çelet

-çelet

yaramaz,uslu durmayan.
-beg annaaaaaam,sen ne aklaksız uşakmışın yav.bizde uşak yetiştirdik anam,bukader çeledinide ilk görüym...
g.tüne gircivig giren çig sinir yaramaz uşak
acı yerinde durmayan gereksiz uşaklara deyler(yaşım 25 oldu hala söyleyler)
annem sammezrası köyüne öğretmenliğe gider yaş 18 bir gün çok yaramaz bir öğrencinin velisi gelip çocuğunu sorar annem :
-sizin oğlan çok yaramaz der adam bir anda çok sinirlenir
-ne deyn yanı yaramaz diye sert çıkar annem adamın yaramaz kelimesini anlamadığını anlar lafı çevirir antepliceye
-yani çelet çelet der adam:
-hah şeyle desene hocam ben de gers bişey sanıktım der olay tatlıya bağlanır
standar türkçesi "celep" olup, koyun, keçi, sığır gibi kesilecek hayvan ticareti yapan kimseye verilen ad olup, kelimenin diğer anlamı olan "kaba" "biçimsiz" yerine kullanıldığı gibi en çok yukarıda tanımlanan anlamıyla kendine antepcede yer bulmuştur.

--- bi dene bağ pıçaa alıym dedim . . . bi dne düzgün bişey bulamadım...
++ höö?
--- hepisi bıçgı kimi bösböök yeen celepdi... soona bahıcım artı...

* * *
yaramaz, haylaz, gürültücü, adama benzemeyen

--- gonşunung oolu yeen çelet, artı dingnerik bööyünçiye gader...
bunu beddua ederken de kullanabiliriz.

- allah saaa şeyle bi çelet ooğlan vere de gıçın yer görmiye. *