antep evi

gaziantep'in eski evlerinin inşasında çevredeki ocaklardan çıkarılan ?havara' taşı kullanılmış. yumuşak ve kolay işlenilebilir olmasının yanı sıra, mekanları yazın sıcağında serin, kışın soğuğunda ise sıcak tutması yaygın olarak kullanılmasına sebep olmuş.

zamanın kültürel yapısının ve dini anlayışın ?mahremiyete' verdiği önem, evlerin mimarisini de şekillendirmiş; evler 4-5 metre yükseklikteki duvarların arkasına, bir avlunun etrafına yapılmış. evdeki günlük yaşam bu avlularda geçtiğinden, ?hayat'denmiş onlara..yüksek duvarlar sadece mahremiyet sağlamamış, hemen ardındaki şehrin gürültüsünü kestiği için kuş tahalarını mesken tutan kuşların da cıvıltısıyla ev ahalisi şehrin yoğunluğundan koparılmış.

evde geçen hayatı kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için her türlü detay düşünülmüş; bazı odaların duvarları boydan boya dolaplarla (nacar) kaplanmış; sırıklı, işlemeli tavanlar ve halep sıvalı zeminler gözlere ziyafet çekmiş; avludaki küçük havuzdan (gane) gelen su şırıltısı ruhları dinlendirmiş; oda içindeki kuyular hayatı kolaylaştırmış, mutfağa yakın kiler ve depolarda (hazna) ev yapımı likörler, turşular, reçeller saklanmış.

gaziantep'de geçmiş zamanların yaşantısını yansıtan, tescilli ve koruma altında kimi ev, kimi kamu binaları 600 yapı var.


kaynak www.anadoluevleri.com
eskiden antep evlerine kuşlar için kuş pencereleri özel olarak yapılırmış..
şimdilerde balkonlara poşet bağlanıy..kuşlar pisletmesin diye..
bu da farklı bir bakış açısıdır.
evet kuş tağaları, havara taşları, bardak alti ile özel bir yapıdır antep evi.
karagözdeki evimizi çevrede aile kalmadığı için
(çoğu şaibeli yangınlar sonrasında tinerci mekanı olduğu için)
geceleri sokağa çıkmaya korktuğumuz için
(göç nedeniyle artan tinerci ve balicilerden ötürü)
ayrıca da heryer işyeri olduğu için dedem depo olarak kiraya verdi
ne acı!
antep evi diyoruz ama antep evlerinde aileler nasıl yaşayacak
son kalan antep evlerinde de insanlar bi nevi komşusuzluğa maruz kalarak
izole bi şekilde yaşamaya çalışıyor.
dış kapıda büyük ve gösterişli kapı tokmağı olur ki eskiden zil yokken bu tokmak çalınırmış.bir de hacca giden evsahipleri dış kapının üstüne kabeyi tasvir eden resimler ve yazılar bulunan levhalar astırırlardı.
kırkayak parkının kuzey yamacında bulunan, havara taşından inşaa edilerek eski yapılara benzetilmiş restoran ve cafe tarzı turistik mekan. henüz yemek yemedim ancak hayad* tarafı arhadaş grubuynan oturup gonuşmiya ve nargile içmiye yeen gözel oluy. personeli güleryüzlü, gelen müşteriyle diyaloğu istanbul ağzıynan, gendi aralarında da anteplice gonuşuylar. samimiyeti yakalayınca sizinle de anteplice gonuşurlar. bir gün yemek yeme fırsatım olursa yaptıkları yemeğin tadı konusunda burdan yine yazarım.
eyüpoğlu mahallesi kastelbaşı çıkmazı'ndaki matbaacı hösnü bey'in evinde 8 sene oturduk. hayatımda ilk hatırladığım ev, o evdi. eski bir ermeni eviydi. odaların içi yerden tavana kadar nacardı. kocaman bir hayadı vardı.
şimdi yıkmışlar kastelbaşı'nı... iki sene evvel antep'e geldiğimde görünce içim sızladı. çocukluğumun anıları da o yıkıntıların arasında kaybolup gitti.
hali hazırda yasşadığım, geçen yaz kendi imkanlarım ile misafir odasını bir nevi restore ettirdiğim evdir. hayatlı, şadırvanlı, yazlıklı bir evdişr oturduğum ev. kitabesinde yazan arapça rakamları türkçeye çevirdiğimde 110 yıllık bir ev olduğunu anlamış bulunmaktayım. şimdi diyorum ki iki tane daire de verseler (bkz: senden vazgeçmem)
"keşke imkanım olsa da kendime bir tane alabilsem, bakım yaptırsam sonra da içinde beyler gibi otursam" dediğim. hiçbir apartman dairesine ve türevlerine değişmeyeceğim, gördükçe dişlerimin kitlendiği* güzeller güzeli evlerdir...
çocukken bir akrabamızın antep evi vardı da sürekli o eve gitmeye mahana arardım, gederdim de ellaam.
anlatılmaz, yaşanır...

dışardan bakınca sade bi duvar bazan küşücük iki penceresi olan bi de demir kapısı bulunan, kapıdan girince resmen küçük bi dünyaya acılan miskilim antep evleri... ne güzellerdir. özellikle begendiğim sekiz odalı iki katlı bina şekli l biçimli kocaman hayatında incir ve ceviz agacı olan bazen de kiraz ve elma agacı olur. yazın bu hayatta yimek yinir iş dutulur gışlık salça dolma yapılır ekmek edilir. telezon bile üçlü gabloynan uzatma yapılıp bi sehpanın üstüne daşıınıp bura gonur izlenir. bahcede bazı bi kuyu olur. bodrumu hayatdan kuyu gibi aşaa bi merdivanla inilir. bodrumda iki oda olur birinde kömür digerinde salça turşu pendir zeytin olur. odalarda camlı ahşap dolap olur büfe olarak gullanılır. bazı odalara birbirinden geçilir bunlar gizli odadır gapısı dolapla birleşik olur. bu evlerde genelde gelin gaynana birlikde oturur oglanla baba genelde aynı işi yapar esnafdır. geline üst gatdaki iki oda döşenikdir, gelin gaynanın gızı kimin gün boyu eliiin altında yardımcısıdır, birlikde bişirir daşırır birlikde yirler... torunlar o hayatda büyür havıza girer çimerler...
nedim usta'nın yeri.
millet orayı gırhayak çay bakçası yahut gırhayak olarakda bilir. bu hafta sözlük eus ailesinin eşkili ufak sözlük kahvaltıda buluşuyor etkinliginde bir araya gelecegi güzeml ve yazın çok hoş olan mekanın da adıdır.

(bkz: kırkayak)
(bkz: kırkayak kahvesi)