beyzade

Durum: 6 - 0 - 0 - 0 - 25.02.2010 11:28

Puan: 62 -

10 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.

mevlid kandili

hayirlara vesile olmasi dileğiyle mevlid kandiliniz mübarek olsun

yemekteyiz şule

nar suyuda neydi öyle :)

90lı yıllarda çocuk olanların futbol kuralları

1. iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.

2. maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.

3. maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.

4. hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.

5. uç korner bir penaltıydı.

6. topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.

7. `frikiklerde açıl biraz` denince `burası ali sami yen mi` şeklinde cevap verilirdi.

8. takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.

9. kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.

10. top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.

11. penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.

12. abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı.

13. tanju, rıdvan, metin, ali, feyyaz, hagi, hakan, hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı.

14. topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı.

15. klişe laflar vardı: `at bakayim abinin kıllı göğsüne!`

16. elin avantajı olmazdı.

17. bel üstü gol sayılmazdı.

18. taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi.

19. maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı.

20. maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak algida max, eskimo, meybuz, 2,5 litrelik kola vb. ürünlerden oluşurdu.

21. pas vermeden sadece çalım atarak gol atılırsa sayılmazdı.

22. frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin koca bir zıplayışının akabinde 3 koca adım atmasıyla belirlenirdi... büyük atılan adıma karşılık olarak rakip takım "sen tuvalete de mi böyle gidiyon?" diyerek ortalığı kızıştırırdı.

23. top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.

24. gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip "adamın gol diyo" diyerek golü alırlardı. golü kabullenen kişi de kaleye veya defansa alınırdı.

25. varsa hakeme yapılan en dolu dizgin hakaret: "hakeme gözlük, eline de sözlük" tü.

26. oynayacakların sayısı eğer tek ise, güçsüzlerden biri devre değiştirerek gönlü alınırdı.

27. penaltılarda eğer takımınız açık ara farkla öndeyse kaleciye vurdurulurdu. ama en güçlü forvetiniz penaltıyı kullanacaksa, hemen rakip kalecinin gönlü alınırdı: "merak etme olm, teknik vuracam."

28. sabit bir kaleci yoksa 2 golde bir veya dakika usulü oyuncular aralarında değişirdi. kalecilik sırası "sonum bir allah" diye kim başlarsa o kişiden geriye sayılırdı.

29. dizde veya ayak ucunda top sektirerek de sıra belirlendiği olurdu (genellikle 9 aylık veya 21 aylık gibi oyunlarda). bu durumlarda ilk sektirmek isteyen "birim bir allah, kırmızı bayrak, yeşil kitap" derdi.

30. kaleci oyuncu kavramı vardı. takımların genellikle iyi oyuncuları bu kutsal göreve kendilerini adarlardı.

31. eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: "adamın devam ediyor." derdi.

32. milli birlik ve beraberliğimiz mahalle maçlarında başlamıştır. önce maçlar yapılır... centilmenlik skora yansımazsa sopalar, taşlar konuşurdu.

33. atan alır spor vardı. eğer top kime çarpıp çıkmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.

34. mahallenin abileri kaleci alıştırırlardı ve buna göre puan verirlerdi. aralarında kavga eden çocukların puanı kesilirdi.

35. skor ne olursa olsun akşam!? saati yaklaştığında "golü atan kazanır." kuralı işlerdi.

36. maçlardan sonra su sırasına girmek ayrı bir davaydı ve mutlaka koşa koşa gidilirdi. genellikle yaşlı amca veya teyzeler, zemin katta oturanlar bu işin acımasız kurbanlarıydı.

37. el kasti değilse o top direkt kaleye kullanılmaz, "kasti değilki oğlum, gol olmaz." denirdi...

38. eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa; o top çizgiye kadar götürülür ya popo dürtmesi yada yere yatıp kafa, burun, alın gibi vucut kısımlarının dürtmesi ile gol atılırdı.

39. kalecinin degajla gol atabilmesi bir yetenekti fakat gene de gol sayılmazdı. karşılıklı atışmaların sonunda yoldan geçen herhangi biri hakem yapılırdı ve sonuca o karar verirdi.

40. para o zamanlar kolay bulunmadığından maçın hangi takım tarafından başlatılacağına; bir tarafına tükürülmüş yassı bir taşın havaya atılıp, yaş mı,kuru mu seçiminde doğru tarafı bilen tarafın başlaması yöntemi ile karar verilirdi.

