı adeta.bir kez daha zıpladı ve bu defa sevinç çığlığı attı.nazif,neredeyse apartman boyunda zıplamıştı.tıpkı o fantastik yabancı filmlerdeki kahramanlar gibiydi.bir refleksle zıplıyor,yere indiğinde ise ayakları çok güçlü bir şekilde kasılıyor ve yere sağlam basmasını sağlıyordu.birdaha birdaha derken cinderesi?ne kadar geldiğini fark etti nazif.yüzünde bir gülümsemeyle tekrar aşağı doğru koşmaya başladı?.ekmeği alıp eve varmıştı?



?bismillah? diyerek anahtarı çevirip kapıyı açtı.?be kele nerde galdın?çay buz kimin oldu? diye karşıladı annesi nazif?i.?gene fırıncıyla gonuşmıya mı daldın??,?ne anleysiiz ben bilmeym ki? diye söylenmeye devam etti.

nazif?in heyecanlı olduğu her halinden belliydi.enerjisinden yerinde duramıyordu.sabaha kadar koşup,zıplamak istiyor.bütün antep?i bu şekilde dolaşmak istiyordu.annesine bir şey belli etmeden ellerini yıkayıp sahur sofrasına oturdu?.


ramazan?ın üçüncü günüydü?öğlene doğru kollarını iki yana açıp gerilerek yataktan kalktı nazif.saatine bakıp akşama kaç saat olduğunu anladıktan sonra yüzünü buruşturdu.?şimdi vahıt ta geçmez.ağşamaça neydicim ben?? diye geçirdi içinden.ağır adımlarla lavaboya gitti.

öğle namazını kılıp seccadeyi toplarken ayak parmağıyla bilgisayarın düğmesine bastı nazif.internette biraz vakit geçirme düşüncesindeydi.biraz haberlere bakar,biraz msn?deki arkadaşlarıyla konuşur,biraz da www.eskiliufaksozluk.com?a girip bişeyler okumayı planlıyordu.fakat bugün garip bişeyler vardı nazif?te.normal davranmaya çalışsa da normal değildi.?acaba oruçtan dolayı mı?? diye düşünürken o garipliğin ne olduğunu hatırladı.nazif bugün susamamıştı.sanki oruç değil gibiydi.normalde bu saate kadar çoktan susamış olması gerekiyor,hatta ellerinin ateş gibi yanması gerekiyordu sıcaktan.şakaklarında,sigarasızlığın meydana getirdiği o yoğunluk ta yoktu.

birden mouse?un eline yapıştığını hissetti nazif.?buna nolmuş?? diye düşünürken elinden bir türlü çıkmadığını fark etti.elini sallıyor fakat mouse bir türlü elinde düşmüyor.sanki çok güçlü bir yapıştırıcıyla yapıştırılmış gibiydi.sol eliyle tutup elinden zorla ayırdığında avuç içinden garip bir şeyler çıktığını fark etti.kahverengi renkte,saçak,kıl gibi bir şeydi bu.birden irkilerek geriye doğru sıçradı fakat incelemek için tekrar avuçlarına dikkat kesildi.bunun nasıl çıktığına anlam verememiş bir şekilde düşünürken diğer eliyle avuç içini yokluyordu.bu şeyin nasıl çıktığını anlamaya çalışıyordu.diğer eliyle avuç içine bastırıyor,parmaklarını sıkıyor ama çıkıyordu.bunu yapmaktan vazgeçerek ellerini yana indirdi.sıkmaktan acıtmıştı elini.sağ elini yumruk haline getirip sıktığında o garip şey tekrar çıktı.nazif çok şaşırmıştı.kalp atışları o kadar hızlanmıştı ki bir an oraya yığılıp kalıcakmış gibi hissetti.yumruğunu sıktığında baş parmağının oradan dışa doğru garip bir şey çıkıyor ve yumruğunu açmadan durmuyordu.

bu garip şeyi incelediğinde ilk başta bir şeye benzetemedi.fakat inceledikce kafasında bir şeyler şekillenmeye başladı.kahverengi renkte,ağaç dalını anımsatan,saçak saçak olmuş bir şey.?sahı daha önce buna benzer bişeyler görüktüm? diye içinden geçirirken kafasını kaldırıp,şaşkın bir ifadeyle boşluğa baktı.?meyan? dedi kendi kendine.?bu meyan?
bir parça burnuna götürüp kokladı.meyan gibi kokuyordu.

hayatında ilk defa geçen gün meyan kökü görmüştü ve o da kendisini zehirlemiş,hastaneye yatmasına neden olmuştu.şimdi de elinden meyan kökü çıkıyordu.?lan bakkal almaz olaydım? diye söylendi kendi kendine.?ne nælet adammışıng?

kendince haklıydı nazif.bir bardak içmek için aldığı meyan kökü başına garip işler açmıştı.önce saatlerce acı çekmiş,sonra hastaneye kaldırılmış,midesi yıkanmıştı.?nasıl bir şeymiş bu??










meyan kökü atomundan elde edilen şerbetyum,laktik asidik farmakolojik atılımgaçların inhibitörlenip süzülmesi neticesinde bünyesinde çok büyük güç barındıran bir madde haline gelmişti.

