hedik

genelde dişi yeni cıhan cocuk için pişirilir. adı da diş hedii olur.
bu kadar güzel bir tatlı ya da tuzlu ya da atıştırmalık ya da herneyse ondan olamaz. her işi görür, herkes bilmez.
göççükkene bn onu hödük sanardm...:d
deze uşakların dişi çıhtığı zaman yapılır.. yindikten sonra sabi sübyanı bi siniye otuttururlar. önüne darak ayna kalem ıvır zıvır gonur. uşak hangisini ilk ellerse ona göre mesleği olur derler..
ceviz içi, nar tanesi, rezene ve tarçın ve toz şekerle ikram edilir.
geçmiş gün meselesi.bir arkadaşım bir delip te çalışıyormuş vakti zamanında.delip'in kocaman bir buğday kaynatma kazanı varmış.buğdayı kaynatmak için ise tabii bolca su gerekiyor.su ihtiyacı için delip te bulunan kuyu suyu kullanılıyormuş.su kaynatma kazanına konulduktan sonra bazen birkaç gün beklediği oluyormuş.bir gün su kurtlanmış.buna rağmen usta başı her zaman kazanı temizlemekten ''erindiğinden'', ''bi şey olmaz heerif, gurtlar suyun gendinden'' deyip öylece buğdayı kaynatmış.kaynama işi tamamlandıktan sonra da pişen buğday(hedik) dan bir avuç alıp yemiş.yerken de bizim arkadaşa ''eem et suyunda bişen hediinde dadı başka oleymiş yaw''diyormuş.
çocukken bulgur , simit yapmak için masere gazanlarında * buğda bişirirlerdi , o bişen budaya hedik dedik..
kim pişirirse pişirsin , gonu gomşudan gelen herkese o bişen hedikden mutlaka verilirdi..
*
anam yapardı bende şekeri gatardım içine gaşıklar gaşıklar gendini yirdim *
anam gardaşlarımın hepiceenede diş hedii gaynattı. bende antebin dört bi köşesinde akrabalara daadıp para topladıydım.