41.kaleler taştan olduğu için atılan şut önce defansa çarpıp sonra taşın üstünden geçtiyse şutu atan takım gooll diye yaygara çıkarırdı.rakip takımın gol değil kale üstü cevabına,gol yoksa korner o zaman ver topu diyerek racon kesilirdi.

yemekteyiz meltem

aklı başında tam bi antep arvadı. menüsünde alacalı çorba, tavuk mantar ,simit kebabı ve barmak kebabı var. işte bu yaw.

yemekteyiz ökkeş

yazıklar olsun... eğer yaşına hürmetim olmasaydı eğer daha ağır konuşurdum! örf gelenek ve göreneklerime bağlıyım büyüklerime kim olursa olsun terbiyesizlik etmem ...

bu adam nasıl bir adamdır ? yarışma kriterleri nedir de bu adam seçildi? ve kim nasil tahammül eder buna ?... herşeyi bi yana geçtim kocaman , boyunca çocuk sahibi olan ökkeş bey; bu akşamdan itibaren çocuklarınza örnek mi olduğunuz ? yoksa utanç kaynağı olmayımı tercih ettiniz bu garip anteple hiç bir ilgisi olmayan şovlarla ? hadi kendinize , ailenize , çocuklarınıza , çevrenize ve bilumum akrabalariniza karşılüçük düşmekten ve saygı duymakta imtina etmediniz antep kurtuluşunda nice zorluklarla nice yoksulluklarla düşmanla çatışıp , şuanda hangi ecnebiyetin cocugu oldugunu bilmeyerek yasamana izin vermeyip savasan bugun bu topraklarda gogsunu gere gere "antepliyim" ben diye dolasabilmen borcu oldugun atalarından da mı utanmadın .....!!!!!!

yemekteyiz şule

ya bırakın ya! birincisi şule antepli değil kayserili !!! ikincisi emlakçı olan soy ismi kaya olan beyefendi maş'dan bile haberi yok .. ökkeş diye bir insanı çıkarmışlar gay mi ? deli mi ? rol mu yapiyor ? çokmu zeki ? ne olduğu belirsiz insanların bu yarışmada ne işi var ?ne zaman çiğköfte makinede çekilip de (hemde iki defa ) sonradan yoğurdu ? hanginiz gördünüz ananızın böyle yoğurduğunu ? yazıklar olsun ...

akşamdan beri şehir dışından en az 5 arkadaşım aradı biz oraya geldik yedik içtik bu nasil bir tanıtımdır diye.. ayıp değilmidir ? evet şule güzel diğerleri de güzel herkesin ağzının suyuda aktı ama söz konusu antep ise söz konusu antebin insanları ve tanıtımı ise değil şule yüz tane de şule gelse umrumda değil olamazda..

antei temsil etmek tanıtmak bunlaramı kaldı ? nerede analarımızın yaptıkları yemekler örf adetler ? ya salsa gösterisi ? ne alaka antep ile ? kimse bunlardan neden söz etmiyor ?

ve en son soruyorum bir antepli olarak vicdanen rahatmısınız ? memleketinizi ? atalarınızın , ebeveynlerinizin size emanet ettiği bir kültürü böylesine rezaletle , yanında birde ökkeş denen adamın anlamsız kahkahaları ile tanıtılmasına.. siz razi olsanız bile allah razı olmaz..


saygılarımla...
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 6

90lı yıllarda çocuk olanların futbol kuralları

1. iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.

2. maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.

3. maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.

4. hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.

5. uç korner bir penaltıydı.

6. topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.

7. `frikiklerde açıl biraz` denince `burası ali sami yen mi` şeklinde cevap verilirdi.

8. takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.

9. kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.

10. top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.

11. penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.

12. abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı.

13. tanju, rıdvan, metin, ali, feyyaz, hagi, hakan, hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı.

14. topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı.

15. klişe laflar vardı: `at bakayim abinin kıllı göğsüne!`

16. elin avantajı olmazdı.

17. bel üstü gol sayılmazdı.

18. taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi.

19. maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı.

20. maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak algida max, eskimo, meybuz, 2,5 litrelik kola vb. ürünlerden oluşurdu.

21. pas vermeden sadece çalım atarak gol atılırsa sayılmazdı.

22. frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin koca bir zıplayışının akabinde 3 koca adım atmasıyla belirlenirdi... büyük atılan adıma karşılık olarak rakip takım "sen tuvalete de mi böyle gidiyon?" diyerek ortalığı kızıştırırdı.

23. top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.

24. gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip "adamın gol diyo" diyerek golü alırlardı. golü kabullenen kişi de kaleye veya defansa alınırdı.

25. varsa hakeme yapılan en dolu dizgin hakaret: "hakeme gözlük, eline de sözlük" tü.

26. oynayacakların sayısı eğer tek ise, güçsüzlerden biri devre değiştirerek gönlü alınırdı.

27. penaltılarda eğer takımınız açık ara farkla öndeyse kaleciye vurdurulurdu. ama en güçlü forvetiniz penaltıyı kullanacaksa, hemen rakip kalecinin gönlü alınırdı: "merak etme olm, teknik vuracam."

28. sabit bir kaleci yoksa 2 golde bir veya dakika usulü oyuncular aralarında değişirdi. kalecilik sırası "sonum bir allah" diye kim başlarsa o kişiden geriye sayılırdı.

29. dizde veya ayak ucunda top sektirerek de sıra belirlendiği olurdu (genellikle 9 aylık veya 21 aylık gibi oyunlarda). bu durumlarda ilk sektirmek isteyen "birim bir allah, kırmızı bayrak, yeşil kitap" derdi.