şerbetyum damlasının onda biri ölçüsünde bir parça nazif?i bu hale getirmişti.nazif,göbekli,aman aman bir vücuda sahip olmayan birisi iken kas yığını haline dönüşmüş,dökülen saçları gürleşmiş,yüzü güzelleşmiş,gözleri daha bir canlı hale gelmişti.

şerbetyum?u taşıyan tırın kaza yapması sonucu şerbetyum elementinin bir gramının onda biri kadar bir parçası,basınç etkisiyle bulunduğu tüpten dışarı atılmış ve meyan köklerinin üzerine akmıştı.meyan köklerini paketleyen işçi eline gelen ıslaklığı ciddiye alıp ta avuçlayarak aldığı meyan kökünü çöpe atmış olsaydı bütün bunlar olmayacaktı.o işçinin paketlediği meyan kökü bakkal müslüm?ün eline,oradan da nazif?in eline geçmişti.

nazif aslında o gece zehirlenmemişti.bünyesi şerbetyum?un içindeki enerjiyi kaldıramamıştı ve yorgun düşmüştü.nazif öksürürken aslında evrim geçiriyordu.şerbetyum o gece nazif?in vücudunu ele geçirmişti ve onun kusursuz bir hale gelmesini sağlamıştı.bütün fiziksel eksiklik ve kusurları bir anda yok olmuştu.insan üstü bir güce ve algıya kavuşmuştu birden.



akşam olmuştu?

ıftarını açan nazif,yeni demlenmiş çaydan bir bardak alıp dama çıkmıştı.yüzünü batmakta olan güneşe dönmüş yaktığı sigarasından art arda çekiyordu.birden elinden çıkan meyan kökü geldi aklına.havaya kaldırıp yumruk yaptı elini.meyan kökü,kuş parmağının kapandığı yere uyguladığı baskı ile baş ve işaret parmağının ortasından çıkıyordu ve kuş parmağıyla yaptığı baskıyı sonlandırmadan kesilmiyordu.

damdaki güneş enerjisinin demir ayaklarına takıldı gözü.?bu şeyi ona fırlatsam nasıl olur?? diye geçirdi aklından.düşündüğünü anına uygulamaya geçirdi.elini yumruk yapıp kökü güneş enerjisinin ayağına doğru fırlattı.kök çoktan güneş enerjisine ulaşmış,demir ayağa sarılıp sımsıkı kavramıştı.nazif elini geriye doğru çektiğinde elinden çıkan kökün gayet sağlam olduğunu fark etti.güçlü kollarına gözucuyla bakıp iki eliyle birden asıldığında kopacağını düşündü ama nafile.kök kopmuyordu.demir halat kadar güçlü bir şeydi bu.tekrar var gücüyle köke asıldı nazif.bu sefer de kopmamıştı.

?eee.burda mahsur mu kalıcam şimdi?? diye içinden geçirdi.nasıl kurtulucaktı bundan.tekrar kuşparmağıyla avuc içine bastırdığında kök koptu ve derin bir oh çekti.

nazif?in gözü karşı komşunun damındaki guruluk asılı direğe takıldı.?buradan atsam dutturur muyum olama?? diye düşünürken elini çoktan hedefe doğru yöneltmişti.kök elinden fırlamış ve direği dibinden sıkıca kavramıştı.nazif korkuyordu.?ya havadayken kopar da yere çakılırsam bok tuloo kimi?? diye geçirdi içinden.?la nolursa olsun,düşünce zıplarım?

?bismillah? diyip damın kenarından atladı nazif.oldukça heyecanlıydı.fakat davara çarpacaktı.kafası gözü dağılmadan önce bir şeyler yapmalıydı.duvara doğru giderken gözlerini kapatıp kendini iyice kastı nazif.birden kök onu yukarıya doğru çekmeye başladı.avucundan çıkan kök tekrar avucuna giriyordu.bu müthiş bir şeydi.

dama ulaşan nazif güç bela direğe tutunup kendini dama attı.şimdi tekrar karşıya geçmesi gerekiyordu.dün akşam ki zıplamasını hatırladı birden.damın kenarına çıkıp çömelen nazif başını eğip gözlerinin ucuyla karşı dama baktı.heyecanlıydı.
?bismillah? diyerek var gücüyle zıplayan nazif bir an gözlerini kapadı.küfür küfür esen havada kendini bir an boşluğa bırakmak istedi.gözlerini açtığında güneş enerjisinin üzerine doğru gittiğini fark etti.birden kendini toparlayıp betona attı.

