halil ibrahim yasar

80 li yıllarda gazi orta okulunda sosyal bilgiler derslerine giren öğretmenimiz. kendisi bir görme engellinin gayet başarılı bir öğretici olabileceğinin kanıtıdır. kesinlikle kopyaya, derste ders dışı şeylerle meşguliyete asla izin vermez, bir şekilde o dersi iyi dinlememizi sağlardı. görmüyor olduğuna inanamazdık.*saygıyla hürmetle anıyorum kendisini..
hiç emek vermedi öğrencilerine, hiç ders anlatmadı, sadece ders boyunca sessiz ve hareketsiz kalmamızı sağladı. evet, en iyi yaptığı şey terör yaratarak sessizliği sağlaması ve korkutmasıydı. onun dersinde bırakın kopyayı, kıpırdamak bile cesaret isterdi. dersi kim mi anlatırdı? o günkü dersi ezbere anlatacak kadar iyi çalışmış öğrenci izin ister, hoca onaylar, öğrenci anlatır, ilk sıradaki öğrenci kitabı sessizce öne getirir, takıldığı yerde gösterir, anlatan öğrencinin sözlü notu yükselirdi. hiç bir şey öğrenmedik, ezberledik ve unuttuk, o kadar.
birşey öğretmeme konusunda elti ile aynı fikirdeyim. papağan gibi ezberleme konusunda uzman arkadaşlarımıza güya dersi anlatırır, ders biter biz de nefes alabilirdik. dayak konusunda kör olması engel tanımıyordu. çok iyi cetvel kullanırdı. dayak atmak istediği öğrencinin elini elinin içine alır allah yarattı demez indirirdi cetveli. bir gün okul nöbetçisiydim. ibrahim halil yaşar hoca dış merdivenleri çıkmış okula doğru oğullarından biriyle ilerlerken günaydın hocam dedim. ortalama 20-25 metre uzaklıktaydı ve ben 2-3 metre mesafedeki biriyle konuşma ses tonuyla seslenmiştim. ismimle hitap ederek günaydın demişti.