30. kaleci oyuncu kavramı vardı. takımların genellikle iyi oyuncuları bu kutsal göreve kendilerini adarlardı.

31. eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: "adamın devam ediyor." derdi.

32. milli birlik ve beraberliğimiz mahalle maçlarında başlamıştır. önce maçlar yapılır... centilmenlik skora yansımazsa sopalar, taşlar konuşurdu.

33. atan alır spor vardı. eğer top kime çarpıp çıkmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.

34. mahallenin abileri kaleci alıştırırlardı ve buna göre puan verirlerdi. aralarında kavga eden çocukların puanı kesilirdi.

35. skor ne olursa olsun akşam!? saati yaklaştığında "golü atan kazanır." kuralı işlerdi.

36. maçlardan sonra su sırasına girmek ayrı bir davaydı ve mutlaka koşa koşa gidilirdi. genellikle yaşlı amca veya teyzeler, zemin katta oturanlar bu işin acımasız kurbanlarıydı.

37. el kasti değilse o top direkt kaleye kullanılmaz, "kasti değilki oğlum, gol olmaz." denirdi...

38. eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa; o top çizgiye kadar götürülür ya popo dürtmesi yada yere yatıp kafa, burun, alın gibi vucut kısımlarının dürtmesi ile gol atılırdı.

39. kalecinin degajla gol atabilmesi bir yetenekti fakat gene de gol sayılmazdı. karşılıklı atışmaların sonunda yoldan geçen herhangi biri hakem yapılırdı ve sonuca o karar verirdi.

40. para o zamanlar kolay bulunmadığından maçın hangi takım tarafından başlatılacağına; bir tarafına tükürülmüş yassı bir taşın havaya atılıp, yaş mı,kuru mu seçiminde doğru tarafı bilen tarafın başlaması yöntemi ile karar verilirdi.

41.kaleler taştan olduğu için atılan şut önce defansa çarpıp sonra taşın üstünden geçtiyse şutu atan takım gooll diye yaygara çıkarırdı.rakip takımın gol değil kale üstü cevabına,gol yoksa korner o zaman ver topu diyerek racon kesilirdi.

yemekteyiz ökkeş

yazıklar olsun... eğer yaşına hürmetim olmasaydı eğer daha ağır konuşurdum! örf gelenek ve göreneklerime bağlıyım büyüklerime kim olursa olsun terbiyesizlik etmem ...

bu adam nasıl bir adamdır ? yarışma kriterleri nedir de bu adam seçildi? ve kim nasil tahammül eder buna ?... herşeyi bi yana geçtim kocaman , boyunca çocuk sahibi olan ökkeş bey; bu akşamdan itibaren çocuklarınza örnek mi olduğunuz ? yoksa utanç kaynağı olmayımı tercih ettiniz bu garip anteple hiç bir ilgisi olmayan şovlarla ? hadi kendinize , ailenize , çocuklarınıza , çevrenize ve bilumum akrabalariniza karşılüçük düşmekten ve saygı duymakta imtina etmediniz antep kurtuluşunda nice zorluklarla nice yoksulluklarla düşmanla çatışıp , şuanda hangi ecnebiyetin cocugu oldugunu bilmeyerek yasamana izin vermeyip savasan bugun bu topraklarda gogsunu gere gere "antepliyim" ben diye dolasabilmen borcu oldugun atalarından da mı utanmadın .....!!!!!!

yemekteyiz şule

ya bırakın ya! birincisi şule antepli değil kayserili !!! ikincisi emlakçı olan soy ismi kaya olan beyefendi maş'dan bile haberi yok .. ökkeş diye bir insanı çıkarmışlar gay mi ? deli mi ? rol mu yapiyor ? çokmu zeki ? ne olduğu belirsiz insanların bu yarışmada ne işi var ?ne zaman çiğköfte makinede çekilip de (hemde iki defa ) sonradan yoğurdu ? hanginiz gördünüz ananızın böyle yoğurduğunu ? yazıklar olsun ...

akşamdan beri şehir dışından en az 5 arkadaşım aradı biz oraya geldik yedik içtik bu nasil bir tanıtımdır diye.. ayıp değilmidir ? evet şule güzel diğerleri de güzel herkesin ağzının suyuda aktı ama söz konusu antep ise söz konusu antebin insanları ve tanıtımı ise değil şule yüz tane de şule gelse umrumda değil olamazda..

antei temsil etmek tanıtmak bunlaramı kaldı ? nerede analarımızın yaptıkları yemekler örf adetler ? ya salsa gösterisi ? ne alaka antep ile ? kimse bunlardan neden söz etmiyor ?

ve en son soruyorum bir antepli olarak vicdanen rahatmısınız ? memleketinizi ? atalarınızın , ebeveynlerinizin size emanet ettiği bir kültürü böylesine rezaletle , yanında birde ökkeş denen adamın anlamsız kahkahaları ile tanıtılmasına.. siz razi olsanız bile allah razı olmaz..


saygılarımla...
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.