antep sehir efsaneleri

bu gonuda benim aklıma cocuklumdan galan bi efsane:

turktepede evlerimizde hep mağaralar vardı bunlar yazın soguk gısın ılık olurdu, kuplerde turşular ve pendirler bu maralarda saklanırdı. her marada da bi adamın sıgaca kadar bir tunel vardı. bize anlatılan bu amaraların hepsinin birbiri ile baglı oldugu ve halep e gadar gittig idi ve antep savunmasına 11 ay bu maraların sayeseinde direnildi soylenirdi
hatta o mağraların bir deve kervanı geçecek büyüklükte olduğu da söylentiler arasında idi.
70 li yillarin ba$inda antepte dondurma sati$i yasaklanmi$.
nedeni kentteki kolera salgini imi$.
(kaynak: peder)
zamanında ermeniler şehri terkederken, hem yoldaki eşkiyalardan korumak, hem de bir gün geri döneceklerini düşündükleri için değerli eşyaları ve altınlarını antep içindeki çeşitli yerlere gömdükleri ve şu an bu gömülerin üzerlerinde sizin bizim oturduğumuz apartmanların olduğu söylenir. (söyleyen yabancı değil, babaanem)
bizim evin bulunduğu sokağın adı mister aizli, bunun nedeni de bir efsaneye göre bir ingiliz askeriymiş. sokağa neden ingiliz askerinin adının verildiğiyse hala bilinmiyor..
antepin altında çok önemli bir su kaynağı olduğu söylenir. hele değirmiçem bölgesinin altında derya deniz varmış. çok büyük bir nehir akıyormuş antepin altından...

ayrıca şimdilerde kurtuluş camii, eskiden kilise(cezaevi) olan yer ile halkevi arasında yer altından atlı arabaların geçtiği büyük bir tünel olduğu söylenir. eskiden papazlar müslümanları etkilemek için bu tüneli kullanırlarmış. bir kilisede, bir halkevinde ortaya çıkarlarmış... destan işte
antep galesinin içindeki gizli yerlerde zindanda eli kolu bağlı cesetler kemikleriyle beraber o şekilde zincirli duruymuş derlerdi
bide mezarlıkta birinin mezarından gece hep ışık çıkıy diye bi dedikodu vardı
nedeni ise ölen kişi mahallede gezerken birisi dine imana sövmüş sanırım oda karşı çıkınca sövenler bunu öldürmüş o yüzden mezarlıktan gece ışık çıkarmış bu efsane epey bi sürdü ama birgün o tarafın elektriği tamamen kesilince öyle birşey olmadığını herkes anladı demekki ışık yansımasıymış uzaktan görenler için.
birde antepte herkesin bildiği klasik yalanla karışık bir efsane vardır.
bu evin altı eksiden mezarlıkmışta yapılıyken kepçeylen garmışlar ondan sonra temeli atılmış.
6 nolu entrye cevaben : antebin altında çok geniş bir su yatağının bulunduğu doğrudur özellikle bu su yatağı değirmiçem bölgesinde daha hissedilir orandadır.değirmiçemde iki metre kazı yapıldıktan sonra su kaynağına rastlamak muhtemeldir.grand otelin inşaasında ve çetinkayanın arkasında yeni yapılan otelin inşaasında minimum üç ay süreyle sürekli pompaların çalıştırılması vasıtasıyla su yatakları kurutulmaya çalışılmış ve temeller ancak belirli bir süreden sonra atılabilmiştir.
ocak pasajı:
zamanında şehri terkedip halebe yerleşen bir ermeni,
başka birisine antepde kalan hazinesinin adresini tarif ediyormuş, dert yanıyormuş,
o sırada çok fakir olan ve halepde iş arayan bir antepli,
adamın söylediklerini duymuş,
ve hemen antebe dönmüş,
adamın tarif ettiği yeri bulmuş ve altınları almış,
ve altınları bulduğu yere ocak pasajını yaptırmış.