?naziiiiiiffff?neyi devirding?ulan gene mi bayildin yoosam?? diye söylenerek yukarı çıktı annesi.?ulan bayıldıng belledim,gürp dey ses gelinçi? diyerek damağını kaldırırken nazif?ten cevap bekliyordu.
?yogana yav.ayaam turşu patlana dahıldı da?ondan yanı?




vakit yine geceyi bulmuştu.bir kaç saat sonra sahur vakti gelicek.?bu ne can sıkıcı bir hayat??diye içinden geçirdi nazif.?şu işlerden hala bir şey çıkmadı?,?nasip mi?nasipsizlik mi??

nazif balkonda oturmuş sigara içerken bir yandan da kendi kendine düşünüyordu.birden kulaklarında bir ses yankılandı.bu sesi hatırlıyordu bir yerlerden.bu ses,bu ses?evet bu o sesti?rüyasında duyduğu ses?

?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak?.şak şak şaka şak,şak şaka şak??.

nazif sesten çok rahatsız olmuştu?birden ellerini kulaklarına bastırdı?sanki karnı ağrıyormuş gibi öne doğru eğildi?oturduğu yerde iki büklüm olmuştu.neredeyse sandalyeden düşücekti.sonra ses birden kesildi.bu sefer çığlık sesleri duymaya başladı nazif.?neler oluyor?? diye geçirdi içinden.bir kadın yardım istiyor,bir çocuk ağlıyor?bir adam imdat diye bağırıyor?bir patlama sesi duyuyor sonra?tekrardan aynı ses geliyor kulağına sonra.?şak şak şaka şak,şak şaka şak?şak şak şaka şak,şak şaka şak??


sesler birden kesilmiştir.nazif hemen balkondan sarkıp aşağı baktı ama kimse yoktu.aşağıda birilerinin çığlık attığını zannediyordu.ses çok gerçekçiydi?çığlık atan bir yana fakat o ?şak şak? sesler nereden geliyordu?sanki demirden tasları birbirine vuruyorlar??şerbet? dedi nazif şaşkın bir şekilde?yine aynı yere gelmişti?şerbet gelmişti aklına?bu ses şerbet tasının sesiydi.bu ritmi çok iyi biliyordu.her cuma namaz çıkışında ?sebil? yaptırmak için bekleyen şerbetcilerin taslarıyla tuttukları ritimdi bu?.

?şak şak şaka şak,şak şaka şak?.şak şak şaka şak,şak şaka şak?.şak şak şaka şak,şak şaka şak..?

?şerbet bana neler yaptı böyle?? diye söylenirken bütün başına gelenleri düşündü.bir an kusursuz bir hale gelmesinin nedenini düşündü.duyduğu yardım sesleri,çığlıklar?geçen gece karşısına çıkan o üç kişiyi alt edişi.apartman boyunda zıplayışı?ellerinden çıkan meyan kökleri?

?eveeet? dedi nazif kendi kendine söylenerek.herşeyi anlamıştı.bakkaldan alıp içtiği şerbet her nasıl olduysa normal değildi ve onu bambaşka bir hale getirmişti.sihirli miydi?...sihir bir insanı bu kadar değiştirmezdi ki??tamaaam? diye geçirdi içinden nazif.?ben bir süper kahraman oldum?,?aynı o yabancı filmlerdeki gibi?,?süper güçlere kavuşmamın bir sebebi olmalıydı?,?o duyduğum çığlıklar?kötülükleri duyabiliyorum ve onlara yardım etmem gerekiyor?,?bu tas sesleri onu işaret ediyor bana?

nazif birden yerinden doğruldu.kaşları çatılmış,gözleri ileri doğru bakıyordu.eski çağlardan çıkıp gelmiş bir halk kahramanı gibi göğsü şişkin ve kolları kenarda ayakta duruyordu.ateş fışkıran gözlerini yavaş hareketlerle kırptı.nazif,avını yakalamak için harekete geçmeyi bekleyen aslan gibiydi.sessiz ve bir o kadar derin bir şekilde nefes alırken adeta patlamaya hazır bir yanardağı andırıyordu?

nazif sert,hızlı ve yeri delecek kadar güçlü adımlarla yatak odasına doğru gitmeye başladı?..