yün yuma

-yün yuma

gelinin ceyizindeki yünün herkeşçe yunması

yani küfte yimiye mahana
çeyiz olarak minumum 3 mindel, 1 döşşek, 6 küstüm yastığı, 2 döşşek yastığı, 6 yorgan verilen antep'te mecbur kalınan bir temizlik aktivitesi. tabi bu ritüel ev tekstil ürünlerinin, kaz tüyü yorganın, ikiz yatakların bugün olduğu gibi her köşe başında satılmadığı ve üretilmediği dönemlere ait olmakta ve günümüz için nostaljik anlam taşımaktadır.

şimdiki antep avradlarından bir derede çuvallarca yünü arıtmalarını, sonra da bundan çeyiz yapmalarını beklemek ne kadar imkansızsa, o zamanlar bu işten kaçmak da o kadar imkansızdı. gerçi öyle sulu dere de yok artık. eskiden kız anaları emekleriynen hem kendilerinin, hem de kızlarının bahtlarını ağartırlardı. işler, diker, yoktan var ederlerdi. bugün kız evermekle, oğlan evermek arasında bir fark yok, ikisi de paraya endeksli. üstelik oğlan tarafı el emeğiyle kotarılmış çeyizi çeyizden saymıyor, demode buluyor, marka olsun diyor, gaz tüyü yorgan da alınsın diyor.

neyse, gelin adayının ailesi çuval çuval yün almak zorundadır. fakat yün demek koyun demek olduğundan kokar ve pistir. suyu bol, taşlık, hafif eğimli bir dere bulunur. yakın akraba, arkadaş, komşu önceden belirlenen bir günde bu dereye giderler. bütün gün bu yünler yıkanır, yıkanır, yıkanır. ta ki yünler pırıl pırıl olana dek. su bol ve hafif eğim olduğundan pis sular akar gider. aynı zamanda piknik yapmak için iyi bir fırsattır ve yemekler yenilir, oyunlar oynanır, muhabbet boldur. zaman zaman mevkiyi iyi bilen romanlar davul, zurna, gırnata ile eşlik ederler. çocuklar için eğlencelidir, çünkü doğal bir aquaparkta, kah tarzan kah jane misali, çok meşgul ve yorgun büyüklerin ilgisinden uzak, gün boyu eğlence demektir.
o karpızatanın dili olada konuşa nece avratların döşşeklerinin mindellerinin yunu orda yıkandı.