bu konuyu o kadar çok duydum ki
artık efsane mi? gerçek mi bilemiyorum.
5 nolu entry e cevaben düzeltme:
mister ayizli (mr. isely) amerikan hastanesinin müdürüdür ve 1920 lerden 1960 lara kadar görev yapmıştır. dülük ormanlarının meydana getirilmesinde büyük katkıları olmuştur.
yavuzlar parkinin ordaki magaradan girilince ta kaleden cikilabilecegi söylenirdi.
alleben de bir zamanlar kiloluk baliklarin yasadigini rahmetli komsumuz fatma baci söylerdi.
sahinler cetesini herkes bilir antepte. bu cetenin antebi altüst ettigi, sehre korku saldigi, herkesten harac falan aldigi söylenirdi.
yazıcığın altının gompile mezarlık olduğunu bilmeyim amma sanat okulunun yeri eskiden kabirlikmiş. ben sanat okulunda okurken, atelyelerde veyahut okulun düzdepe taraflarındaki ağaçlıklarda yalıngız bulunmayın, derlerdi. biz de heç teg başımıza dolanmazdıg. nemize lazım, belki bişeylen filan karşılaşırık diye...
sanat okulu deel de saçaklı diyek biz şuna. bütün saçaklı mahallesi eskiden mezarlıkmış. hatta taa karakabir de içinde kalmak şartıyla. tabii bir tek (bkz: karakabir) yerinde duruy.

birde efsane olmayıp gerçek olan şeyle bişey var:

şimdiki öğretmenevinin olduğu kavşakta eskiden bir hamam varmış. hatta bu hamamın halen yolun altında olduğu (tam kavşağın altı, yani dilmes - (bkz: nil kahvesi) ve (bkz: öğretmenevi) üçgeni içinde kalan bölge. öğretmenevinin caddeye bakan balkonunda atatürk'ün halka hitaben konuşma yaptığı yazılıdır. atatürk o balkondan halka konuşurken, o balkonun (bkz: naaden) yüksekte oldoonu düşünün artık.
bey mahallesinde anneannemin evi ve evin altında mağara var.bu mağaranın içinde bir taş kadar oyuk var bu oyuğun arka evdeki yedi uyurların yatırına çıktığını, bir ucununda eyüboğlu camisine uzandığını ve kurtuluş savaşında bu yolla düşmandan gizli camide herkesin buluşup direniş hareketini gerçekleştirdiklerini duymuştum.
şu an kebapçıların mekanı dülük baba'ya ingiliz ya da alman bir bilim adamı çook büyük kasalarla binlerce fidan getirmiş,fidanları dikmişler böylece dülük baba ormanı oldukça genişlemiş lakin gavur bu garşılıksız iiyilik yapar mı,?boşalan kasaların içine kaya mezarından tarihi kalıntıları goymuşlar gaçırmışlar,,ve çok uzun süre bu fark edilmemiş.rivayet odur ki kaya mezarları kalıntılarını çalan bilim adamının adı da mr.aizliymiş yanı şu gavaklıktaki caddeye adı verilen şahıs..
herkesin duyduğu bir hikayedir muhtemelen çünkü ben en az on farklı antepli den dinledim bu hikayeyi...ıki arkadaş gece araba ile gidiyorlarmış tam mezarlık kavşağının oradan geçerken gelinlikli bir kız görmüşler....diye başlayan ve çok çeşitli versyonları olan ve genelde devamının kişinin kendi haleti ruhiyesine göre anlattığını tahmin ettiğim antep şehir efsanesi...
suzer ailesinin asıl servetini su an hasan süzer etnografya müzesi olan eski ermeni evinin altından gömü bularak yaptıgı söylenir .
bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce antepte mezarda doğum yapan bir kadının hikayesi anlatılıyordu.anlatılanlara göre günahkar bir kadın hamileyken ölüyor ve defnediliyor,bir süre sonra mezalığın bekçisi mezardan garip sesler geldiğini duyuyor ve kadının kocasına haber veriyorlar,daha sonra izin alınarak mezar açılıyor ve bakıyorlarki mezarın içinde kadınla bebek yaşıyor... kadın mezarda doğum yapmış kefeniylede bebeğini kundaklamış olarak bulunuyor ama kadın daha önceki hayatında günahkar olduğu için kabir azabı çekiyor ve saçları vücudu yanık bir şekilde bulunuyor daha sonra işte kadını ve bebeği alıp evine götürüyorlar ,kadın tövbe ediyor,kapanıyor falan..belki hatırlayanlarınız vardır bu olay antepte baya konuşulmuştu,herkes kadını görmeye gidiyordu akın akın..hatta o ara yine antepte iki başlı bir bebeğin doğduğu ve konuştuğu dedikodusu çıkmıştı...kıyametin kopacağını söylentileri sarmıştı her anı...hatta kıyamet kopacak diye korkudan sokağa çıkamamıştık...antep hakkında benim bildiğim en kötü şehir efsanesi budur.
  • /
  • 2