hayad

avlu
antep evlerinin vazgeçilmez sofası...
bir yaşam biçiminin özü...
tarih ve kültür otağı...
antep evlerinin en güzide bölümü. bu hayadda yani avluda yenen malhıtalı köftenin tadı bile başka olur. sanırım adını da ilk anlamından almasına şaşmamak gerek
bu hayadların bazılarında da nar ağaçları,gurbanda hallii bağlayacak zemini toprak olan genelde bir bölüm bulunur.
kebap yelleme ya da köfte yooorma işlemlerinin steril bir ortamda gerçekleştirilmesi için beton zemin gullanılır.gullanılmadan önce gece mavisi renginde hortum ve muz sarısı süpürgeyle beton zemini yıhanır hayadın.
yazın yeeen zevkli olur yıhayanın eline ayaaana dolaşmak,hortumu çeker sular seni ...!

+tıskıyt da get dert dutmıyasıca ben yıhıym sen kirletiyn geri ...!

bu hayada bakan gapılar birer odanın gapısı yahut iç içe birden fazla odanın birinin gapısı olur.
hayadın bir tarafından süllümle dama çıhılır ceviz ağaçlarının yapraklarının altında yazın uyuması datlı mı datlı olur bu damlarda!
hayadlar yogh artııı eskisi gadar ...
eskisi gadar da mutluluk ...!
antep evlerinin önündeki avlu bahçe ve sanırım o hayadı yıkamak bi hayli zor bir iştir
hayadlı bi evim olsun ben orayı restore edip restoran yapayım diye hayal ederim hep. yeen gözel olur kele*
cocuklugumda surekli kosup oynadıgım,terleme yapıp yedigim, muslugundan agzımı dayayıp su ictigim,mukemmel mekan....
mendil

havlu

hatta babamın dedesi rahmetli havlu isterken yaalımı verig hele derdi
eski devirlerde kadınların yaşamlarının büyük bölümü bu mekanda geçtiğinden bu ismi almıştır.
ben küçükken antepte sular 3 günde bir gelirdi gece saat 2 de eyuboğlu mahallesine suyu verirlerdi teyzem o saate kalkar önce depo bidon maşrapa ne bulursa doldurur sonra da hayadı yumaya başlardı dış kapının önünü yumak sırayla olurdu şöyle ki önce yokuşun üst geçesindeki bilmem ne dezze ye seslenilir * o gapısının önünü yur sonra yanındaki gonşu gapı önünü yur sıra bize gelince teyzem yur sırayla gider böylece de herkes kapısının önünü süpürse sokaklar tertmiz olur söylencesi bizzat yıkayarak gerçekleştirilmiş olurdu
oturmuş olduğum evde 50 metre kare kadar bulunan genniş avlu. guşların sıçımlığı da diyebilirik.
eskiden avlulu evlerde hayatın geçtiği yer...
sofra atıklarının dökülüp kuşlara yem olarak sunulduğu yer...
kümesteki üç beş tavuk ve horuzun atılanı kektiği yer...
gonu gomşuynan oturulan, yağlı küfde yoğrulan yer...

hayad = hayat...
bahçe - avlu
babaaennem: -de heerif acı hayada inek
dedem: -arvad yerinde duramiyn ha daa yegi geldik tama
b: -de navar avişgille iki hanek gækda inek işte
d: yok ağam ben yatıcım acı garışma baa
b: öfff heerif ne halın varsa gör
hele bide hayadıng içinde ariş varsa goruunu kopart terlemeyi yap, yarpanı eşgile küfteynen yi yeen güzel oluy...
apallo dedemin hayadında ariş vardı bi dene... bi eşgi tut bidenede gara hayir ağacı... leylahı aağacı bilem vardı... takda süllümnen bardaaltına çıhardık. haa bi dene de curun vardı yoorum geçmiş gün, suyu yeen sook olurdu...
recep gaymaan sööledee aman eşref türküsünde;

hayadları değirmi,
şu gelen yar değil mi
sakıplardan üç güzel
biri eşref değilmi.... şeklinde geçmektedir.
aynı zamanda yaşam biçiminin kullanış şeklidir hayad...

-sen biilin yoorum, ne diyek. zatilem bu hayad senin deelmi. nası bilirsen eyle ets.